Fazilet'te politika kazanı fokur fokur...

Fazilet'te politika kazanı fokur fokur...


       Fazilet Partisi'nde politika kazanı fokur fokur. Bir tarafta Erbakan Hoca'yla işbirlikçileri Oğuzhan Asiltürk ve Fazilet Genel Başkanı ya da Hoca'nın emanetçisi Recai Kutan. Öbür yanda, Yenilikçi kanadın başını çeken Abdullah Gül'le 'siyaset yasaklısı' Recep Tayyip Erdoğan.
     
Hoca, Yenilikçileri parti örgütünden, tabanından kazımak için elinden geleni yapıyor. Fazilet'te onlara hayat sahası bırakmaktan yana değil.
       Abdullah Gül'ün bu konuda herhangi bir kuşkusu yok artık. Yakın geçmişe kadar Erbakan Hoca konusu açıldığında daha dikkatli bir üslubu yeğler, sözcüklerini seçerek konuşurdu Gül.
       Şimdi öyle değil.
       Dün kendisiyle telefonda sohbet ederken öyle bir izlenim edindim ki, Abdullah Gül Erbakan Hoca'yla köprüleri çoktan atmış bulunuyor.
       Şöyle dedi:
       "Bizi partiden, parti tabanından kazımak istedikleri doğru. Ancak bu iş o kadar kolay değil. Çünkü biz bir taban hareketiyiz. Köklerimiz derine iniyor. Çünkü diğerleriyle anlayış farkımız var. Türkiye'ye, Türkiye'nin sorunlarına yaklaşımlarımız, çözümlere ilişkin bakış açılarımız farklı. Temel yaklaşımlar, zihniyetler böylesine farklı olunca, tabandan kazımak da güçleşiyor bizleri."
       Parti yönetimindeki 'eleştiriye tahammülsüzlük'ten yakınıyor Abdullah Gül. Bu konuda yalnız iyi polis - kötü polis oyunu oynayan Kutan - Asiltürk ikilisini değil, tabii Erbakan Hoca'yı da üstü örtülü biçimde suçluyor.
       Hoca, İsmet İnönü olabilir mi?
       Yani 1970'lerin başında, Ecevit'in liderliğindeki Ortanın Solu hareketi karşısında CHP'de genel başkanlık yarışını kaybeden İsmet Paşa'nın düştüğü duruma Erbakan Hoca da düşebilir mi? Bir Gül'ün, bir Tayyip Erdoğan'ın karşısında havlu atabilir mi sonunda?
       Gülmekle yetiniyor Abdullah Gül.
       Ne hayır ne evet diyor.
       Ancak, Yenilikçi hareketin de Ortanın Solu gibi tabandan geldiğini, kazınmak istendikçe güçleneceğini söylüyor.
       Fazilet demin de belirttiğim gibi fiilen ikiye bölünmüş durumda. İki ayrı parti gibi davranıyor. Gerek Hoca'nın başını çektiği Gelenekçiler olsun, gerekse Yenilikçiler olsun özel sohbetlerinde, "Bu iş artık bitti!" diyorlar.
       Tarafların bugün için sonucunu bekledikleri bir konu var:
     Fazilet'in kapatılma davası...
       Anayasa Mahkemesi kapatacak mı, kapatmayacak mı? Bu sorunun cevabına göre, sonunda ikisi de aynı kapıya, yani resmen de bölünmeye yol açacak farklı senaryolar yazılıyor.
     Fazilet kapatılırsa, herkes kendi yoluna gidecek. Bunun anlamı, Gelenekçiler de Yenilikçiler de kendi partilerini kuracaklar...
     Fazilet kapatılmazsa, o zaman Yenilikçiler partiyi olağanüstü büyük kongreye götürüp, kopuşu gerçekleştirecek büyük bir patırtı gürültü koparıp, kendi partilerini kurama yolunu açacaklar.
     Yenilikçi kanadı bugün için kopmaktan alıkoyan konu, Anayasa Mahkemesi'ndeki kapatma davası. Böylesi bir süreçte partiden kopmak davaya ihanet suçlamasına yol açacağı için şimdilik beklemede Yenilikçiler...
     
Ama bu bekleyiş, öyle anlaşılıyor ki, Hoca'nın askeri Asiltürk'le emanetçisi Kutan'ın işine geliyor. Yenilikçi kanadın bu durgunluğundan yararlanıp var güçleriyle yükleniyorlar. Yani partiden kazıma operasyonları hızlanmış durumda...
       Kapatma davası ne zaman bitecek?
       Bu ay içinde bekleniyordu. Ancak uzayacağı anlaşılıyor. Yeni yıla sarkması ihtimali var. Anayasa Mahkemesi'nin gündemi dolu deniyor. Bir yanda AB, öbür yanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'yle ilgili beklentilerin de bu duruma yol açtığı belirtiliyor.
       Bu ülkede siyasal istikrarın geleceği açısından önem taşıyan Fazilet'te durumun özeti böyle...


Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr