Hurşit Güneş

Hurşit Güneş

hgunes@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Ekonomiyi yönetmek ciddi bir iştir. Asla para kazanma becerisiyle karıştırılmaması gerekir. Para kazanma risk alma yeteneği ya da sanatıdır. Fakat ekonomiyi yönetmek riskleri ortadan kaldırma uğraşıdır. Yani ikisi farklı işlerdir. Kurnazlıkla para kazanılır. Ama kurnazlıkla ekonomi batırılır.
Özetle, çok para kazanmayı bilen herkes daha iyi ekonomi bilmez. Öyle olsaydı, ekonomi dalındaki tüm Nobel ödüllerini işadamları süpürürdü. Yahut da ekonomide otorite olmuş herkesin Karun gibi zengin olması gerekirdi.
Ama ilginçtir, ülkemizde her ekonomik sorun çıktığında mikrofonlar işadamlarına yöneltilir. Tabii onlar da bilip bilmeden ahkâm keser. Toplum da (özellikle 1980 sonrası) varlıklı olmayı yücelttiği için bunu önemser. Oysa işadamlarına, çözümden çok, sorunu sormak yeterlidir.

Haberin Devamı

Mutlaka paket
Geçen hafta ekonomi yönetmenimiz İbrahim Ekinci arayarak “Günlerdir işadamlarına sorunlarını ve beklentilerini soruyoruz. Bunların geçerliğini bir değerlendirebilir misiniz?” dedi. Böylesi bir talebi tabii çok yerinde bulduk.
Son haftalarda iş çevrelerinin koro halinde “Paket isterük” diye bir lobi faaliyetine girdiği gözleniyor. Bunu da taksitle değil peşin bir açıklamayla istiyorlar. Çünkü sanıyorlar ki, tedbirler topyekûn açıklanırsa moraller düzelebilir.
Oysa bu tam bir gaflet. ABD’de kallavi bir paketin açıklanmasını piyasalar en fazla bir hafta kutlayabildi. Kaldı ki moralle ekonomi yürür mü? Lafla peynir gemisi yürümesi gibi bir şey.
Kimi işadamının da güvensizliğin krizi yarattığına dair bir inancı var. Bazıları açıkça meydan okuyor: Kriz çığırtkanlığı yapmayalım. Sanki Başbakan’la danışıklı dövüş demeç veriyorlar. Tekrarla belirtelim: Tüm krizlerde güvensizlik bir özelliktir. Bir neden değil. Türkiye ekonomisi zaten kırılgan bir yapı içindeydi. Küresel krizin de Türkiye’yi daha büyük boyutta vurmasının nedeni bu.
İş çevrelerinin en öncelikli talebi ise IMF ile anlaşma... Bir an önce bol bir finansman bularak 2009’u daha az badireyle atlatmak istiyorlar. Önerilerinin büyük bir çoğunluğu iç tüketimi yeniden canlandırabilmeyi hedefliyor. Oysa bu krizden herkesten fazla etkilenmemizin nedeni yıllardır iç talebe dayalı bir ekonomik modeli sürdürmemiz değil mi? Dış açık neden oluştu?
Öylesine şaşırmış durumdalar ki, birçoğu KDV’nin indirilmesini istiyor. Bu da hatalı. Madem iç tüketim moral bozukluğundan kesildi, KDV indiriminin moralle ne alakası var? Üstelik bu öneri iki bakımdan mahzurlu.
Birincisi 2009 yılında bütçenin tutması o denli zorken en önemli vergi kaleminde indirim yapılması tek kelimeyle delilik. İkincisi, krizin yerel etmeni cari açık, aşırı iç tüketim olduğuna göre onu frenleyecek dolayı vergilerden ne isteniyor? Yani bu öneri hem bütçe, hem de dış açığı büyütebilecek bir nitelikte.

Haberin Devamı

Mali disiplinden ödün
2 Aralık 2008 tarihli Milliyet ekinde Eczacıbaşı Holding CEO’su Erdal Karamercan krizin maliyetini azaltabilmek için oldukça mantıklı çözüm önerilerinde bulunmuş. KOBİ’lere kol kanat gerecek bir “geçici ihtiyat fonu” öneriyor.
Yine işgücüne yeni eklenenlerden 1 yıl boyunca vergi alınmaması, yahut en alt gelir grubunun vergi ve harçlardan muaf olması gibi ilginç ama az maliyetli öneriler dikkate alınmalı. Karamercan bilinçli; bütçe disiplininden taviz verilmesini istemiyor.
Kimi bankacı mevduat munzam karşılıklarının düşürülmesini isterken, kimisi de aracılık maliyetlerinin düşürülmesini talep ediyor. Kimi finans sektörü yöneticisi de aylardır mevduat güvencesi arayışı içinde, ama bunu telaffuz etmekten çekiniyor.
Çok mı kızgınız? Elbette hayır. Profesyonel futbolcu sahada adam gibi maç çıkarmazsa, seyirci de aklını yitirip sahaya inip oynamaya kalkabilir.