Milliyet, 1959’da kimi Yılın Adamı seçmişti?

1 Ocak 1959 tarihli Milliyet... Dünyada Charles de Gaulle’ü yılın adamı seçmiş. Ya Türkiye’de? “Hapisteki Türk gazetecisi...”

1 Ocak 1959 tarihli Milliyet...
Dünyada Charles de Gaulle’ü yılın adamı seçmiş.
Ya Türkiye’de?
Onu da Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi açıklıyor:
“Hapisteki Türk gazetecisi...”
* * *
DP’nin, 10 yıla yaklaşan iktidarın verdiği şişkinlikle basını ezdiği devir...
Duvara çarpmanın arifesi...
Basın Kanunu ağırlaştırılmış, basın mahkemeleri dolup taşmış, hapiste gazetecilere ayrılan koğuşlarda yer kalmamış.
Her gün yeni yayın yasakları geliyor, sayfalar boş sütunlarla çıkıyor, basına yeni tedbirler hazırlandığı söylenerek matbaa kapısında Demokles Kılıcı sallandırılıyor.
1954-1958 arası gazeteciler toplam 57 yıl hapis yatıyor, 323 bin lira para cezası ödüyor.
Dünyanın büyük gazeteleri, hapisteki Türk gazetecileriyle ilgili haber ve makaleler yayımlıyor.
Uluslararası Basın Enstitüsü, Başbakan Menderes’i bir mektupla uyarıyor.
Başyazısında Abdi İpekçi, yurtdışına çıkan Türk gazetecilerine her yerde “Türkiye’de basın hürriyeti kaldı mı? Siz kaç defa hapse girdiniz” sorusu sorulduğunu belirtiyor, demir parmaklıklar ardında bir gazetecinin resmedildiği çizimin altına şu satırları yazıyor:
“Yılın adamı olmaya her bakımdan layık bulduğumuz Hapisteki Türk Gazetecisi’ne, Yılın Adamı’na hasrettiğimiz şu sütunların en şerefli köşesini ayırmakla zevk duyuyoruz.
Yeni yıla hapishanelerdeki koğuşlarında hırsızlarla, katillerle birlikte giren Türk basınının şerefli temsilcileri Yusuf Ziya Ademhan, Ülkü Arman, Halim Büyükbulut, Şinasi Nahit Berker, Tarık Halulu, Nihat Subaşı, İhsan Tarhan, Metin Toker, Fatin Fuat Tözer, İhsan Tufan ve memleketin muhtelif vilayetlerinde sessiz sedasız hapsedilmiş, bizim dahi bihaber bulunduğumuz bütün meslektaşlarımıza Allah’tan sabır dileriz.”
* * *
Aradan yarım asırdan fazla zaman geçmiş.
Bugün yine yargılanan, hapsedilen, kovulan, susturulan gazeteciler, köşe yazarları, televizyoncular var gündemde...
Yurtiçinde, yurtdışında nereye gidip kiminle sohbet etsek, “Basın hürriyeti kaldı mı? Sizi ne zaman susturacaklar” sorularına muhatap oluyoruz.
Dünya basını yazıyor, Uluslararası Basın Enstitüsü Başbakan’ı uyarıyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, son Erbil Tuşalp kararında olduğu gibi, ifadeyi cezalandıran hükümete, “İnsan Hakları Sözleşmesi’ni imzaladıysan, rahatsızlık yaratan fikirlere de açık olmalısın” dersi verip ceza kesiyor.
Belalı bir mirası devralıyoruz.
Ülkemiz, artık bu sansürcüler liginden çıksın istiyoruz.
Çocuklarımıza, babalarımızın bize bıraktığından farklı, özgür bir ülke devretmek istiyoruz.
Bu hedefe de, ancak yargılanmayı, hapsedilmeyi, susturulmayı, işsiz kalmayı göze alan, zorlu bir mücadeleyle varılabileceğini biliyoruz.
Bu satırları, en yoğun baskı döneminde “Hapisteki Gazeteci”yi yılın adamı seçmiş bir gazetede yazıyoruz.
Bunun hem gururunu, hem sorumluluğunu hissediyoruz.
O geleneği inşa eden ve sürdürenleri saygıyla anarken, onların mirasını yaşatmanın, “Basında güven” bayrağını taşımanın, basın özgürlüğünü savunmanın, bugün çok daha önem kazandığına inanıyoruz.
Bu inançla bütün meslektaşlarımıza sabırlar diliyoruz.