Devlet Bahçeli “Neden öldürülen aydınların aileleriyle görüşmedikleri” konusunda bir açıklama yaptı. Özetle dedi ki:
“Bu ailelerden bazıları fail olarak bizi suçluyor. Böyle önyargılı bir platformla görüşmenin anlamı yok.”
* * *
Bahçeli yanılıyor.
Ve çok önemli bir fırsatı harcıyor.
Ailelerin iyi niyetine kefilim.
Meclis’e geldikleri gün birlikteydik.
Çoğunun babalarını, eşlerini vuran faillerin, silahların bir dönem MHP binalarından çıktığı bir gerçek...
Çoğunun, zamanında bu eylemlere öncülük etmiş, eylemcilere kol kanat germiş milliyetçi harekete karşı öfkeli olduğu da doğru...
Ama buna rağmen öfkelerini içlerine gömüp bir barış umuduyla Ankara’ya geldikleri de doğru...
Öyle olmasa MHP grubundan randevu isterler miydi?
* * *
Aileler ilk kez geçen yılki Babalar Günü’nde buluştu.
O etkinlikte Nükhet İpekçi şöyle dedi:
“Keşke biz hep birlikte bir duruşma salonunda da varlığımızı gösterebilsek... Tetikçilerimizin ve onların çok geniş çevrelerinin yakınları da olsa o salonda... Yan yana, ağız birliği edercesine hak ve hukuk arasak... Her iki tarafa karanlıklar saçıp duranlara ‘Siz bize ne yaptınız’ diye sorsak.”
İpekçi, bu ilhamı Abdullah Çatlı’nın kızı Gökçen Çatlı’dan almıştı. Onu televizyonda izlemişti. “Dili, mağdurun diliydi.”
Bir an onunla bütünleşmişti. İçinden, onunla farklı bölümlerde ama aynı hikâyenin içinde kaybettikleri babalarının durumunu konuşmak geçmişti.
* * *
Bir başka tanıklık:
Nükhet İpekçi’nin babasının kanlı gömleğiyle geldiği programda Ağca’nın avukatıyla bir telefon bağlantısı yaptık.
“Ne gerek vardı” diye eleştiriler de aldık.
Oysa o görüşmeyi bizzat Nükhet İpekçi istemişti.
Babasının katillerini savunanlarla konuşmayı talep etmişti.
“Onda bizim hikâyemizin diğer yarısı var. Yadsıyamayacağımız, yok sayamayacağımız bir hikâye... Kulak vermeliyiz. Ciddiye almalıyız” görüşündeydi.
* * *
O gün heyette PKK’nın saldırısıyla ölen Yasemin Cebenoyan’ın ağabeysi de vardı. Muhtemelen o da BDP grubuna girerken zorlandı.
Tıpkı Turan Dursun’un oğlu Abit Dursun’un AKP grubuna girerken zorlanmış olabileceği gibi...
Ama olgun davrandılar; olgunlukla karşılandılar.
Heyette öldürülmüş milliyetçilerin aileleri olsaydı, onlar da bazı ziyaretlerde zorlanabilirlerdi.
Neden yoklardı?
Nükhet İpekçi’ye sordum:
“Gün Sazak’ın, İlhan Darendelioğlu’nun aileleri bize katılırlarsa, bir elimle birinin, diğeriyle öbürünün elini tutarak yürümeye hazırım” dedi:
“Çünkü ben insanları düşüncelerine göre ayırmıyorum. Sadece ‘katil olanlar ve olmayanlar’ diye ayırıyorum.”
* * *
Platformda bu görüşü paylaşmayanlar var.
Ancak herkesin toplumu iki uçtan çekiştirip gerdiği bir ortamda (tıpkı babası gibi) büyük bir şans Nükhet İpekçi...
Dün bir aracı vasıtasıyla Bahçeli’yle görüşmek istedi.
“Açıklamasında bahsettiği önyargılar bende yok. Biz bir barış dili oluşturmak derdindeyiz. Yıllardır bunu savunuyorum. Göz göze değmeden kimse samimiyetsizlikle suçlanamaz. Ona kendimi tanıtmak istiyorum. Birbirimize samimiyetimizi gösterebileceğimiz bir fırsatı yaratmalarını dilerim” dedi.
MHP lideri bu eli itmemeli...
Öfkelenecekse Ağca’yı karşılarken partisinin amblemlerini, işaretlerini kullananlara öfkelenmeli...