Her şey ortada, düğüm Kıbrısta!

Avrupa Birliği yarın başlayacak Kopenhag Zirvesinde Türkiyeyi düş kırıklığına uğratabilir mi? Tarihi verir gibi yapıp Türkiyeyle müzakereleri çıkmaz ayın son çarşambasına erteler mi? Bunu yaparken Güney Kıbrısı da içeri buyur eder mi?Bunun adı kabus senaryosu.Yani büyük kriz...Mümkün mü?Bu soruyu, Brüksel ve Ankarada Türkiye - AB ilişkilerinin en yakınında yer alan üst düzeydeki üç Türk diplomatik kaynağına dün sordum.Birinin yanıtı:"İhtimal veremiyorum. Olmaması lazım. Bunu göze alamazlar diye düşünüyorum. Ancak her şey çok ortada!"İkincisinin yanıtı:"Her şey spekülasyona açık. Konjonktür, müzakere tarihi açısından çok müsait Türkiye için... Ama ortada her şey! Bundan sonrası tamamen siyasal kararlarla ilgili... Son gün son dakikaya kadar her şey değişebilir."Üçüncüsünün yanıtı:"Avrupanın tarihi o kadar büyük hatalarla dolu ki... Buna bir yenisini daha inşallah eklemezler!"AB ile bire bir ilgili, üst düzeydeki üç Türk diplomatik kaynağının bu sözleri, zirveye giderken henüz hiçbir şeyin kesinlik kazanmadığına işaret ediyor. Ama bir tedirginliği de yansıtıyor.Kırılgan bir durum!Siyasal kararlılıkla kararsızlığın, diplomatik yaratıcılıkla körlüğün son ana kadar edecekleri danstan ne çıkacağını şimdiden kestirmek kimse için kolay değil. Çünkü herkes elindeki kağıtları göğsüne çok yakın tutuyor ve kozlarını göstermek istemiyor.Ankaranın çizgisi malum:Müzakerelere başlamak için yeterince ödev yaptığımızı belirterek 2003 yılı içinde, en geç 2003 sonunda üyelik müzakerelerinin başlamasını istiyoruz ABden...Parisle Berline gelince:Müzakere için 1 Temmuz 2005; ev ödevlerinin yapılıp yapılmadığını görmek, gözden geçirmek için de Aralık 2004...Londra - Roma - Madrid - Lizbon - Atina ekseni var bir de. Buraya Belçikanın da katılması bekleniyor. Bu grup, yukarıdaki iki tarihi biraz daha orta yere, 2004 yılına çekmeye çalışıyor. 2003 sonuyla 2004 yılı baharına kadar getirip Türkiyenin ikna edilebileceğini düşünenler var bu kampta...Dördüncü pozisyona gelince:AB Komisyonuyla dönem başkanı olarak Danimarkanın bu noktada olduğu söylenebilir. Buna göre, ABnin bir mekanizması bulunduğu, buna göre Türkiyeye bir yol haritasının çizildiği ve bu yolda mekanizmanın işlediği, gereği yapılınca, müzakerelerin zaten başlayacağı belirtiliyor.Komisyona göre, henüz gerekenler yapılmadığı için de Kopenhag Zirvesinde Türkiye dosyası ileri bir tarihe, örneğin 2003 Selanik Zirvesine ertelenir.Dört pozisyon böyle.Türkiyenin 2005i kabul etmesi söz konusu gözükmüyor. Çünkü böyle bir kabul, Türkiyenin 15ler yerine 25lerle muhatap olması demek. Ayrıca, müzakerelerin 2010u, hatta 2013ü aşması anlamına geliyor.Komisyonun çizgisinde öngörüldüğü gibi, Türkiye dosyası ertelenebilir mi? Buna Türkiye, belki Kıbrısın üyeliğinin de ertelenmesiyle evet diyebilir. Peki, böyle bir durumu Yunanistan kabul eder mi?Yakın ihtimal değil tabii.Türkiye kendi 2003 tarihinin ileri atılmasına ve koşula bağlanmasına evet diyebilir mi? Yani Londra - Roma - Madrid - Atina eksenine yaklaşıp şartlı tarihe evet diyebilir mi?Olabilir diyenlere rastlanıyor.Peki, Kıbrıs ne olacak?Ankaranın evet diyeceği tarihsel bir düzenleme için gerekli adımlar acaba Türk tarafınca Kıbrısta atılabilecek mi? KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş buna hazır mı?Bilemiyorum.Soru işaretleri var.Ankaranın, AKP iktidarının Kıbrısta çözüm için ne kadar kararlı olduğu, Türkiyenin geldiği tarihsel kavşakta hayati önem taşıyor.Evet, yumurta tavuk hikayesi!Ama çok kritik bir oyun.Avrupa yolundan sapmak istemiyorsak, iktidar lideri Tayyip Erdoğanın dediği gibi, "Avrupa Birliği, Türkiye için Cumhuriyetin kuruluşundan sonra en büyük çağdaşlaşma projesi" ise, - ki öyle - o zaman Kıbrıs konusunda yeni hükümetin de kesin bir kararlılık içinde olması şart.Elbette önce AB de gereğini yapacak, yani Türkiyenin tarihi sağlam kazığa bağlanacak, başka çare yok.Ama düğüm yine de Kıbrıs!Bütün taraflar için öyle.Yarın Kopenhagdan devam... h.cemal@milliyet.com.tr BRÜKSEL