Sıcak yaz tiyatrosu

Medyada klişedir ”Bu yaz çok sıcak geçecek” cümlesi. Ve ne hikmetse, Türkiye’de de her yaz sıcak geçer. Baskın seçimler olur, koalisyon pazarlıkları, Çankaya pazarlıkları, açılımlar, olmazsa kapanımlar, giderayak komisyonlar...
Uzun lafın kısası, yine sıcak bir yaza giriyoruz.
Eh şaşırmamak lazım. Normal bir ülke değil burası. Daha nasıl bir sistemle yönetileceğimizi bile bilmiyoruz. Başkanlık, yarı başkanlık, partili cumhurbaşkanı... Seç, beğen, al.
Neden bilmiyoruz? Çünkü siyasette makul, rasyonel bir uzlaşma kültürü yok. 2011 seçimleri sonunda, herkes çıkıp ”Şimdi bir an önce yeni anayasa için kolları sıvamalıyız” demişti. Demeç üstüne demeç. İnternet siteleri açıldı, taslaklar istendi. “Ben demiştim” lafını sevmem ama inanın seçim gecesinden itibaren yeni bir anayasa üzerine uzlaşı olmayacağını söylemekteydim. Birbirlerine bu kadar hakaret eden, çelme takan insanların, sonra hiçbir şey yokmuş gibi oturup yeni bir sosyal mutabakat imzalaması mümkün mü? Hayır. Nitekim, daha Meclis’in ilk günlerinden itibaren hapisteki milletvekilleri dahil hiçbir konuda anlaşamadılar. Eğitim reformu, Kürt meselesi derken TBMM çatısı altında demokrasinin önünü açan bir ‘ülkü birliği’ yok. Sadece karşılıklı çıkarlar, hesaplar var.
Siyaset de toplumun her alanı gibi futbol maçı mantığıyla gidiyor. Hakim slogan, ”Sen kazanırsan ben kaybederim.” Bu ülkeden ortak bir vizyon doğabilir mi?
Meclis’teki anayasa komisyonu çalışmalarını bir ay daha uzattı. Tiyatro bir perde daha uzadı. Ama sonuçta uzlaşı olmayacağını hepimiz biliyoruz.
Zaten üç aşağı beş yukarı sonucu da biliyoruz. Nihayetinde önümüzdeki aylarda Ak Parti muhtemelen tepki toplayan Başkanlık sistemi taslağını geri çekecek. Bu medyada, büyük bir taviz olarak alkışlanacak. Pratikte çok bir fark arz etmeyen, ‘partili cumhurbaşkanı’ tasarısı hazırlanacak. CHP ve MHP, buna da karşı çıkacak. Sonunda iktidar partisi ”C Planı” dediği BDP’yle uzlaşı seçeneğiyle referanduma gidecek ve kazanacak.
Başbakan Washington’dayken 2014’te 3 seçim olabilir diyerek zaten malumu ilam etti. Sadece seçimlerin olacağı değil, seçimlerin sonuçları da üç aşağı beş yukarı belli değil mi?
Açıkçası bu aşamada 2014’le ilgili tek merak ettiğim, Ak Parti’nin İstanbul belediye başkan adayı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adaylarının kim olacağı. Onun dışında zaten romanını okuduğum bir hikayenin kötü bir Hollywood versiyonunu izliyormuş gibi bir bezginlik veriyor bana siyasetteki bu hareketlilik...
Neyse bütün bunlar, sıcak bir yaz geçmeyeceği anlamına gelmiyor. İyi şeyler de oluyor tabii. PKK’yla başlayan çözüm süreci, doludizgin sürüyor. BDP, bu yaz ‘yol temizliği’ dediği bazı yasaların çıkmasını talep ediyor. Siyasi partiler yasası ve terörle mücadele gibi konularda fazlaca gecikmiş düzenlemeler bunlar. ‘Demokratım’ diyen kimsenin itiraz edemeyeceği konular...
Yol temizliği, bana göre bu sıcak yazın ortasında Ankara’da serin bir meltem gibi esecek tek konu. Dedim ya gerisi, bunaltıcı bir tiyatro hissi yaratıyor insanda...