Osmanlı sonrası

Osmanlı hükümranlığının sona ermesiyle, günümüz dünyasında gerçek İslamiyet’i temsil eden hiçbir ülke kalmamıştır. Diğer bir deyişle, bugün, İslam Âlemi başsız ve sahipsizdir.

Osmanlı’nın terk etmeye mecbur bırakıldığı kutsal topraklar (Mekke, Medine, Kudüs vb.) işgal ve zulüm altındadır.

Kudüs’teki İsrail (ABD) zulmü Arş’ı titretiyor. Müslümanlardaki gafletten öte ihanete bakın ki, İsrail zulmüne destek olmak için, ABD güdümlü olarak hizaya girişte, adeta yarış halindeler.

Dün İngiliz’in, bugün ABD’nin elinde tutsak ve oyuncak olan Suudi Arabistan’ı ve diğerlerini bağımsız devlet mi zannediyorsunuz?

Suud’un zilleti kendini bağlasa da; elinde bulundurduğu mukaddes beldelerin (Mekke-Medine) içler acısı hali, bizi ve bütün dünya Müslümanlarını ilgilendiriyor.

Bakınız İslam Âleminin hemen her tarafında Mevlit kandili kutlanır; böyle bir şeyin sözünün dahi edilemediği tek yer Suudi Arabistan’dır. Yani, Hz. Peygamberin (aleyhisselam) mübarek kabrinin bulunduğu Medine’de Mevlit (Peygamberin doğum günü) diye bir şey yok!

Peygamberin doğduğu yerde doğum günü (Mevlit) kutlanmıyor!

Suudilere göre Peygamberin kabrini ziyaret etmek bile yasak; öyle ki, bu durum (ziyaret) Allah’a ortak koşmak gibi büyük günah. Ziyaret etmek isteyen hacılar, kırbaçla men ediliyor! İnsan onurunu ayaklar altına alan böyle bir vahşet, dünyanın neresinde var?

İslam ülkelerinin liderlerine ve heyetlerine özel koşullar sağlıyorlar ve onların yanında bu kepazelikleri sergileyemiyorlar.

Orası bir cami ve üstelik orada Ravza-i mutahhara (cennet bahçesi-ibadet mahalli) ve Peygamber efendimizle beraber Hz. Ebu Bekir’in ve Hz. Ömer’in kabirleri var (yan yana).

Ne Allah’tan korkuları var, ne kuldan utanmaları. Müslüman-lardan korkmasalar o kabirleri de yıkacaklar. Zira diğer bütün kabirleri yıkıp dümdüz ettiler; böylece, Müslümanları sözde kabirlere tapınmaktan korumuşlar!

Yani bu zevzeklere göre biz; annemizin-babamızın kabrine, onlara tapınmak için gidiyoruz!

Ya Mekke’deki Kâbe imamına ne demeli? Katil veliahdı (M. bin Salman) asrın yenileyicisi (müceddid-beklenen en büyük alim) ilan edip duruyor.

Dünya Müslümanları da; Umre ve Hac ibadetlerinde bu adamın arkasında saf tutup namaz kılıyor ve kılacak öyle mi?

Evet, aynen öyle; zira daha bugünden herkes, namazlarını bu adamın arkasında kılıyor ve kimseden en ufak bir itiraz gelmiyor.

İslam’ın mukaddes beldeleri işgal ve esaret altında olduğu gibi; bu duruma duyarsız ve seyirci kalan Müslümanların üzerine de ölü toprağı serpilmiş.

Ne koca İslam Âleminden ve ne de bir İslam devlet başkanından; Suudi yetkililere yönelik, bu yönde en ufak bir ikaz bile yapılmıyor.

Tıpkı İsrail gibi; ABD’nin şemsiyesine sığınan Suudlu da meydanı boş bulduğundan, istediği gibi at oynatıyor ve tüm bu rezillikleri işleyebiliyor.

Tüm dünyanın gözleri önünde, kendi vatandaşı olan bir gazeteciyi İstanbul Başkonsolosluğunda lime lime edip, asitte yaktılar.

Osmanlıdan sonra dünyaya istikamet çizen ve sözde nizam veren İngiltere’nin ve ABD’nin adaletine (!) bakın ki; mazlum, mahkûm edilip işkenceyle öldürülürken, caniler dipdiri gezip, afra tafra satmaya devam ediyor!

Çivisi çıkan bu dünyada hangi adaletten bahsedebiliriz?