Bush'a önce teşekkür...

Irak'ta yaptıklarından, göz göre göre bir ülkeyi parçalanmaya itmelerinden tutun, Kuzey Irak'ta yuvalanmış olan PKK'yı görmezden gelmelerine, bölgede bağımsız bir Kürt devletinin kurulması için koşulları oluşturmalarına kadar, yapmadıkları kalmadı.Ne söylense, ne kadar eleştirilse yeridir.Bir konu hariç...O da, Ermeni tasarısı...Bu köşeyi izleyenler hatırlayacaklardır.Yılın başından beri, Ermeni soykırım tasarısı başımızın üstünde Demokles'in kılıcı gibi sallandırılıyordu. Bush'u cezalandırmak isteyen Demokratlar, Kongre'yi kontrollerine geçirdikten sonra en kolay yolu, Emeni tasarısını yasalaştırmada buldular. Son haftalara kadar, Washington'u izleyen gözlemcilerin tümü, bu tasarının kolaylıkla geçeceğine inanıyorlardı.Her ne kadar bağlayıcı bir yanı olmasa dahi, tasarının yasalaşması, Türkiye'ye son derece ciddi bir moral darbe indirecekti.ABD Temsilciler Meclisi'nin onaylayacağı soykırım suçlaması, Ermeni iddialarının doğruluğunu perçinleştirecek ve bundan sonra Ankara ne kadar aksini ispat etmeye çalışırsa çalışsın, uluslararası kamuoyundaki inandırıcılığı yok olacaktı. Bush yönetimi, bir ara "imkansız" gibi görünen bir işi başardı.Tasarıyı engelledi ve erteletti.Washington'daki gözlemciler sık sık "şimdiye kadar görülmemiş bir çaba sergilendi" cümlesi kullanıyorlar.Gerçekten de, inanılır gibi değil.Beyaz Saray öyle bir baskı, öyle bir ikna kampanyası yürüttü ki, Türk-ABD ilişkilerinde bir facianın köşesinden dönüldü.Bush yönetimi bu çabayı, ülkesinin Türkiye ile ilişkilerini kurtarmak için sarf etti. Ankara'nın göstereceği tepkiyi anladı ve seçim sürecinde, Ermeni oylarını kaybetme pahasına yaptı. Hangi gerekçeyle ve ne için yapılmış olursa olsun, Başbakan Erdoğan'ın, Bush ile karşılaştığında bir "teşekkür borcu" olacak.Bu erteleme inşallah, Türkiye'nin de kafasını kuma gömmekten vazgeçmesine ve bu sorunu yepyeni bir yaklaşımla ele almasına yol açar. Aksi halde, aynı tasarı gelecek yıl (yanı Kasım 2008 seçimine daha yaklaşıldığında) tekrar gündeme gelir ve bu defa etkinliğini tümüyle kaybetmiş olan Beyaz Saray, ağzıyla kuş tutsa dahi önleyemez.Türkiye, bu şansı iyi kullanmasını bilmeli... Bush yönetimini yerden yere vuruyoruz. Türkiye için uzun ve son derece riskli bir süreç başlıyor. Bugün İstanbul'a, Irak sözcülerinin katılacakları konferans için gelmesi beklenen ABD Dışişleri Bakanı Rice ile ilk defa yüz yüze pazarlık başlatılacak.İstanbul konferansı aslında Abdullah Gül'ün, Dışişleri Bakanlığı döneminde ortaya attığı bir fikirdi. Başta Mısır, bazı ülkelerin soğuk bakmalarına rağmen, Washington'un verdiği destek sayesinde gerçekleştirildi. İkinci defa toplanan konferansın amacı Irak'ın bölünmemesi ve bir an önce barışın kurulmasını isteyen, Irak'ı çevreleyen ülkeleri, bir çözüm sürecine sokabilmek. Sadece Amerika'nın değil, asıl bölge ülkelerinin katılımını sağlayabilmek.İstanbul buluşması, toplantının gündemi belli olmasına rağmen, Kuzey Irak'taki PKK mevcudiyeti ve Türkiye'nin olası bir askeri müdahalesinin gölgesinde geçecek.Resmi oturumlarda Irak'ın iç durumu tartışılacak, koridorlarda ve ikili toplantılarda ise, Türkiye'ye, Kuzey Irak'a müdahaleden vazgeçmesi için baskı yapılacak.Bu toplantı Türkiye açısından önemli bir şans yaratıyor. Bu sayede, PKK'nın yarattığı gerilim ve Kuzey Irak yönetiminin bu örgütü nasıl kollayıp koruduğu anlatılabilecek. Daha da önemlisi, Türkiye'nin, PKK'nın Kuzey Irak'taki faaliyetini engellemek için ne kadar kararlı olduğu gösterilebilecek.Eğer bir askeri harekata girişilecekse, toplantıya katılan ülkelere durumu açıkça anlatmak şarttır. Onları inandırabilmek, ilerde çıkacak tepkilerin tonunu etkileyecektir. Aynı zamanda bölge ülkelerinin nabızları da tutulmuş olacak. Daha sağlıklı bir karar verilebilecek.Bu görüşme dizisinin en önemlisi, kuşkusuz, ABD Dışişleri Bakanı Rice ile yapılacak.Washington hala "aman askeri bir müdahalede bulunmayın, bırakın bu işi görüşmelerle çözelim" diyor. Hiç değilse resmi söylemi böyle...İstanbul ve Ankara'daki görüşmelerin temeli Rice'ı ikna etmeye yönelik olacak.Türk kamuoyundaki kabarmanın ne anlama geldiği, AK Parti iktidarı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, kamuoyunda böylesine bir kızgınlık yaşanırken, somut hiçbir adım atmadan görüşmelerle çözüme gitmelerinin imkansızlığı anlatılacak.Gerçekten de, Türkiye artık geri dönülmez bir noktaya geldi. Daha doğrusu, özellikle PKK tarafından, bu noktaya getirildi.Sertlik yanlılarını bir yana bırakıyorum. Bugün, yaşamını barış için harcamış insanlar dahi bir hareket istiyorlar.Büyük ölçekte, 30-40 bin kişilik bir askeri mevcudiyetle büyük bir istiladan söz etmiyorum."Bir şey yapılsın, bu adamların canları acıtılsın" diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor.Önce burada Rice'a, ardından da Pazartesi günü başkan Bush'a bu havanın yansıtılması gerekiyor.Ne iktidar, ne de TSK artık kamuoyunu ikna edebilir. Ok yaydan çıktı.Bush yönetiminin bunu görmesi ve buna göre bir tutum takınması gerekiyor.Başka deyişle, Türkiye Başkan Bush'a önce Ermeni konusunda teşekkür ettikten sonra, PKK için Başkan'ın boğazına yapışacak. SONRA İSE... (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net