Geri Dön

Bilmece... Bildirmece...

Bilmece... Bildirmece...

       SALI, saat 12.00...
       Telefonun diğer ucunda Yavuz Ataç.
       Pekin'deki idari ataşemiz.
       İlk cümlesi:
     - Şahıslarımız önemli değil, memleket için hayırlı olsun.
       Son cümlesi:
     - Hiçbir şey yazmamanızı rica ederim.
       "Şu anda" hala Pekin'de.
       Verilmiş sözümüz var, görüşme ile ilgili hiçbir ayrıntıya girmeyeceğiz.
       Ancak "şu kadarını" söyleyelim:
       Alaaddin Çakıcı'ya "kırmızı pasaport vermekle" suçlanan Yavuz Ataç "suçlu bir insanın psikolojisinde" değil.
     "Panikte" hiç değil.
       Gözlemimiz:
       Ataç, dönecek ve tabii ki konuşacak.
       Sanıyoruz "söyleyeceği çok şey olacak."
       * * *
       DÜN sabah Cumhurbaşkanı Demirel'le konuştuk.
     "Bu tür işler 1980'den sonra mı başladı" diye sorduk.
       Yanıt:
     - 1980'den önce yoktu. 80'den sonra anarşi vardı.
       - MİT bugün ne durumda?
     - MİT'i eleştirirken çok dikkatli olmak lazım. Dünyanın her yerinde istihbarat kurumlarının kendilerine özgü çalışma şekilleri vardır. Tabii MİT'in her tavrının doğru olduğunu da iddia etmiyorum.
       - Siz "bu işlere... İlişkilere" nasıl bakıyorsunuz?
     - Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak görev yaptığım süreçte MİT'in "devlet politikası dışında" bir şeye alet olduğu düşünülemez.
     
- Devlet politikasında "ölçü" nedir?
     - İçerde ve dışarda, milli ve evrensel hukukun dışına çıkmamak.
       * * *
       YAZIMIZIN bu bölümünde bir parantez açalım, kendimiz soralım, kendimiz yanıtlayalım.
     Soru:
       - Mesut Yılmaz, Yavuz Ataç'ı tanır mı?
     Yanıt:
       - Tanır. Mesut Bey muhalefetteyken görüştüler.
     Soru:
       - Yavuz Ataç hakkında "daha önce açılmış soruşturma" var mı?
     Yanıt:
       - Var. Birkaç ay önce Ankara'ya, MİT'e çağrıldı. Kendisine "Çakıcı ile görüşüp görüşmediği" soruldu.
     Soru:
       - Başbakan Yılmaz "Yavuz Ataç - Alaaddin Çakıcı ilişkisi hakkında" neler biliyor?
     Yanıt:
       - Çok şey. Örneğin ikisinin, bir süre önce Malezya'da buluştuklarını bile.
     Soru:
       - Sadece Pekin'de mi "eksik pasaport" var?
     Yanıt:
       - Pekin'de "eksik kırmızı pasaport" olduğu kesin... Ama "sadece Pekin'de mi" sorusuna yüksek sesle "evet" diye yanıt vermek çok zor.
     Soru:
       - Mehmet Eymür'ün "gizli kararnameyle" Amerika'ya gönderilmesine, Çakıcı hangi tepkiyi gösterdi?
     Yanıt:
       - Bir Bakan'ı aradı ve "Mesut Bey benim kellemi mi istiyor" dedi.
     Soru:
       - Çakıcı neden böyle konuştu?
     - Yanıt:
       - Aynı dönemde, Ankara'daki bir "CIA görevlisi de" geri çekilmişti. Ve bu Amerikalıyı Eymür tanıyordu. Çakıcı "acaba ikisi, benim için mi geldiler" diye şüphelendi.
     "Soruları ve cevapları" uzatmak mümkün.
       * * *
       DÖNELİM yine Cumhurbaşkanı ile konuşmamıza:
       - MGK'nın son altı ayda yaptığı toplantıların kaçında bu konulara (mafya... Organize suçlar) girildi?
     - En az dördünde.
       - Bu iş "nereye kadar" gider?
     - Vücuda bir hastalık girmiş. Bu bir süreçtir. Devlet, üzerine gitmekte kararlıdır.
       - Siyaset "bu işlere" hangi ölçüde bulaşmış?
     - Hiç bulaşmamış demem belki en doğrusu olurdu. Ama bunu söyleyemiyorum. "Gırtlağına kadar bulaşmış" da diyemiyorum.
     
- Şu anda yaşananları "tek cümleyle" özetleyebilir misiniz?
     - Bir toplumun resmi çekiliyor.
       - Sonunda "nasıl bir resim" çıkacak?
     - Sonunda şu olacak... Devlet, kendisine yönelen tehditle mücadele edecek. Ve başarıya ulaşacak.
       * * *
       "BU konular" bilmeceyi andırıyor.
     "Susurluk bilmecesi" gibi.
       Dün "çalışırken" şunu düşündük:
     - Galiba bu bilmeceler hiç çözülemeyecek... Zira "soldan sağa", "yukarıdan aşağıya" o kadar çok kişiye uzanıyor ki.





Yazara E-Posta: y.donat@milliyet.com.tr

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber