Ege’den Anadolu’ya Uzanan Şehir: Uşak

2 Eylül 2020

Ülkemiz saklı cevherlerle dolu farkında değiliz. Bu dönemde yurtdışına geziler kısıtlanınca ülkemizi tekrar keşfetmeye, içimize döndük.   Uşak nereden çıktı şimdi derseniz bu hikâye eski. Benim Uşak maceram 2008 yılında başladı. O zamanlar çok bildiğim, duyduğum bir şehir değildi tabii. Sonrasında koptuk ama bir şekilde İç Ege’den Orta ve Batı Anadolu’ya bağlanan, Kral yolunun içinden geçtiği, dünyanın en uzun ikinci kanyonuna ev sahipliği yapan bu güzel, küçük şehir ile yolumuz tekrar kesişti yakın zamanda. Bende biraz anlatmak istedim.

Geçmişten Günümüze Uşak

Milattan öncesine gittiğimizde Hititlere ve Friglere sınır olmuş şehir; daha çok İonyalıların etkisinde kalmış. Sonrasında Lidyalıların egemenliğine girmiş. Büyük İskender döneminde ise İskender’in Anadolu seferleri sonucu Büyük İskender hakimiyetine girmiş, ölümünden sonra Bergama Krallığı, Roma; Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı derken günümüze gelen muhteşem tarihi olan bir şehir aslında Uşak.

İsmi neden Uşak derseniz henüz net bir kaynak maalesef bu konuda bulunamamış. Fakat Arapça da Aşıklar anlamına gelen halk dilinde “bağlama çalan, ozan kimse” anlamından türediği kabul ediliyor hatta şehrin Afyon tarafından girişinde “Aşıklar Şehri Uşak” yazıyor.

 

Uşak’ta Gezilecek Yerler

Aslında gezmek isteyene seçenek o kadar fazla ki.  

-Tarihi Uşak Evleri:

Yazının devamı...

Dünyanın Sıfır Noktası: Greenwich

13 Şubat 2020


Hepimiz okullarda meridyenleri ve dünyayı doğu ve batı olarak ikiye ayıran sıfır noktasını öğrenerek büyüdük. Benim için de hep ayrı bir yeri vardı bu noktanın. Nasıl bir nokta Dünyanın başlangıcı olabilir hayal etmeye çalışırdım küçükken. Ama asıl sebep meridyenleri İngilizlerin bulması ve başlangıç meridyeninin ise kendi ülkelerinden geçtiğini söylemeleriydi 😊

İşte benim Greenwich ziyaretim bu merakla başladı. Hani saatlerde kullanılan meşhur GMT (Greenwich Mean Time) kısaltmasının da belirtilen yer. Londra’nın güneydoğusunda bulunan bu küçük tatlı kasaba aslında Sıfır Meridyeninden başka müze ve turistik yerlere de ev sahipliği yapıyor. 1997 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak ilan edilmiş, daha ne olsun. Bize de Londra gezimiz sonrası burayı da ziyaret etmek kaldı.

Londra’dan nasıl gideriz konusunda hiç girmeyeceğim çünkü ulaşım sistemi başlı başına ayrı bir hikaye. Bu gezimizde anladık ki yerlisi bile yolu karıştırıyor, biz de harita programı ile başımızın çaresine baktık. Kasabaya vardık varmasına ama sonra bir de başlangıç meridyeni nerede diye bir süre etrafımıza baktık ve haritamız bu konuda pek destekleyici olmadı 😊 Metrodan indiğimizde Turist Bilgi Ofisine gitmek için yönergeler mevcut. Biz de yönergeleri takip edelim derken öncesinde şirin bir yelkenli gemi karşıladı bizi.

Cutty Shark

 

İsmi “Cutty Shark” olan bu gemi 1869 yılında yapılmış ve zamanında Çin’den İngiltere’ye çay taşıyarak görevini hakkıyla yerine getirmiş döneminde hızıyla ün yapmış dünyadaki tek çay Clipper’ı. Öyle ki okyanus geçebilme rekoru ancak 1989 yılında kırılabilmiş. Sanayi devriminden sonra buharlı gemilere geçilmiş ve canım Cutty Shark ise görevini bu sefer Avusturalya’dan yün taşıyarak sürdürmüş. Sonrasında ekmeğini oradan da kazanamayınca yelkenli eğitim gemisi olarak hayatına devam etmiş ve emekliye ayrılmasının zamanı geldiğini anladıklarında ise Greenwich ’teki özel yerine getirilerek sergilenmeye başlamış. Başarı dolu ama biraz hüzünlü hikayesi ile bizi uğurlayan yelkenliden ayrıldıktan sonra Birleşik Krallık'ın en büyük deniz müzesinin yolunu tuttuk.

Yazının devamı...