12 Aralık: Kopenhag değil, Türkiye zirvesi!

Ne olacak Türkiye dosyası?Müzakere tarihi verecekler mi?Vereceklerse nasıl?Kafası karışık AB başkentlerinin.Avrupa Birliği, 1999daki Helsinki zirvesinde adaylık hakkı tanırken, Türkiyenin bu kadar çabuk kapıya dayanacağını ummamıştı. Türkiyeye adaylık havucunu uzatırken, karşılığında ve kısa vadede Kıbrısta, Egede çözüm alınabilir mi diye sormuştu kendine...Müzakere tarihini ise ileriye atmıştı. Çünkü, Türkiyenin demokrasi ve hukuk devletiyle ilgili Kopenhag kriterlerini kolay yerine getiremeyeceğini, idamdı, Kürtçe radyo televizyondu, Kürtçe dil eğitimiydi gibi konularda adım atmasının zaman alacağını düşünmüştü AB...Ama yanıldılar.Bilinçli, bilinçsiz bilemem, ama Türkiye bu hesabı bozdu. 3 Ağustosun arkasından 3 Kasım sürprizi geldi. Tek başına AKP iktidarıyla muhalefetteki CHPnin Cumhurbaşkanı Sezerle birlikte oluşturdukları AB cephesi birden geldi, Brükselin kapısına dayandı.Eğer bundan sonra Kıbrısta bir hata yapmazsak, (Sayın Denktaşla Türk diplomasisine büyük sorumluluk ve görev düşüyor) Avrupa Birliğinin Türkiyeden müzakere tarihi esirgemesi artık çok güç.Yine de bir bahane bulabilirler mi?Arayanlar elbette var.Çünkü Türkiyeyi istemiyorlar.Tümüyle içlerine almak yerine, özel ilişki ile kenarda tutmak işlerine geliyor çünkü... Avrupa Konvansiyonu Başkanı ve eski Fransa Cumhurbaşkanı Giscard dEstaing bunların en açık sözlüsü.Kafası berrak!Geçmişte Almanya Başbakanı Helmut Kohlün savunduğu gibi, Avrupanın bir Hıristiyan Kulübü olduğunu, Müslüman Türkiyenin bu kulübe üye olamayacağını savunuyor. Yani kültürel ırkçı bir kafa!Bu kafayı geçiyoruz.Çünkü, Avrupa Birliği kağıt üstünde kendini bağlamış durumda. Kabul etmiş ki, temelini din değil, Hıristiyanlık değil, başka bir değerler bütünü oluşturuyor.Demokrasi, insan hakları...Hukukun üstünlüğü...Pazar ekonomisi...Bunlara evet diyen ve gereğini yapmaya başlayan Türkiyeye de resmen üyelik sözü vermiş durumda AB.Şimdi bu sözünü yiyebilir mi?İktidar lideri Tayyip Erdoğan Romada AB konusundaki kararlılığını açıkladı. Avrupa Birliğini Türkiye açısından "Cumhuriyetin kuruluşundan sonraki en önemli çağdaşlaşma projesi" olarak niteledi.Bununla da yetinmedi.ABden gelen eleştiri konuları göz önünde tutularak seyahat öncesi AB Genel Sekreterliği tarafından hazırlanmış olan dokuz maddelik somut bir eylem planını açıkladı. Bunun en kısa zamanda gerçekleştirileceğini belirtti.Bu durumda, zaten Cumhurbaşkanı Sezerle CHP lideri Baykalın da olumlu baktıkları, demokratik hukuk devletiyle ilgili bu paketin çok kısa zamanda hayata geçmesini engelleyecek herhangi bir şey kalmadı.Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye için en önemli iki misyonundan birisini ABye giriş, ötekini dünya ekonomisiyle entegrasyonu hızlandıracak bir ekonomik programın uygulanması diye özetledi.Şunu da ekledi:"Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan Türkiyenin başarısı ve AB üyeliği, İslamla demokrasinin bağdaştığını göstereceği için, bu bakımdan bütün İslam dünyası için de güzel bir örnek oluşturacaktır."AB buna sırtını dönebilir mi?Sırtını dönmeye kalkarsa, hatırlatmazlar mı, 11 Eylül dünyasını, İslam coğrafyasından kaynaklanan terörü, Huntingtonın tezlerini, İslam - Hıristiyan çatışmasını... Ya da Türkiyenin stratejik ağırlığını, patlamaya hazır dinamik ekonomisini...Bütün bunlar göz önünde tutulduğunda, Kıbrısta da gereken esnekliği sergileyecek bir Türkiyeden müzakere tarihi esirgenebilir mi? Türkiyeye Avrupa yolu kapatılabilir mi?AB aklını ekmek peynirle yemişse evet. Ama yediğini sanmıyorum. Tayyip Erdoğanın Romada dediği gibi "Müzakere tarihi artık Türkiyenin hakkıdır." h.cemal@milliyet.com.tr Türkiye, Avrupa Birliğinin ezberini bozdu! Müzakere tarihi için bizi bu kadar çabuk kapıda beklemiyorlardı. Önce 3 Ağustos Uyum Yasaları, şimdi de 3 Kasım ve Tayyip Erdoğan sürprizi ile kafaları karışmış durumda...