Davanın peşini bırakma!

Sonra, cinayetin suç delillerini savcılardan gizleyen...Hatta delilleri değiştiren...Hatta savcıları yanıltmaya çalışan kolluk kuvvetleri ortalık yerde varsa...Hatta ve hatta, bütün bu kasta varan ihmallerin üstü de örtülmek isteniyorsa...İnsan isyan etmez mi?..Bu kadarı olmaz diye bağırmaz mı?.. İnsanlık öldü mü diye çığlık atmaz mı?.. Hukuk öldü mü diye sesini yükseltmez mi?..Dink'in avukatı Fethiye Çetin'le dün davanın seyrini konuşurken, bütün bu duygu ve düşünceleri kendisiyle paylaştım.Şöyle dedi:"İlk duruşmadan sonra daha umutluydum. Pazartesi günkü ikinci duruşmadan sonra o kadar umutlu değilim."İlk duruşmada, mahkemenin soruşturma taleplerini kabul etmiş olması, bir iyimserlik havası estirmiş. Ama sonraki aşamada anlaşılan bu umut dalgası sönmeye yüz tutmuş...Neden?Örneğin, mahkemeden İstanbul Vilayeti'ne yazı gidiyor. Vakti zamanında Hrant Dink'in vilayete çağrılıp uyarıldığında, vali yardımcısının yanındaki o iki kişinin isimleri nedir diye soruluyor.Vilayetten yanıt geliyor.Bir buçuk sayfalık cevabi yazıda açıklamalar var, ama mahkemenin "Vali muavininin yanındaki o iki kişi kimdi?" sorusu yanıtsız bırakılıyor.O kadar çok şey var ki, insanın adalet duygusunu inciten, insanın hukuk zekasına hakaret eden...Siyasi bir cinayetin üstü göz göre göre kapatılmak isteniyor.Ama tık yok.Kamuoyu hareketsiz.Siyaset ilgisiz.Cinayet sabahının kamera kayıtları kayıp. Oysa Akbank bunları İstanbul Emniyeti'ne vermiş...Polis ve jandarma cinayeti çok önceden biliyor. Sanıkların jandarma ile ilişkisi çok samimi...Yasin Hayal, cezaevinden çıktıktan sonra Terörle Mücadele'ye nezaket ziyaretleri yapıyor. Trabzon Emniyeti'nde istihbarattan sorumlu müdür, Hrant Dink'in öldürüleceğini İstanbul'a bildiriyor.Hrant Dink Cinayeti'nin azmettiricisi Erhan Tuncel cinayet sonrası Trabzon Terörle Mücadele'ye çağrılıyor. 14 saat tutuluyor ve bırakılıyor.Telefonu inceleniyor.Polis, Tuncel'le 14 saat ne konuştu?Kaydı yok!(*)Nerede bu kayıtlar?Neden gizleniyor?Kimden kaçırılıyor?Bu devlet hukuk devleti değil mi? Yoksa bu devletin içinde çetelerin dediği mi oluyor? Kayda kuyda tabi değil mi bu devlet?İnsan isyan ediyor.Cumhurbaşkanı Gül'le, eski ve yeni Adalet Bakanları Cemil Çiçek ve Mehmet Ali Şahin'le birlikte, demokrasi ve hukukun başkenti sayılabilecek Strasbourg'da, Avrupa Konseyi'ndeydik.İki gün boyunca demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü konularında güzel sözler dinledik.Ama eğer bütün bunların lafta kalmasını istemiyorsanız, o zaman Hrant Dink davasının seyri değişmelidir.Çünkü bu dava böyle giderse, hiç kuşkunuz olmasın, bu kez Türkiye'de bir hukuk cinayeti daha yaşanacaktır.Ve bu hukuk cinayetinden dolayı Türkiye pek muhtemelen Strasbourg'da, Avrupa Mahkemesi'nde mahkum olabilecektir.Türkiye'de devletin içine daha çok hukuk götürülmesini istiyorsanız, devletle hukuku daha çok tanıştırmaktan yanaysanız, lütfen, Hrant Dink Davası'nın peşini bırakmayın.Bu sözüm en başta hükümetedir.Demokratik hukuk devleti konusunda duyarlı olan siyasal parti ve çevreleredir.Sivil toplum kuruluşlarınadır.Bu davanın peşini bırakmayın!Eğer hukuk devleti istiyorsanız...Avukat Fethiye Çetin haklı çünkü:"Siyasal irade kararlı olsa bu cinayet aydınlanır. Ve bu cinayet aydınlanırsa, Türkiye de aydınlanır. Çeteler ortaya çıkar."—————————* Bu konuların ayrıntısı için 1 Ekim 07 tarihli Radikal'de Avukat Fethiye Çetin'le Neşe Düzel'in yaptığı röportaja bakabilirsiniz. h.cemal@milliyet.com.tr Bağıra bağıra geliyorum diyen bir siyasi cinayeti, Hrant Dink Cinayeti'ni önleyemeyen değil, önlemeyen...