2023, 2071 derken...

Kongreler bende oldum olası bir hayal kırıklığı yaratır. Günlerdir ”2023 Vizyonu” diye sabah-öğle-akşam anlatılan Ak Parti kongresi de büyük bir istisna olmadı.
Yanlış anlamayın. Organizasyon, koreografi, disiplin vs. mükemmeldi. Kongrede danışmanların, bakanların eşleriyle gelmesi hoşuma gitti. Mesut Barzani ve Muhammed Mursi gibi Orta Doğu’dan katılım da bence zamanın ruhuna uygun.
Ama, belki de günlerdir esen medya rüzgârından olacak, beklentiler çok yükselmişti. Sanki Cumhuriyet’in bundan sonraki sayfası açılacak gibi bir atmosfer vardı. Ama açıkçası ben ortada çok yeni bir vizyon görmedim. Kongre sonrası biri beni sokakta durdurup ”Ak Parti’nin 2023 vizyonu nedir?” diye sorsa, ”Doğru yoldayız devam edeceğiz” ya da ”Tayyip Erdoğan’ın Başbakan değil Cumhurbaşkanı olması” derdim.
Erdoğan’ın çok iyi metin yazarları var. Ak Parti’nin kendini tarihsel ve coğrafi olarak konumlandırdığı yeri gayet iyi anlattılar. Ama yeni olan ne? Salı günkü grup konuşmalarından farklı sözler işitmedik. Başbakan’ın konuşmalarını dikkatle dinleyen, dinleyemediysem mutlaka okuyan biriyim. Ve Allah için, şu zamana kadar Erdoğan’dan cesur, tarihi konuşmalar da duyduk. Ama bu kez 2,5 saatlik konuşmayı fazla dengeci, yer yer popülist, sürprizsiz ve fazlaca ‘icraatın içinden’ tadında buldum.
Yeni bir Oslo sinyali bekleyenler yanıldı. Başbakan Kürt meselesinde yeni bir söylem kurmadı. Kürt halkına PKK’nın çok fena olduğunu söyledi ve bir anlamda ‘PKK’ya karşı sesinizi yükseltin’ çağrısında bulundu. Bir kaç gündür ”İmralı’yla yeniden başlayabilir” haberlerini okuyup, dün de Hürriyet gazetesinin ”Bu işi ancak Öcalan çözer” kıvamında manşetini görünce, daha ileri ifadeler beklemiştim. Yoktu.
Hani çok iyimser olmak istersek, Kürt meselesinde ”Bugün hepimiz için bir milat olsun. Gelin bu sorunları birlikte çözelim. Bugün hepimiz için yeni bir başlangıç olsun” sözlerine sevinebiliriz. Ya da sonraki cümlelere sıkışmış utangaç ”özeleştiri” lafına... (”Hep birlikte özeleştirimizi yapalım ama yine hep birlikte geleceği şekillendirelim”).
Kim bilir belki de devletin derin dehlizlerinde İmralı’yla başlayan yeni dolaylı süreçte sadece bu iki şifreli ifadenin telaffuz edilmesi yeterlidir. Ama biliyorum ki Kürt meselesinin çözümü için yeterli değil...
İşin garibi, Erdoğan’ın konuşması sonrasında salonda Ak Partililer tarafından medyaya dağıtılan ”imzasız Word belgesinde” 63 maddelik kapsamlı bir reform paketi de var. İçinde ”anadilde kamu hizmetleri”, ”anadilde savunma” gibi maddeler var. Hani CHP kongresi değil ki bu ”korsan bildiri” olsun. Belli ki Başbakanlık hazırladı. Ama nedense Başbakan konuşmasında bunlara değinmedi...
Erdoğan’ın konuşmasındaki milliyetçi ve dini referanslar, haklı olarak bazı yorumculara fazla geldi. Emperyal bir vizyon çizdi. (Şam’dan, Rakka’dan, Trablus ve Kahire’ye selam gönderme; Selçuklu ve Osmanlı sultanlarına atıf vs) Selçuklu imparatoru Alparslan ve ordularını da bol bol andık. Bilemiyorum neden. Biz açılım beklerken, Başbakan neden Türk milliyetçi bir vurguya ihtiyaç duydu? Sahi bugün kaçımız at sırtında Anadolu’yu fetheden Oğuzlar’ın Kayı boyunun torunlarıyız? Ama nedense artık 1071 Malazgirt Fethi’nin 1000’inci yıldönümü, yani 2071, yeni hedefimiz. Ben herhalde göremem; ama sizler 2027 vizyonu yazarsınız öbür tarafa...

Yeni MKYK
Bu kongrenin asıl önemi, Erdoğan’ın konuşması değil Ak Parti’nin yeni yönetici elitinin belirlendiği MKYK listesi. Erdoğan kendisinden sonraki Ak Parti’yi dizayn etmiş bulunuyor. Ama o dizayn, eskisinden çok farklı değil. Omurga aynı: Merkez sağdan muhafazakâr kesime geniş bir koalisyon temsilcileri. Zaten neden değiştirsin ki? Üst üste seçim kazanan ve Çankaya’ya çıkması beklenen güçlü bir lider var. Yürüyen bir sistemi, dokunmadan muhafaza etmek istemiş...


Kongrede olmayanlar
1. Abdullah Gül: İsmi telaffuz edilmedi. Ta ki Mısırlı Mursi ondan söz edene kadar...
2. Avrupa Birliği: Bir hoş seda olarak kaldı hafızalarımızda.
3. Medya: Başbakan medyayı eleştirmedi.
4. Muhalif Medya: Ama Sözcü ve Cumhuriyet dahil muhalif gazeteler kongreye alınmadı.
5. Köfteciler: CHP kongrelerinde olduğu gibi dışarıda köfte ekmek satan seyyar satıcıları görmedim.
6. Oslo: İktidara yakın gazetelerin ”Yeni Açılım” vaatleri, en azından Erdoğan’ın konuşmasında yoktu.