Peki, şimdi ne olacak?

Peki, şimdi ne olacak?

Doğan HEPER

"ZAMSIZ günler başladı."
Dünkü gazeteler buna paralel tarihi başlıklarla çıktı.
"Niye zamsız günler?"
Enflasyonu düşürmek için...
Devletçi politika, karma ekonomi, serbest piyasa ve rekabet düzeni... 7 Eylül kararları (1946), Milli Korunma Kanunu (1954 - 55), 4 Ağustos kararları (1958), 1970 devalüasyonu, 1975 istikrar paketi, 24 Ocak, 5 Nisan, şimdi de 1 Aralık...
Türk halkının ömrü ekonomik kilometre taşlarını ezberlemekle geçti...
Amaç enflasyonu düşürmek, ekonomik istikrarı sağlamak, refahı tabana yaymak.
Ama olmadı gitti.
Peki ne eksikti?
Başlıca eksik, istikrar konusundaki kararlılık.
Bugün bu kararlılık var gibi görünüyor.
Ama istikrar programı uygulaması için diğer unsurlar mevcut mu?
Evvela dört başı mamur bir program var mı?
Toplum, özellikle de etkin çevreleriyle ve geniş dargelirlileriyle istikrar tedbirleri dizisine hazır halde mi?
Bu ciddi önlemleri ısrarla uygulayabilecek güçlü bir hükümet iş başında mı?
* * *
TÜM bu unsurların yerinde olduğu kabul edilse bile önlemlerin, daha doğrusu yalnızca KİT ürünleri fiyatları ile petrol fiyatlarını dondurmanın derde deva olup olmayacağı tartışma konusu.
Özellikle Türkiye gibi 65 milyon nüfuslu ve serbest piyasa ekonomisine geçmiş bir büyük ülkede...
Örneğin petrol zamlarının 6 ay durdurulması dolarla işlem gören ve dış piyasalarda her gün fiyatı artan petrolün 6 ay sonraki fiyatını nerelere vardıracaktır?
Bu 6 ay içinde petrolün iç ve dış fiyat farkını hükümet neyle kapatacaktır? Döviz rezervlerinden mi, iç borçlanmayla mı, dış borçla mı?
KİT zamları durdurunca doğacak zarar enflasyonun da kaynağı sayılan kamu açıklarının artması anlamına gelmez mi?
Fiyat kontrolleri, serbest piyasa düzeninden tornistanın ifadesi sayılmaz mı? Bu kontroller piyasalar arası dengeleri bozmaz mı?
Bunlar olumsuz gibi görülen sorular. Ama bunlar açık seçik konuşulmaz, açığa kavuşturulmazsa 1 Aralık kararları da hüsranla bitebilir.
KİT'lere paralel olarak özel teşebbüsün davranışı da çok önemli. Bu tedbirler ya topyekün alınır, uygulanır, ya peşinen başarısız olunacak demektir.
Öyleyse özel teşebbüs ne düşünüyor?
Fiyat dondurmanın teklif sahibinin Sayın Rahmi Koç olması nedeniyle belki de bu ekonomik kararlara "Koç kararları" bile demek mümkün.
Şimdi her şeyden önce Koç ve Sabancı gruplarının yetkili kurullarından çıkacak görüşler merakla bekleniyor. Belki de o görüşler özel teşebbüs için yön tayin edici en önemli faktör olacak.
Bazı büyük iş çevrelerinin şu cümleleri ilginç:
"İstisnasız bütün fiyatların, ücretlerin, girdilerin, KİT ürünlerinin 6 ay veya bir yıl dondurulmasına varız. Ancak, bunun daha ciddi bir program çerçevesi içinde, kamuoyuna iyi anlatılarak, kamuoyu desteği alınarak yapılmasını tavsiye ederiz."
"Hükümet KİT ürünlerine gerekli zamları yaptı. Sanırız, özel sektör yılbaşına kadar yüzde 10 - 15 civarında bir zam yapar ve ardından bekleme sürecine girer."
"Fiyatları dondurmak Türkiye'de mümkün değil. Çünkü kayıt dışı ekonomi zamları devam eder."
* * *
MESUT Yılmaz hükümetinin ekonomik atağını aceleci bulmanın dışında, kısaca çeşitli şekillerde yorumlamak mümkün.
Görülen o ki alelacele ve yalnız KİT ve petrol zamlarını dondurmanın topyekün bir yapısal değişimin sağlayacağı yararların yerini alması mümkün değil. Bu olsa olsa geçici ve kısa süreli bir enflasyon düşüşü sağlayabilir.
Türkiye'nin kalıcı esenliğinin ise yapısal reformlardan geçtiği bilinen bir gerçek.
Bu arada 6 aylık uygulamanın bir erken seçim hazırlığı olduğunu düşünmek bile istemiyoruz.
Türkiye'nin rayına oturtulması gereken ekonomisiyle, seçim endişeleriyle oynamak Türkiye'yi daha da içinden çıkılmaz bir kaosa sürüklemez mi?
Tüm bu mütalaalardan sonra bu aceleci hükümetin iyi niyetine inananlardan olduğumuzu söyleyelim.
Ama iyi niyet, ekonominin katı kurallarını dize getirmeye yetecek mi, göreceğiz.



Yazara EmailD.Heper@milliyet.com.tr