Bugün komik bir şeyler yazacaktım ben...

Bugün komik bir şeyler yazacaktım ben...


       Epeydir trafik kazalarına taktığımdan köşemdeki komedi dozunu azaltmıştım.
       Tam kendimi "vatandaşın dert babası Gani Abi" gibi görmek üzereyken "pazartesi günü komik bir şeyler yazmak lazım" dedim kendi kendime.
       Sabahın köründe Tükenmezkalem'deki odama geldim...
       Memleketin nesi komik diye bakmak için gazetelerimi açıp didikliyordum ki apartmanımızın kapıcısı Aynur Hanım gözleri yaşlı girdi odama...
       "Öldü" dedi!
       "Hayırdır, inşallah yakının mıydı" diye sordum "çok" dedi.
       "Ailecek çok severdik Kemal Sunal'ı..."
       ***
       Koltuğuma yığılıp kaldım...
       "Kapıcılar Kralı" ölmüştü demek...
       Oysa cuma günü Cem Davran'la yemek yerken uzun uzun konuşmuştuk kendisinden...
       Birlikte film çekmek üzere pazartesi günü Gürcistan'a gideceklerdi.
       Ben de ofisime gidip Milliyet için komik bir şeyler yazacaktım.
       ***
       Onunla ilk kez "Köyden İndim Şehire" filmiyle tanışmıştık.
       Daha doğrusu koca bir salonun üçüncü balkonundaydım.
       Ben onu o gün tanımıştım, o ise beni yıllar sonra.
       Hiç unutmam Meral Zeren'le yatağa girip de "Emineaaaa" dedi mi yıkılıyordu sinema.
       Nefis bir öyküyü Zeki Alasya, Metin Akpınar, Kemal Sunal, Halit Akçatepe bir inci gibi işliyorlardı perdede.
       Biz de gülmekten altımıza işiyorduk.
       Salako, Şabanoğlu Şaban, Davaro, Şalvar Davası, Kapıcılar Kralı, Zübük ve burada adını unuttuğum yüzlerce filmin altına attı imzasını Kemal Sunal.
       Hiçbir komedi oyuncusuna yaşadığı sürece nasip olmayan bir sevginin odağı oldu.
       Neredeyse hiç televizyona bulaşmadan, hiç sansasyona girişmeden ve hiç röportaj yapmadan Anadolu'nun en ücra köyünün Şaban'ı olmak ne kadar zor bir iştir anlatamam.
       İşte Kemal Sunal bunu başarmıştı.
       ***
       Sinemanın seks dönemine tek direnen oyuncu oldu.
       Yılmadan ve bıkmadan komedi filmleri yaptılar; çoğu Kartal Tibet'le...
       Seks filmlerinin altından tam kalkarlarken bu sefer de Ramboların, Süpermenlerin yumrukları indi suratına Kemal Abi'nin.
       Bir süre köşesine çekildi.
       Sonra özel televizyonlarla birlikte gene odalarımıza doldu.
       Reyting rekorlarını kıra kıra ismini "Hollywood yazısı" büyüklüğünde yazdırdı televizyon ekranlarına...
       "Ne zaman televizyonu açsak karşımıza Kemal Sunal çıkıyor abi" diyen züppelere inat çok sevdik onu. Hatta Can Barslan'la birlikte hiç tarzımız olmamasına rağmen, Kemal Sunal filmlerinden sahneler hatırlayıp bol bol güldük...
       Şener Şen'in sürüklediği bir Arif gecesinde tanıştım kendisiyle...
       Çocukluğumun, gençliğimin ve eşek kadar adam olduğum günlerin komedi starıyla el sıkıştım ilk kez...
       Salako, Şaban, Davaro, Zübük hepsi karşımdaydı işte.
       ***
       Komik bir şeyler yazacaktım bugün...
       Aylardır kendisinden habersiz Kemal Sunal ile ilgili bir proje üstünde çalışıyorduk.
       Kendisinden habersiz Faruk Bayhan'a çıtlattım projeyi.
       Çok heyecanlandı...
       Sonra proje bir türlü gelişemedi kafamızda, vazgeçtik...
       Kemal Sunal ısrarımdı son günlerde.
       Ama o hayata karşı ısrarlı olmadı.
       Yeniden doğduğu, ikinci baharı yaşadığı, teklif üstüne teklif aldığı dönemde Şaban'sız bıraktı bizi...
       Hababam Sınıfı'nda yoklama yapılıyordur şimdi...
       Mahmut Hoca defterini çıkartmış soruyordur sınıfa...
       "364 İnek Şaban burda mı?"
       "Kalbimizde..."

Yazara E-Posta: g.mujde@milliyet.com.tr