İspanya penaltılarla finalde!

EURO 2012’DEN YAZILAR-9

Maç İspanya’nın ya da Portekiz’in hakkıydı diyebilir miyim? Hayır. Bir taraf diğerine açık üstünlük sağlayamadı. Ama İspanya o bildiğimiz sıkıcı ama güzel oyununu Portekiz karşısında tutturamadı. Ya da Portekiz oynatmadı o oyunu İspanya’ya... Final yolu penaltılarla açıldı.

İspanya penaltılarla finalde
Penaltılarla finale yükselen İspanyol
futbolcuların büyük sevinci görülmeye değerdi.

DONETSK
Cristiano Ronaldo, bu turnuvada yakaladığı müthiş form grafiğiyle rakiplerinin gözünü korkutmuş durumda.
İspanya’nın Fransa’yı yenip yarı finalde Portekiz’le eşleştiği maç sonrası, Del Bosque’nin bir yardımcısı soyunma odasında uflayıp puflayarak ağzındaki baklayı çıkarıyor:
“İyi de, bu Ronaldo’yu ne yapacağız, nasıl durduracağız?”
Ronaldo anahtar topçu!
Korkunç tekniği, top kontrolü, dar alandaki kıvrak çalımları, anormal hızı ve ansızın attığı inanılmaz şut ve frikikleriyle rakip kalecilerin korkulu rüyası olan Ronaldo, üstelik ilk kez üç golle geldi yarı finale.
Ve bilenmiş durumda.
Lizbon’daki 2004 Avrupa Şampiyonası finalinde kupayı son dakikada Yunanistan’a kaptırmak, 19 yaşındaki Ronaldo için büyük bir hayal kırıklığı olmuştu.
Portekiz 2006 Dünya Kupası’nda Fransa’ya elenmişti yarı finalde. 2008 Avrupa Şampiyonası da düş kırıklığıydı Ronaldo için. Bu kez çeyrek finalde Almanya Portekiz’i saf dışı etmişti.Güney Afrika’daki 2010 Dünya Kupası’nda ise İspanya daha çeyrek finalde 1-0’la dur demişti Portekiz’e...
Ve Ronaldo bu turnuvaların hiçbirinde dikiş tutturamamış, herhangi bir varlık gösteremediği için fena halde eleştirilmişti.
Şimdi herkes onu konuşuyor.
Ronaldo’yu nasıl durduracağız?..
“Dünyanın en iyi kalecisi olan bizim kaptan Cassilas, Real Madrid’den Ronaldo’yu en yakından tanıyan kişidir, nasıl durduracağını da o bilir” diyor, Barça’nın ve İspanyol milli takımının büyük stoperi Pique.
Diyor ama bu işin öyle söylendiği gibi kolay olmadığının da farkında tabii. İspanyolların hocası Vincente del Bosque’yi Ronaldo sorusu elbette uğraştırıyor. Bir İngiliz yorumcuya göre Del Bosque, Ronaldo’yu topsuz bırakarak etkisiz kılmaya çalışacak.
Rakibi ‘topsuz bırakmak’, bugüne kadar İspanyolların en iyi becerdikleri oyun tarzı.
Saha içinde sürekli üçgenler, hatta dörtgenler oluşturup taka tiki ya da ortada sıçan oyunuyla rakibi topsuz bırakmaktan geçiyor bu oyun tarzı.
Bunun ustaları ise üçü de Barçalı olan Xavi, Iniesta ve Fabregas üçlüsü (*).
Xavi, 1.70 boyunda tam bir Katalan futbol efsanesi. Hiç manşetlerde dolaşmayan, mütevazı ve çok az konuşan bir insan.
Bütün bildiği pas.
90 dakika boyunca yeşil sahanın her yerinde top alıp veriyor, top dağıtıyor, olağanüstü kıvraklığıyla.
Xavi için “Kafasının arkasında da gözü vardır onun” diyor takım arkadaşları. Büyük bir hızla bilmece çözer gibi pas atıyor.
Üçgenin bir köşesi de İniesta.
O da 1.70 boyunda.
Üçgenin üçüncü köşesinde de Fabregas yer alıyor, 1.75 boyuyla. Arsenal’dan takım arkadaşı, Hollandalı büyük golcü Van Persie onun için, “Top ayağına geldiğinde, hepimizden iki saniye daha önce düşünür” diyor.
Özellikle Xavi-İniesta-Fabregas üçlüsünün kurduğu pas üçgenleri ya da ortada sıçan oyunu (ki, ayağına top alanın, aynı anda mutlaka pas atacak iki seçeneğe sahip olması gerekir diye tarif ediliyor İspanyolların, daha doğrusu Barça’nın bu oyun tarzı...) rakibi perişan edebiliyor.
2010 Dünya Kupası’nda İspanya’ya yarı finalde elenen Almanya’nın golcüsü Klose, ‘ortada sıçan oyunu’nun nasıl kurbanı olduklarını şöyle itiraf eder:
“İspanyolların ayağından topu kapmak için o kadar çok koşturuyorduk ki, en nihayet topu kaptığımızda da pek bir şey yapamaz hale geliyorduk.”
Fransızların golcüsü, Real Madridli Karim Benzama’nın itirafı da farklı değil. Son çeyrek finalde İspanya’ya elendikten sonra şöyle demiş:
“Top hep onların ayağındaydı, biz oraya buraya koştuk tazı gibi, hepsi o kadar...”
Bu turnuvada en az gol yiyerek en iyi savunmaya da sahip İspanya’nın maç başına 654 pas ortalaması var. Bu, ikinci en iyi olan Almanya’dan 163 daha fazla pas...
Fransa’ya karşı ilk yarıda 316 pas yapmışlar. Bu da Portekiz’in iki maçtaki 90 dakikalık pas sayısının üstünde...
Ve turnuvada yarı finale kadar İspanyolların 3211 pasına karşılık, Portekiz bunun yarısı kadar 1734 pas yapabilmiş... Uğur Meleke de haklı olarak diyor ki:
“Bu paslar hangi bölgelerde yapılıyor? Etkili bölgelerde mi acaba? İspanyollar yine bol pas yapıyor ama eskisi gibi etkili değiller galiba...”
Kimine göre de, İspanya’nın oyun şifreleri çözülmüş durumda. Ayrıca, ortada sıçan oyunu da gittikçe sıkıcı hale geliyor.
İniesta bu görüşte değil. Etkili olmaya devam ettiklerini, ancak takımlarında ‘yorgunluk belirtileri’nin su yüzüne vurmaya başladığını kabul ediyor.
Bu da hayra alamet değil tabii.
Bakalım, Portekiz ayağına ikinci kez gelen final şansını kullanabilecek mi, genç, iştahlı ve diri topçularıyla?..
Maç saati yaklaşıyor.
Futbol kaçıkları, turnuvanın en güzel stadyumuna, Donbass Arena’ya doğru akın ediyorlar.
İnşallah umduğumuzu buluruz.
Haydi maça maça!
* * *
İlk 45 dakika...
İspanya bildiğim ya da beklediğim İspanya değildi. ‘Ortada sıçan oyunu’ndan, ‘taka tikiler’deneser yoktu. Etkisiz alanlarda pas üçgenleri kurabildi İspanyollar.
Portekiz, etkili pres yaparak, üstüne giderek, teknik deyişle önde basarak, İspanya’nın o klasik oyun düzenini bozdu.İlk yarıda İspanya yüzde 56 top hakimiyetiyle oynadı ama açık bir üstünlük sağlayamadı Portekiz karşısında.
İkinci 45...
Del Bosque, gecikmeli de olsa doğru olanı yaptı ve Fabregas’ı oyuna aldı. Bu değişiklik, İspanya’nın pas etkinliğini bir ölçüde arttırdı.Bir tarafta Ronaldo, diğer tarafta Iniestaarada bir parladılar ama ahım şahım oldukları söylenemezdi.Biraz saman alevi gibiydiler.
Cüneyt Çakır...
İlk 90’ı bir iki hata dışında çok iyi götürdü. Pek öyle esirgemediği sarı kartlarda haklıydı. İpler elindeydi.
Ama ilginç olan, Portekiz kulübesiydi ve Çakır’ın neredeyse her düdüğünde saha kenarına fırladılar. Belki de dertleri, Cüneyt Çakır’ı baskı altına almaktı. Alamadılar. Cüneyt Çakır’ın çıtası ortalamanın üstündeydi, başarılıyıdı.
Ronaldo...
Bazen müthiş goller çıkardığı frikikleri ilk 90’da yakaladı ama kullanamadı. 89’da, İspanyol savunmasını gafil avladı, Ronaldo büyük fırsatı kullanamadı.
Ve uzatma...
103. dakikada Fabregas soldan indi, lokum gibi bir pas attı araya, Iniesta’ya al da at dercesine. Ama bu kez de İniesta kaleciye nişanladı.
Portekiz tarafında, Uğur Meleke’nin deyişiyle yıldızlaşan oyuncu, orta sahada oynayan Moutinho oldu. Çok top kazandı ve etkili oynadı.
Son 5 dakika...
Maç İspanya’nın ya da Portekiz’in hakkıydı diyebilir miyim?
Hayır.
Bir taraf diğerine açık üstünlük sağlayamadı. Ama İspanya o bildiğimiz sıkıcı ama güzel oyununu Portekiz karşısında tutturamadı. Ya da Portekiz oynatmadı o oyunu İspanya’ya...
Golsüz beraberlik 120 dakikanın sonunda.
İngiltere-İtalya maçı gibi...
Ve penaltılar...
Xabi attı ama Patricio uzandı, kurtardı. Moutinho attı, Casillas kurtardı. Eşitlendiler. Iniesta ve Pepe attılar. Pique attı, Nani attı. Eşitlik bozulmuyor. Ramos soğukkanlı attı. Alves kaçırdı.
Fabregas atarsa bitiyor.
Attı ve İspanya finalde!
——————
* Bu konudaki bilgileri, Simon Kuper’ın The Football Men isimli kitabından aldım. Simon and Schuster, 2011.