Uzaktan atarak iğne geçirmek çuvaldızın deliğinden...

Bir siyaset, bir siyaset... Yorumlar, değerlendirmeler, tartışmalar; eskilerin deyimiyle “fikir teatileri”
* * *
Osmanoğullarının adı “Hasta adam”a çıktıktan sonra, içerde başlayan bir doktorluk yarışı; en sonunda yarışı kazanan Gazi tarafından yasaklanmıştı.
Hasta iyi olmuştu, doktorluk yarışına gerek yoktu.
* * *
O nedenle de Ada vapurlarında, erkekler; bir saatten uzun süren yolculuk sırasında ne kabinede değişiklik ihtimalinden söz açarlardı, ne de seçimlerin erkene alınıp alınmayacağından.
Zaten seçilen de seçilmişti; kim kimi neden seçecekti?
* * *
Özellikle Ada vapurlarında, erkeklerin baş sohbet konusu yemek tarifleriydi.
Kuzu dolmasının iç pilavıyla, zeytinyağlı biber dolmasının içini kıyaslayanlara bile rastlanırdı.
* * *
Ada vapurları arasında da, yandan çarklı olanlar henüz seferden kaldırılmamıştı.
Akşam saatlerinde Adalar’a dönüş kolay değildi.
Fazıl Ahmet, Ahırkapı fenerine bakarak çok güzel anlatıyordu bunu:
Vapur pat pat vuruyor,
Yolcu dersen kum gibi.
Yine Fener duruyor,
Karşımızda mum gibi.
* * *
Şimdilerde ise “cafeteria”larda, servis arabalarında, otobüslerde, minibüslerde, özel otomobillerde değilse bile; TV ekranlarında bir siyaset, bir siyaset...
* * *
Sanki uzun yıllar sımsıkı kapalı duran bir düdüklü tencere, en sonunda kapağını patlatıp atmış gibi...
Doğa’daki dur duraksız değişimin, “Yer” küresini de içine alan şaşırtıcı bir mekanizması:
- Etkiler ve tepkiler...
* * *
Örneğin savunma harcamaları denetim dışı kaldığında, gelişmiş gibi görünen kentlerin, kadastrosuz Hazine arazileri; iç göçlerle yağmaya uğruyor.
* * *
Nasıl ki fizikçilerin, “uydular dönemini” başlatmasıyla da; futbol maçları evlerden de izlenmeye ve maçları yüz milyonlarca dolara yayınlama ihalesini kazanan TV kanalları bol bol reklam almaya başlıyor.
* * *
Sonuç, futbolcu transferlerinin milyon dolara çıkmasıyla, erkek çocuklarında futbolculuğa merakın artması ve yüz binlercesinin ziyan zebil olmasıyla da; sokaklardaki şiddet eylemlerinin yaygınlaşmasına, “psikososyolojik” bir nedenin daha eklenmesi...
* * *
Etkiler ve tepkiler...
Tepkileri bir “asayiş sorunu” sanmak ve silahlarla engellemeye kalkmak ise; Doğa’nın “değişim mekanizması”yla zıtlaştığından; hiç umut edilmedik sentezler yaratıyor.
* * *
Avrupa Birliği ülkelerinde, ayakları bakımlı kadınlara oranla; ayakları bakımsız olanların oranı nedir acaba?
* * *
Bir de Türkiye’deki duruma bakmak gerekir.
* * *
Yılda 30 bini aşan boşanma davalarının nedenleri araştırılsa.
Bu arada boşanan çiftlerden kadınlarla, erkeklerin büyükanneleri merak edilse...
* * *
Büyükannelerden ayakları bakımlı olanların torunları ister kadın olsun, ister erkek; ayakları bakımsız olan büyükannelerin torunlarıyla evlendiklerinde, boşanma oranları ne oluyor?
* * *
Ayak bakımı açısından hangi annelerle büyükannelerin çocuk ve torunları, daha çok sürünüyor, daha çok ölüyor?
* * *
“Kışla” parfümlü siyaset ile,”cami” parfümlü siyaset kutuplaşmaları arasında;”etkiler ve tepkiler” diyalektiği görmezlikten gelindiğinde...
* * *
Rusya’nın Avrupa Birliği üyesi olması; İstanbul depreminden önceye mi rastlayacak, sonraya mı sorusu da; akılların köşesinden bile geçmediğinde...
* * *
Hele hele şairlerle, yazı adamları da; içe dönük militarist öfkelerin gölgesi altında kaybolduğunda...
* * *
Enseyi karartmamanın tek yolu; siyasal bir dünya haritası üstünde, nerelerde henüz hiç bir karikatüristin bulunmadığını, nerelerde de karikatüristlerin yeterince özgür olmadığını saptamak...
* * *
Böyle bir inceleme, bir refleks olarak; ılık bir duş etkisi de yapabilir buzlanmış beyinlere...
* * *
Etkiler ve tepkiler...
İşte fizikçilerin, “konjonktürü” değiştirmesi sonucu; dünkü Milliyet’in sürmanşeti:
“Perşembe günü yapılacak maç yayını ihalesi 5 dev şirketin çekişmesine sahne olacak-Nefes kesen ihale”
* * *
Dünkü Milliyet’in manşeti de bir Türkiye MR’ıydı:
“ADIM BEDRETTİN-5 YAŞINDAYIM,3 YILDIR SOKAKTA -MENDİL SATARIM
Belki karşılaştık ama tanımazsınız. Öldüresiye dövülen çocuk vardı ya o benim. Suçum, başkasının bölgesine girmekti. Merak ediyorsanız, işte 5 yıllık ömrümün kısa özeti”
* * *
Galiba ülkemizi yeni yeni tanımaya başlıyoruz; fena bir aşama sayılmaz...