“SABIR”, AMA AZ BİR SÜRE DAHA...

İçte ve dışta bütün olanlara dikkatle bakan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu işlerin arkasında büyük bir akıl var” diyor.
Cumhurbaşkanı, “sınırımızda oyun oynamak istendiğini” de söylüyor.
Şimdi, oynanmak istenen oyun için neler yapıldığına bakalım. Bunlar tarihe vesika olarak kalacak, bunu da bilelim.
***
“Alan hâkimiyetini kaybettik.”
Bunu İçişleri Bakanı Efkan Ala söyledi, dendi.
Ama sonra bu söz tekzip edildi. Kim söylerse söylesin, bu söz doğru bir söz değil mi?
Güneydoğu’da PKK vergi topluyorsa...
Güneydoğu’da PKK kendi mahkemelerini kurup, davalara bakıyorsa...
Güneydoğu’da PKK kendi bürokratlarını tayin ediyorsa...
Güneydoğu’da PKK istediği zaman, istediği yollarda kimlik kontrolü yapıyorsa...
Güneydoğu’da PKK iç güvenliği kendisi oluşturuyorsa...
Güneydoğu’da bazı mahallelere Kürtçe isimler konuluyorsa... Bu durum başka sözle ifade edilebilir mi?
Evet, Türkiye, geçici de olsa, alan hâkimiyetini kaybetti.
***
Güneydoğu’da terör de devam ediyor.
Emniyet müdürü vuruluyor.
3 asker vuruluyor.
Hamile eşi ile pazarda alışveriş yapan astsubay öldürülüyor.
Kobani eylemlerinde 48 kişi hayatını kaybediyor.
Yıkım ve yangın, kütüphane, okul, banka ve mağazaları yok ediyor.
Bu olanlarla “Alan hâkimiyeti” lafı nasıl olur da yan yana gelebilir?
***
Şu haberleri de aldık.
Bölücüler Cizre ve Silopi’de özerklik ilan etti. Kanton kurdu.
Karayılan “Mahallelere hâkim olun” talimatı verdi.
***
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ise “Biz Kürt sorununu çözeceğiz” diye siyaset yapıyor. Yani o, bu alan hâkimiyetini Türkiye’nin kaybetmesinin önüne geçecek!..
Ve herhalde, yurtta kaynaşmayı, sulh ve sükûnu Kılıçdaroğlu sağlayacak.
Ama nasıl?
PKK’yı nasıl ikna edecek?
Kürt kökenli Kürtçüleri, bölücüleri nasıl “Büyük Kürdistan” davasından, hayalinden vazgeçirecek?
Elinde sihirli değnek mi var?
“Biz Kürt sorununu çözeceğiz.”
Bunu demek kolay.
Ama nasıl?
***
Bütün bunlara, bu kargaşaya sebep “çözüm süreci”nin uzaması ve dalgalı bir yol izlemesi.
Oysa çoğumuz “çözüm”ün gerçekleşmesini bekliyoruz, istiyoruz.
İki taraf, yani İmralı ve onun temsilcisi HDP ile hükümet en son görüşmelerinde de “Çözüm sürecine devam” dedi.
Ama aksini arzu edenler de var. Bölücüler ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği “büyük akıl”. İşte yukarıda saydığımız olumsuzluklar onların eseri.
Bir süre daha sabır...

TV’LERDE Seyirciye hakaret

Yıllar önce bir tartışma vardı.
“Şu TV’ler daha da gelişirse gazetelerin tirajı çok düşer mi?”
Ben “Çok düşmez” diyenlerdendim.
Bugün de “Etkiledi ama, akıllıca tedbir alan gazetelerin tirajları çok fazla düşmedi, düşmez” diyorum.
***
Neyse, bu tartışmayı bir yana bırakalım ve biz TV’lere bakalım.
Bugün TV’lerde “diziler” ve “tartışma programları” ağırlıkta.
Tartışma programları genellikle siyasi içerikli.
Aleni bölücülük yapmak bu tartışma programlarında artık moda oldu.
Gazetelerde sakin sakin ve düşünüp, tartarak yazmak başka, TV’de karşı görüşte olanlara bol bol sinirlenip bölücü fikirlerinizi, görüşlerinizi en şiddetli şekilde kusmak, ortaya saçmak başka.
Benim gibi devamlı bunları izleyen başkaları da var, biliyorum.
Ama bunları yani tartışma programlarını bir kenara bırakıp biz TV’lerdeki dizilere bakalım.
***
TV’lerdeki diziler çok seyrediliyor.
“Ne kadar çok” diyeceksiniz. Elimde istatistik yok.
Ama çok seyredildiği her TV grubunun dizilerin peşinde olmasından belli değil mi?
Ben olayı seyirciler bakımından ele alıyorum.
Bunları halkın, milyonların seyrine sunan TV’lerin istedikleri zaman ekrandan kaldırmalarını, seyirciye hakaret sayıyorum.
İki ayda 15 dizi yayından kaldırıldı.
“Bunlar tutmadı, reyting yapmıyor” demek bence TV’lerde bu dizileri seçme işini yapanların, yaptıkları işi iyi bilmediklerini ortaya koymak demektir. “Onu seçerken”, yani “Diziyi ekrana koymadan önce reytingi düşünseydin” denilmez mi?
Evet, TV’lerin bu yaptıkları bana göre seyirciye hakarettir.

ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ...

* Domuzlar Bebek’e indi!..
Yeni mi!..
* Sofya’da 38 Türk meclise girdi.
Hayret, Bulgaristan’da Türk varmış!..
* Daire parasını ayakkabıya yatırdı.
Ayakkabı kutusu olmasın.
* “Yırtık Hülya”
Ben söylemedim. Bir magazin başlığı bu.
* “Rumlarla evlenmeye çalışıyoruz.”
Merak etmeyin, bu evlenme medeni değil, siyasi.
* YÖK Başkanı, başbakan müşaviri oldu.
Tenzil mi, terfi mi?
* “Bana âşık olsan, seni uçururum.”
Söyleyen pilot değil, Seyyal Taner.
* İnsanlık başka bir dünya arıyor.
Buyurun Türkiye’ye.
* Kalitesiz beton kullanana ceza var.
Ceza almayan olacak mı acaba?
* Kılıçdaroğlu: “Devleti yönetmek kolay.”
Ama önce CHP’yi!