Sorumluluk duygusu...

HABERİ televizyonda duyunca, gazetelerde okuyunca, bu toplumun en büyük sorununun “sorumluluk duygusu” olduğuna bir kere daha inandık...
Olayın demokrasiyle, darbeyle, çok partiyle, az partiyle bir ilgisi yoktu, rejim hangi rejim olursa böyle insanlar çıkar, lakin onlara bu fırsatı vermeyen insanlar da olur.
* * *
OLAY, herhalde “garipler antolojisi”ne girecek nitelikte...
Bir adam kendini Çalışma Bakanı’nın “koruması” ilan etmiş!
- O nasıl şey, diyeceksiniz?
Çalışma Bakanı Bursa Milletvekili; Bakan Bursa’ya gelince ortaya çıkıyor, koruma ekibinin içinde, herhalde soranlar oluyor:
“Sen kimsin hemşerim?”
“Ankara’dan özel koruma!”
“Şu kimliğini bir göster bakalım!” diyen de yok.
Bakan Ankara’ya gidince, (Özel koruma!) yine yanında...
Ankara’dakilere de, Bursa’dan özel koruma olduğunu söylüyor, onlar da “Hoş geldin!” diyorlar.
İş yürüyüp gidiyor.
* * *
PEKİ adamın bunda çıkarı ne?
O belli değil, yalnız bir uyanan oluyor, foya meydana çıkıyor, adam savcılığa veriliyor, savcılık da serbest bırakıyor...
* * *
BİZİM duyduğumuz, okuduğumuz böyle...
Düşünebiliyor musunuz?
Adam böyle “zararsız” değil, “zararlı” olabilirdi, neler yapmazdı?
Olacak iş değil!
Ama oluyor, burası Türkiye!
* * *
GEÇEN gün belki okudunuz, belki seyrettiniz; Ali Sami Yen Stadı’nın bir iç kapısına sarı gömlekli özel güvenlik görevlisi konmuş, “Buradan ancak, göğsünde şu kartı olanlar girebiliyor, başka kimseyi sokmayacaksın!” denmiş...
* * *
ÜNLÜ bir futbolcu geliyor, güvenlik önlüyor:
“Geçemezsin!”
“Niye?”
“Kartın yok!”
“Sen, benim kim olduğumu biliyor musun?”
“Kim olursan ol, geçemezsin, bana verilen emir böyle!”
Vay sen misin, futbolcuyu geçirmeyen, itiş, kakış, ağız dalaşı...
Oldu mu, yakıştı mı?
Yukarıdaki konuşma belki aynen böyle olmayabilir ama, böyle olduğuna o kadar alışığız ki!
Kendimiz sorumluluğumuzu bilmeyiz, sorumluluğunu bilen insanı da hırpalarız.
Ondan sonra da sanki çok bilip çok gezmişiz gibi ahkâm keseriz:
“Böyle rezalet dünyada yoktur!”