Güneydoğu oyları düşer

DENGİR MİR MEHMET FIRAT’TAN DOKUNULMAZLIK İTİRAZI:

Ak Parti kurucularından Fırat, BDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karşı çıkarak, “Daha evvel denendi ve sonuçları görüldü. Aklı selim insanın denenmişi denememesi kanaatindeyim” dedi

Güneydoğu oyları düşer

Ak Parti kurucularından Dengir Mir Mehmet Fırat, BDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karşı çıkıp ve bunu dile getirmekten çekinmeyen nadir isimlerden. Temel tezi, böyle bir hamlenin PKK’yı güçlendireceği, Kürt kamuoyundaki mağduriyet hissini arttıracağı ve Ak Parti’nin Güneydoğu oylarında düşüşe neden olacağı yolunda.

* Dokunulmazlıkların kaldırılmasını destekliyor musunuz?
Hayır. Ben doğru olacağını düşünmüyorum. Bu sadece PKK’yı güçlendirecek ve AK Parti tabanındaki Kürt seçmeni de o yöne doğru kaydıracak sonuç doğurur. Tabii BDP milletvekillerinin yaptığını tasvip etmiyorum. Legal zeminde siyaset yapan birinin bunu yapması, büyük hata. Ama karşınızdaki hata işledi diye aynı cinsten hatayı işleme hakkınız yok. Bunun mukabelesi dokunulmazlıkların kaldırılması değildir.

* 1994’teki tecrübenin sonucu neydi?
1994’de PKK giderek güçlendi ve Kürt halkı kendini mağdur pozisyonda hissetti. Bunun ne teröre ne ayrışmaya faydası oldu. Türkiye’yi giderek kutuplaştırdı. Denenmiş işi denemek akıl işi değil. Daha evvel denendi ve sonuçları görüldü. Aklı selim insanın denenmişi denememesi kanaatindeyim. Bugün de en üst noktada ayrışma sorunu var. Bu daha da derinleştirir.

* Ak Parti’deki Kürt oyu etkilenir mi?
Bunun en güzel örneği Diyarbakır’dır. 2007’de Diyarbakır’da Ak Parti’yle bağımsızlar arasındaki oy farkı, 9 bin civarındaydı. 2011’de 220 bin oldu. Bağımsızlar (BDP) nereden alıyor bu reyi? Ak Parti’den. Peki Ak Parti kimden oy alıyordu? Muhafazakâr, mütedeyyin Kürtlerden.

* Ama Ak Parti yöneticileri 2011’de en çok Kürt oyunun Ak Parti’de olduğunu söylüyor...
Erzurum, Erzincan, Malatya, Elazığ’ı da katıp [toplam nüfusa] bakarsanız, evet. Ama Kürtlerin yoğun bulunduğu 13 ile bakarsanız, bunu demenin anlamını yok. 2007-2011 kıyaslamasında %13’lük oy kaybımız var. Hatta bunu tam ölçebilmek için, Mersin, Adana, İstanbul’u da katmak lazım. O zaman mütedeyyin Kürtlerdeki yabancılaşmayı görebiliriz.

* Kenarda köşede bu hamleden rahatsız olduğunu söyleyen bazı siyasetçilerin Başbakan’ın huzuruna gelince ağzını pek açmadığını duyuyorum. Neden?
Sistem meselesi. Siyasi partiler yasası o kadar anti demokratik ki, gelen vekiller pozisyonlarını halka değil partiye borçlu. Buna ben de dahilim. Halk tarafından seçilen vekiller değişiz biz. Genel başkanın ya da parti genel merkezinin iki dudağının arasında seçilen insanlarız. Sizi halk seçmediğine göre, halkın taleplerini iletme durumunda değilsiniz. Diyorum, ben de buna dahildim. Türkiye’nin demokratikleşmesi tabii ki yeni anayasadan geçer; ama yeni anayasadan çok daha önce daha demokratik bir siyasi partiler yasası lazım...
uNihayetinde ne olur? BDP’lilerin dokunulmazlığı sahiden kalkar mı?
Tanıdığım Sayın Başbakan kolay kolay kararından dönmez; devam edecektir. Ama inşallah olmaz diyelim. Temennim olmaması yönünde...

BDP’LİLERE FEZLEKE ‘ÇIKMAZ SOKAK’ MI?

19 yıl aradan sonra, Türkiye yeniden Kürt milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasını tartışıyor.
Önümüzdeki haftalarda muhtemelen tek gündemimiz, bu olacak. Başbakan Tayyip Erdoğan, “PKK’lılarla kucaklaşma” nedeniyle 10 BDP’li milletvekilinin dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda kararlı. Salı günkü grup toplantısını basına kapalı yaparak partisi içinde fezlekeye ‘muhalif’ Kürt vekillerini ikna etmeye çalışacak.
Yine de ‘dokunulmazlık’ tartışması, Ak Parti içi dinamikler ve Türkiye’nin dışarıdaki imajı açısından tam bir mayın tarlası. Bakın neden...

* ERDOĞAN BLÖF MÜ YAPIYOR? Ekranlarda bazı yorumcular, nihai kertede BDP’lilerin dokunulmazlığının kaldırılmayacağını, Başbakan’ın bu konudaki tavrının, aslında BDP’yi “sıkıştırmaya” yönelik olduğunu iddia ediyor. Oysa Başbakan’ın geçen haftaki Madrid gezisinden edindiğim izlenim, Erdoğan’ın oldukça ‘kararlı’ olduğu yolunda. Başbakan bu yaz Şemdinli’ye giden BDP heyetinin PKK’lılarla kucaklaşmalarının, TCK açısından bir ‘suç’ teşkil ettiği düşüncesinde.

* HÜKÜMETE ‘KAMUOYU’ BASKISI 1994’de aralarında Leyla Zana ve Orhan Doğan’ın da olduğu DEP’li milletvekillerinin Meclis’ten atılması, PKK’yı Güneydoğu’da zayıflatmamış, tam tersine, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ifadesiyle Türkiye’yi ‘çıkmaz bir sokağa’ itmişti. Ancak, maalesef o gün olduğu gibi bugün de Kürt milletvekillerine yönelik her türlü girişim, kamuoyunda büyük destek görüyor. Örneğin “kucaklaşma” sahnesi ertesinde, Ak Parti genel merkezini faks bombardımanına tutan parti tabanı, ”Nasıl müsaade edersiniz?” demiş. CHP tabanı ve Sözcü gibi muhalif gazeteler de ‘kucaklaşma’ meselesinde hükümetin daha sert olmasını istiyor. (Ancak, CHP yönetimi fezlekeye karşı).

* İTİRAZCILAR ERDOĞAN’IN KARŞISINDA SESSİZ Buna karşın böyle bir hamlenin Ak Parti’yi tatsız bir noktaya sürükleyeceğini düşünenlerin sayısı hiç de az değil. Cumhurbaşkanı ve bazı liberal aydınlar dışında, Ak Parti içindeki liberal ve Kürt vekiller de BDP’lilerin dokunulmazlığının kaldırılmasına karşı. Ancak, pek azı Başbakan’la birebir görüşmelerde bunu açıkça dile getiriyor. Kabine içi veya parti yönetiminde bu hamlenin yanlış olduğunu düşünenler (ki hatırı sayılır bir grup), Erdoğan’ın karşısında susmayı yeğliyor. Ak Partili vekillerden Diyarbakır milletvekili Galip Ensarioğlu dışında gerçek düşüncesini kamuoyuna anlatan olmadı. Bu durum, Güneydoğu’daki bazı parti yöneticisi ve milletvekillerinin, son dönem Ak Parti’deki Kürt oylarındaki düşüşü, genel merkeze “PKK silahla tehdit ediyor” diye açıklamaları nedeniyle, iyice yanıltıcı oluyor.

* BATI KAMUOYUNDA TÜRKİYE’NİN İMAJINI ZEDELER Böyle bir hamlenin, aynı 1994’de olduğu gibi ABD ve Avrupa Birliği tarafından eleştirileceği neredeyse kesin. O dönem başta Leyla Zana olmak üzere DEP’lilerin durumu, özellikle Avrupa’da uluslararası bir davaya dönüşmüştü. Bu kez, benzer bir eleştiri, Arap devrimlerinin heyecanıyla yeni demokrat seslerin yükseldiği Orta Doğu’dan da gelebilir. Kürt vekillerin dışlandığı izlenimi, özellikle Suriye konusunda demokratikleşme tezini işleyen Ankara’nın elini zayıflatabilir.