'Veled-i zina' doğurunuz!

"Nikâhsız da doğururum ama şu veled-i zina meselesinden korkuyorum."Seda Sayan Hanım'a sesleniyorum:Rica ederim korkmayınız! Aşkla yaşanmış bir sevişmenin çocuğunu doğurunuz. Bu memlekette eksik olan budur. Bu memlekette eksik olan nikâhsız çocuk doğuran kadınlardır. Zannımca Allah, bildiğimiz üzere iyi kalpliyse eğer, aşk ile, sevgi ile yapılmış bir çocuğu "gayri meşru" saymayacaktır. O çocukları "gayri meşru" sayanlar öte dünyanın değil, bu dünyanın çok bilmiş, hazır kıta kadılarıdır. Ve memleketimizin büyük bir çoğunluğu bu zalim kadılardan oluşmaktadır. Şöyle ki...Ben yazınca kavga çıkıyor. Ama sonunda araştırmalarla da ortaya çıktı ki, bu memleket giderek daha fazla muhafazakârlaşıyor. Boğaziçi Üniversitesi'nden Hakan Yılmaz'ın yaptığı geniş araştırmaya göre, küpe takan erkeklerden veya kapalı giyinmeyen kadınlardan rahatsız olanların oranı yüzde 50. Evlenmeden yaşayan çiftlerden rahatsız olanların oranı ise yüzde 65!Araştırmanın geri kalan bölümünde bütün bu rahatsızlıkların giderilmesi için, "Başımıza bir otorite şart! Yasaklar konması lazım!" diyenlerin oranı ise 70! Yani bir gün nikâhsız yaşayan çiftlerin üzerine bu yüzde 70 çullanabilir. Ya da muhafazakâr olmayanların üzerine bir otorite çullanırsa halkımızın en az yüzde 70'i bunu destekleyecektir... Sonunu izlemeye sabrım yetmedi ama bir magazin programında söylendiğine göre Seda Sayan hamile. Hamileliğinin iki 'buçuk'uncu ayında Seda Hanım'la bir söyleşi yapılıyor. Seda Hanım şöyle diyor: İşte bu yüzden Seda Hanım, bütün koşulları zorlayarak, her türlü baskıya göğüs gererek çocuğunu nikâhsız doğurmalıdır. Bunu, ancak onun gibi memleketimizin ortalaması tarafından sevilen birisi yapabilir. Böylece memlekete çok sevdikleri bir kadının da sırf sevdiği ve istediği için bir adamdan çocuk yapabileceğini gösterebilir. Ben, şaka değil gerçek, son derece ciddi olarak söylüyorum, arkasındayım. Söz veriyorum, eğer böyle bir şey yaparsa yazılarımla arkasında olacağım! Öncü olsun! NTV'de insan tacirleriyle ilgili bir haber yayımlanıyor. Türkiye'de en son ele geçen kaçak göçmenler gösteriliyor. Yeni çağın köleleri, karın tokluğuna çalışacakları büyük fabrikalara varamadan yakalanıp aç kaldıkları memleketlere gönderiliyor. Fakat sonra, haber tam biter bitmez bir reklam giriyor: "Tacirler Menkul Değerler AŞ!"Bana da olmuştu bu bir kez. Paris'te yoksullar arabaları yakmaya başladığında "Paris Komünü" diye bir yazı yazmıştım ve Milliyet'in internet sayfasında tam yazının altında şöyle bir reklam vardı: "Paris'e paket tur! Hayalinizdeki tatil!"Bazen nerede olduğumuzu sert bir şakayla hatırlatıyor bize bu ironik tesadüfler... İronik tesadüf Başında rengârenk bir kapüşon, elinde "Bush evine dön" pankartı, üzerinde rengârenk parkasıyla bir genç kadın, zıplaya zıplaya bağırıyordu dün Kadıköy'de:"Amerika süperse / Biz daha süperiz!"Çünkü Irak'ın işgaline karşı yapılan mitingde, sunucu, platformun üzerinden şöyle diyordu:"Ece Temelkuran dün bir slogan önerdi köşesinde. Şimdi hep birlikte bağırıyoruz: 'Amerika süperse biz daha süperiz!' A-me-ri-ka sü-per-se..."İnsan, yazdığı bir cümle 1500 kişi tarafından bağrılınca çok sevinirmiş meğer...Ardından, başka bir slogan geldi. Birileri benim sloganı gördü ve artırdı:"Amerika süperse / Biz kurşunsuz!"Bence dün Adana, Trabzon, İzmir ve Ankara'da da yapılan Irak işgalinin üçüncü yıldönümü protestolarının İstanbul'daki ayağında atılan en güzel slogan buydu. Dün bütün dünyada iki yüz kentte, Venezüella'da alınan karar uyarınca yapılan küresel eylemlerde insanlar bunu yaptı: Daha iyi, daha güzel bir cümleyi nasıl daha çok insan birlikte bağırırız, bunu görmeye çalıştı. Hava soğuktu Kadıköy İskele'de. İnsanlar civcivler gibi birbirlerine sokuldu. Gelen civcivler gelmeyenlere göre, bahse girerim, daha mutluydu! ecetem@hotmail.com Amerika Süperse Biz Kurşunsuz!