Bush, 2003'te bizi terslemişti, bugün ise...

PKK, Kuzey Irak'taki kamplarından çıkışlar yapıyor, Türkiye'ye sızıp saldırılar düzenliyordu. Bu cinayetler henüz kamuoyunun dikkatini çekecek düzeye gelmemişti. Ancak, örgüt 1999'dan sonra kestiği sesini yükseltmeye başladığının ilk işaretlerini veriyordu.Türkiye bu dönemde, Kandil'in dağıtılması için yine Washington'u sıkıştırmaya başlamış ve hiçbir önlem alınamadığı taktirde, müdahale etmek zorunda kalabileceğini bildirir olmuştu.İşte bu aşamada, konuyu en üst düzeyde bilen diplomatik kaynaklarıma göre, Başkan Bush Türkiye'ye çok sert bir mektup yazdı.Türkiye'nin Kuzey Irak'a müdahalesine Washington'un karşı çıkacağını, böyle bir hareketin bölgeyi karıştıracağını ve Ankara'nın böyle bir adım atmaması gerektiğini yazdı.Mektubu görenlerin bana verdikleri bilgiye göre, "ABD son derece kesin, katı bir karşı tutum" sergiledi.Bir de bugünkü duruma bakalım...Karşımızda, Türkiye'nin PKK'ya karşı hareketlenmesini anlayışla karşılayan bir Bush yönetimi var. Washington, hala Türkiye'nin askeri harekatına karşı çıkıyor. Ancak bu defa, karşı çıkması daha farklı, daha nüanslı. Bu defa, Türkiye'yi kesin bir şekilde durdurduğu taktirde büyük tepki alacağını görmüş gibi bir tutumu var. Beyaz Saray, Türk kamuoyunun ayağa kalktığı bir sırada, PKK'yı koruyormuş gibi bir izlenim vermenin, nasıl derin yaralar açacağını ve bu yaraların bir daha kolay kolay kapatılamayacağını nihayet anlamış gibi davranıyor.Amerikan yönetiminin şu sıralardaki genel yaklaşımı, Türkiye'nin askeri müdahalesine kırmızı ışık yakmamak, ancak buna karşın, bu müdahalenin derinliğini ve sürecini kontrol altında tutabilmek.Yani, Türkiye'nin belirli hedefleri havadan vurup dönmesine, belirli PKK kamplarına kısa süreli kara harekatı yapıp geri dönmesine göz yumulacakmış havası var.35-40 bin kişilik bir kuvvetle Kuzey Irak'a girmek ve orada uzun süre kalmaya, yerleşmeye yönelik planlara ABD kesinlikle karşı. Hatta sınır boyunca bir tampon bölge oluşturulmasına da ters bakılıyor.Washington, bu konularda bir garanti istiyor. Ancak şimdiye kadar da Ankara'dan böyle bir garanti alınabilmiş değil.Bu hafta ABD Dışişleri Bakanı Rice, önümüzdeki Pazartesi günü de Başkan Bush ile yapılacak görüşmelerin temelinde bu pazarlıklar yatacak. 2003 yılında yaşananları fazla kişi bilmez. DTP kısa bir süre öncesine kadar ne istediğini tam olarak dillendiremezdi. Daha çok, halklar arasında barıştan söz ederler ve Kürt kökenli vatandaşların doğal haklarının verilmesi gerektiğine dikkat çekerlerdi. O kadar dikkatli davranırlardı ki, beklentilerinin ayrıntısına dahi girmezlerdi.22 Temmuz seçimlerinden sonra bir şeyler değişiverdi. Hem PKK, hem de DTP değişti. AK Parti'nin özellikle Güneydoğu bölgesinde oy patlaması yapması, PKK ve DTP'nin tutumunda büyük farklılık yarattı. Her şeyden önce, büyük bir hayal kırıklığı yaşadıkları açıkça görüldü. Bölge halkının ellerinden kaydığını mı sezinlediler, İmralı ile Kandil'de farklı bir değerlendirme mi yapıldı, bilinmez. Ancak tutumlarında çarpıcı bir değişim yaşandığı apaçık ortada.PKK -pek rastlantı olacağını sanmıyorum- daha önceki döneme oranla birden bire terör düğmesine dibine kadar bastı. Büyük saldırılarla, kamuoyunda ses getirecek suikastlara girişti. Eskiden bir kaç kişilik gruplar halinde dolaşırken, birden bire sayılarını 100'lere çıkarttı. Türk-Kürt sürtüşmesini körüklemek ve Türkiye'yi Kuzey Irak batağına sokmak için, tahrik kampanyası yürütür oldu. Doğrusu, istediklerini de elde ettiler. Türk kamuoyu şimdiye kadar görülmemiş derecede kabardı.PKK'nın bu şekilde, halkı tekrar ateş altına çekerek, Türk güvenlik güçlerini bölgeye sokturarak, kaybettiği ilgiyi ve oyları geri almayı planladığı anlaşılıyor.Bunun yanı sıra, Kuzey Irak'ın bağımsızlığa kavuşması PKK'nın marjinalleşmesi anlamına geleceği için, bir Türkiye-Kuzey Irak çatışmasını devreye sokmak ve uluslararası platformda unutulmaktan kurtulmak istediği söylenebilir.Gelelim DTP'ye...Onlar da, yine birden bire değişiverdiler.Diyarbakır'daki "Demokratik Toplum Kongresi'ndeki" kararların şu aşamada ortaya atılması ilginçtir.DTP'yi artık Avrupa filan kesmiyor. AB'nin reformlarını küçümsüyorlar.Diyarbakır kararları, yepyeni bir süreci başlatıyor. Daha önce çeşitli bildiriler, kongre veya toplantılarda ortaya atılan fikirler bu defa somut biçimde benimsendi ve kamuoyuna açıklandı.Bunun yapılış zamanı ve şekli, DTP'nin bilinen eski söyleminin temelde değiştiğinin işaretleriyle dolu.Bu tutum bizlerin hoşuna gitmeyecektir, ancak daha doğru bir tavırdır. Ağızlarının içinde yuvarlayacaklarına, açıkça isteklerini ortaya koymuşlardır.Beğenmeyebilir, tepki gösterebilir, reddedebiliriz.Ancak artık somut şekilde biliyoruz.Siz federasyon deyin, başkası konfederasyona doğru atılan adım olduğunu söylesin, önemli değil. Önemli olan, yeni bir sürece girilmiş olmasıdır.DTP'nin kapısına kilit vurmak, üyelerini hapse atmak veya Meclis'ten kovmak sorunu çözmez.Bu yeni süreç bizler için, çok daha dikkatli, çok daha akılcı adımlar atma gereğini getiriyor. Silaha karşı silahla mücadele etmek daha kolaydır. Asıl zor olan politik mücadeledir. PKK ve DTP neden korktu? Erdal İnönü kadar saygı uyandıran insanımız çok azdır. Adeta, İnönü Ailesi'nin genlerinde olan bir ciddiyet, bir saygınlık, bir incelikten söz ediyorum.İstemeyerek girdiği politika yaşamında da, öylesine farklıydı ki, hepimizi şaşırttı.El öpmek isteyenlerle mücadelesi, omuzlarına almak isteyenlere direnişini hiçbirimiz unutamayız.Daima yapıcı oldu, daima umut dağıttı.Siyaset dünyasının akil adamıydı dersek, sanırım daha doğru bir niteleme yapmış oluruz.Kürt sorununa çözüm bulma yolundaki katkıları unutulamaz. Ne yazık ki, DEP o dönemde eline geçen fırsatı iyi kullanamamıştı. Ancak Erdal İnönü, DEP'lileri Meclis'e sokarak, Kürt sorununda en önemli siyasi adımlardın birini atmıştı. Bu sorundan başka türlü kurtulamayacağımızı görmüş ve fedakarca elini uzatmıştı.Arslan Sosyal Demokratlar, bambaşka bir dünyada yaşadıklarından dolayı, Erdal Bey'e de rahat vermediler. Sonunda da, siyasetten kaçmasına yol açtılar.Erdal Bey ile birlikte bir dönem kapanıyor. Açılan yeni dönemin ne olacağını da kimseler bilemiyor. Öylesine karışık, öylesine farklı bir yöne doğru kayıyoruz ki, Erdal Beyler'i mumla arayacağız. Erdal bey bize çok şey öğretti (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net

DİĞER YENİ YAZILAR