Yazık olur!

Yazık olur!


Hasan CEMAL

       Borsa rekor kırdı. Faizler olağanüstü düştü. Türkiye gerçekten bir dönüm noktasında. Dünyada birinci lige adaylığını koyuyor.
       Uzun yıllardır ilk kez yeni yeni yakalamaya başladığımız siyasi istikrarı elden kaçırmayalım. Türkiye doğru yolda. Sapmayalım, yazık olur!

Doğru yoldayız! Sapmayalım, yazık olur!

       Borsa rekor kırdı! Faizler olağanüstü düştü. 1985'ten beri ilk kez yüzde 40'ın altına indi. Türkiye gerçekten bir dönüm noktasında...
       Nedir bunun anlamı?
       Hükümetin enflasyonla mücadele programı inandırıcı bulunmuş durumda. Güven duyuluyor. Enflasyon canavarının kafası koparılacak diyenler nihayet bizde de ciddiye alınmaya başladı.
       Ama tabii bunu diyenler de, yani iktidar sahipleri de işi bunca yıldır ilk defa ciddi tuttuklarını gösteriyorlar.
       Ankara'da üst düzeyde bir teknokratın sözleri:
     "Yedi yıldır buradayım. Böyle bir havayla ilk defa karşılaşıyorum. İktidarda radikal bir kararlılık var. Bütün ağırlığını enflasyonla mücadele programının arkasına koymuş durumdalar."
       Şu sözler de aynı yetkilinin:
     "Dışarıdaki hava da çok iyi. 'Türkiye yatırım açısından 2000 yılının yıldızıdır' deniyor. Türkiye bir bakıma Yunanistan'ın Avrupa Birliği'ne girişi öncesindeki dönemi yaşamaya başladı. Bir başka deyişle, resmen bir başka lige geçmeye hazırlanıyor."
       Evet, yeni bir dönem.
       Ama hiç de kolay değil.
       Özellikle ücretiyle, maaşıyla geçinenler için. İşçi, memur, emekli, dul ve yetim için zor bir dönem.
       Nedeni bilinmekte:
       Geçmişin değil geleceğin enflasyon oranına endeksli ücret artışları geçim derdi açısından haklı yakınmalara konu oluyor.
       Ancak şu da bir gerçek:
       Enflasyonu yenmenin başka bir sihirli formülü bugüne kadar ne yazık ki bulunabilmiş değil. Tek formül, ekonomi politikalarını 'popülizm'den kurtarmak ve böylece enflasyon canavarının eline bir daha düşmemek...

Sapma olur mu?

       Aklı başında hiç kimse hükümetin kararlılıkla uygulamaya koyduğu ekonomik programdan şöyle ya da böyle sapmayı düşünmek dahi istemiyor. Çünkü işi bilenler, bunun tam bir felaket olacağının, ekonomik ve siyasi kaos yaratacağının bilincindeler.
       Hükümet de öyle.
       O yüzden enflasyonla mücadelenin sonuna kadar kararlılıkla sürdürülmesi ihtimali ağır basıyor.
       Şu görüşte olanlar yok değil:
     "Diyelim, önümüzdeki aylarda enflasyon düşmeye başladı. Ancak ekonominin büyümesi konusunda bir kıpırdanma yok. Çünkü talep cephesinde olumlu bir gelişme kaydedilmiyor. Böylece, beklenen büyüme gerçekleşme yoluna girmezse ne olur? O zaman hükümetin enflasyonla mücadele konusundaki kararlılığında gevşeme olabilir mi? Yeniden, programa mesela koalisyonun MHP kanadında boş verme eğilimleri uç verebilir mi? Enflasyon düştü ama işsizlik de devam ediyor diyenlerin sesi çıkmaya başlayabilir mi?"
       Ekonomi kulisinde buna benzer senaryolar da konuşulmuyor değil. Ancak gerçekleşeceğine ihtimal verenler şimdilik azınlıkta.
       Çoğunlukta olanlara gelince:
     "Enflasyonla mücadele programının alternatifi yok. Bunu hükümet de çok iyi biliyor. Onun için mücadele yolunda yürür."
       Tabii borsa ve faiz cephesinde bugünkü rekor durumu aynen devam etmeyecek. Enflasyon da şıp diye düşmeyecek.
       İlk üç ay önemli.
       Koalisyonun siyasal kararlılığı izlenecek. Uygulama ve sonuçları gözlenecek. Gelişmelerin olumlu gitmesi halinde, örneğin Türkiye'nin kredi notu yıllar sonra yeniden yükseltilecek.
       Sonra bir 3 ay daha yakın takip sürecek. Gelişmeler yine olumlu ise bu kez dışarıdan uzun vadeli, direkt yatırımlar için ciddi sinyaller yanıp sönmeye başlayacak...

İyimserliğin devamı...

       Soru:
       İyimserliğin devamı neye bağlı?
     Bir: Enflasyonla mücadele programının devamına...
     İki: Avrupa Birliği'ne adaylık konusunda hem devlet hem özel sektör cephesinde seferberlik için derhal düğmeye basılmasına... Ve tabii Kopenhag kriterlerinin siyasi kısmına uyum konusunda çalışmaların ciddiyetle başlatılmasına...
     Üçüncüye gelince: İdam konusunu ertelemek... Meclis'e göndermeden, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararını beklemek... Yani idamı siyasi bir krize dönüştürmekten özenle kaçınmak...
       Yoksa yazık olur!
       Çünkü iyi yolda Türkiye. Çok uzun yıllardır ilk kez istikrarı yakaladık, iyi kullanalım.



Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr