Dünya dönüyor ama...

Çünkü dünya dönüyor!Dönmeye devam edecek.Onun için hayata korkuyla değil, umutla bakmaya çalışmak en iyisi.Akıldan çıkarmayın:Umut etmeden yaşanmıyor.Bu yüzden korkularınızı değil, umutlarınızı besleyerek yaşama tutunmaya gayret edin.En iyisi bu.Biliyorum, şimdi kimilerinin öfkesi burnunda. "Türkün Türkten başka dostu yoktur!" diyen sesleri kulağıma çalınmaya başladı.Nedeni malum:ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nden 21'e karşı 27 oyla Ermeni Soykırımı adını taşıyan karar tasarısı önceki gün geçti.Yanlış yaptı Komite.Tarihi siyasete alet etti.Ayrıca Türk-Amerikan ilişkilerine zarar verdi.Yalnız bu da değil.Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesini geciktirecek bir adım atmış oldu.Türkiye içinde 'yabancı düşmanlığı'nı bayrak gibi sallayan, Türkiye'nin demokratikleşmesini ve AB yolunda yürümesini engellemeye çalışan, Türkiye'nin otoriter bir rejimle içine kapanarak yüzünü Batı'dan Doğu'ya dönmesini isteyen, özgürlükler düzeninden nefret eden ve bunun için 301'leri savunan ulusalcı-milliyetçi bazı odakların değirmenine su taşıdı.Evet, ne yapmalı?Türkiye elbette Amerika'ya bir tepki koyacak. Ankara'nın böyle bir gelişmeyi tümüyle karşılıksız bırakması siyasetin doğasına ters düşer, farkındayım.Ama nasıl bir tepki?Türkiye'nin bir büyük devlet olarak hissi davranması yanlış olur.Çünkü bu oyun tek hamlelik bir oyun, bir mücadele değildir. Amerika'ya karşı elindeki tüm kartları öyle bir kerede kullanmayacak kadar tarihsel deneyim ve birikime sahiptir Türkiye Cumhuriyeti Devleti...Şu söylenebilir:Amerika'nın bugün -Irak dolayısıyla- Türkiye'ye ihtiyacı, bizim ona olan ihtiyacımızdan daha fazladır. Ankara, Washington'un canını acıtabilir.Ama ölçü iyi ayarlanmalı.Ve geçmişi iyi okumalıyız.Ders çıkarabilmeliyiz.Kürt meselesi gibi, 'Ermeni meselesi'ni de neden yok saydık? Kürt sorunu gibi bu konuda da yıllar yılı ne diye yalnız inkârcılık yoluna saptık? Ya da tarihimizde hiçbir şey olmamış gibi davrandık?Acıların tarih içinde yitip gideceğini sanmak belki en büyük yanılgımız oldu. Hiçbir ulusun tarihinin tertemiz olmadığı gerçeğine gözümüzü kapattık.Her şeyi halının altına süpürmekle bir yere gidemeyeceğimizi hâlâ da tam anlayabilmiş değiliz.Tarihimizde yaşanmış trajedileri, acıları konuşmak, tartışmak ve karşılıklı olarak anlamaya çalışmak yerine, onlara gözümüzü kapatmak kolayımıza ve işimize geldi.Bir üniversite çatısı altında bir Ermeni Konferansı toplamak bile seksen küsur yılımızı aldı. Bu yüzden mahkemelik olduk, 301'lerden davalar açıldı.Akademik dünyamızda bugün bile Ermeni meselesi özgürce tartışılamıyor. 301'den 'Türklüğe hakaret davaları' el altında hazır bekletiliyor.Konu eleştirel olarak ele alınamayınca da, ortalık fazla inandırıcılığı olmayan propaganda malzemelerine kalıyor.Yıllardır böyle oldu.Ciddiye alınabilecek bazı çalışmalar da, böyle yasakçı bir ortamda inandırıcı olamadı, olamıyor, propaganda malzemesi olarak damgalanıyor.Unutmayın:Hrant Dink, daha geçen ocak ayında siyasi cinayete kurban gitmeden önce 301'den mahkûm olmuştu. Sevgili Hrant ölmese hapsi boylayacaktı.Şimdi de oğlu, Arat Dink, geçen ağustos ayında Agos gazetesinde çıkan bir yazısından dolayı, Ermeni Soykırımı bağlamında yine 301'den daha dün hapis cezasına mahkûm edildi.Ne yazık!Bir yanda tabular...Bir yanda yasaklar...Sayın Erdoğan;Tabulara ve yasaklara boyun eğilerek Türkiye'nin önü açılamaz, özgürlükler düzeni kurulamaz.İyi bayramlar! h.cemal@milliyet.com.tr İyi bayramlar! Merak etmeyin, hiçbir şey dünyanın sonu değil.