Kız kolunda damga var!

Karakolda ayna var! Bir kadının aklından sadece bir gün içinde geçen denge hesapları, bir erkeğin ömür boyu yaptığı denge hesaplarından bile fazla çıkabilir eğer böyle bir hesap yapabilsek. "Aynalı yaratıklarız" biz, herhangi bir anda, herhangi bir açıdan nasıl görünmekte olduğumuzu biliriz, bize hep bakmakta olan gözlere yanlış mesajlar vermemek için bunu bilmeliyiz. Büyüdükçe çoğalır dikiz aynalarımız ve onları ayarlamak için çok ter dökeriz. "Büyük gözaltıdır" bu ve erkek egemen dünyada çok da seçeneğimiz yoktur. Hiç görünmek istemediğimiz için "kapansak" bile başörtülü genç kadınlar ve bakan eşleri gibi mesela yine de parmakla gösteriliriz. Geçtiğimiz günlerde, malum "Barbie operasyonu" yapıldı. Genç kadınlar, başka zaman yokmuş gibi sabaha karşı yataklarından kaldırılıp karakollara götürüldü. Kadınlık, büyük oranda bir görünme ve görünmeme dengesidir. Bu tuhaf ve karmaşık denge, kız çocukları büyürken bir zehir gibi karışır kanlarına, bu zehirli bilgiyi farkında olmadan öğrenir kadınlar. Erkek egemen "büyük gözaltı" bu yaka paça operasyonla yetinmedi ve erkek basınımızı da olay yerine çağırıp kadınları teşhir etti. Olayda adı geçen futbolcuların olayda adı bile geçmedi! Erkek kardeşliği devreye girdi ve postmodern çağın kahraman gladyatörleri olan topçular gizlendi. Bunu tek başına polis teşkilatı yapamaz, basın bu "suça" iştirak etti. Bu meseleye ilk dikkat çeken Milliyet oldu. Sadece yapılanın çirkinliğine değil, basının çirkinleşmesine parmağıyla işaret etti. Çünkü bu hadisede ayıplanacak tek şey, basının ağzı sulanmış tecavüzcü Coşkun tavrıydı. Hadisede müstehcen hatta pornografik olan tek şey kadın gövdelerinin, "haber" adı altında gösterilmesiydi. Yapanlara sorsanız yaptıkları meşrudur. Çünkü o kadınlar zaten kendilerini "gösteren" kadınlardır ve onların teşhir edilmesi "namussuzluk" değildir. Hatırlarsınız herhalde, Erman Toroğlu, GS'li Ümit Karan'a canlı yayında tatsız ve müstehcen bir espri yapmış ve hedefteki bir erkek ve erkeğin "namusu" olan bir kadın olduğu için ne olaylar çıkmıştı. Ama mesela Mehmet Ali Erbil, canlı yayında bir dansçı kadına elle sarkıntılık yaptığında kimse bir şey demedi. Çünkü o kadın zaten kendini "göstererek" bunu hak etmişti! Tıpkı Barbie operasyonundaki kızlara yapılanlar gibi ona yapılanlar da "müstahaktı". İşte bu yüzden kızlara, daha çocukken öğretiyorlar ayna hesaplarını, görünme ve görünmeme dengesini. "Sonları" böyle olmasın diye. "Büyük erkek gözaltısı" acımasız ve sınırsız olduğu için. Ve kimse "karakol aynalarından" hesap sormayacağı için. 'Aynasızlar' ve... HERKESİN "göründüğü", herkesin görünmezse öleceğini sandığı bir zamanda hiç görmeden sevdiğimiz bir kadın girdi hayatımıza. Belkıs Özener, "Sahibinin Sesi" albümünü çıkardı Kalan Müzik'ten. Eski Yeşilçam filmlerinde star'ların sesi olan Özener'in söylediği ve hepimizin bildiği şarkılar albümde. Prodüktör Nilüfer Saltık, bu şarkıların "umutla geleceğe baktığımız 'naif' yıllarımızı" anımsattığını söylüyor albümün kitapçığında. Hayatı boyunca görünmemeyi seçen Özener'in peşine düştüğü için aklına, kalbine sağlık! Albümdeki "Fıstık gibi" şarkısının sonunda Sadri Alışık'ın bağırarak söylediği gibi:"Yaktı kavurdu anam! Fıstık gibi kavurdu!"Fıstık gibi albüm şimdi en çok satanlar arasında. Belkıs Hanım'a gelince... Ona sorulacak öyle uzun, kederli, "tek tabanca" sorular var ki aklımda? Cevabında "Çok geç artık" cümlesi geçer diye sormaya korkarım... Aç koynunu Cevriye'm! Kapılıp gitmenin mevsimi geldi. Kızların etekleri havalanacak, oğlanların gömlek kollarından bilekleri çıkacak, kemikli. Bir bahar notum var o bileklere:Beyler, siz anlamadan olup biter her şey. Bir kadın, sığışmak için bir ilişkiye, siz hiç bilmeden, eksiltir kendini. Bir kadın bir erkekle birlikte olmak için çoğu kez içindeki birçok kadını öldürür, sindirir. Ürkmesin diye hayat ve erkekler, kadınlar, ilişkilerin kapılarından kendilerini azaltarak girer.Bu bahar beyler, eğer bir kadına düşerse aklınız, dinleyin beni, bu fakire güvenin bu konuda, ona şöyle deyin daha her şeyin başında:Kendini eksiltme, benim için bile! Emin olun, siz anlamasanız bile ne dediğinizi, o anlar. Güvenin bana. Hayat Defteri: Cevabını sizin de merak ettiğini soruların peşinden uzağa gidiyorum. Bir hafta sonra buluşmak üzere... ecetem@hotmail.com