Türkiye, en riskli sürece girdi...

Bizler, dünyanın Ankara'nın etrafında döndüğüne inanıyoruz. Nefeslerimiz kesilmiş şekilde, Bush görüşmesini bekliyoruz. Oysa dünya, gerçekten Washington'un etrafında dönüyor. ABD başkentinde bizimkine benzeyen en az 15 kriz tartışılıyor. Onlar için PKK olayı daha yeni yeni ciddi bir krize dönüşüyor. Beyaz Saray'ın kapısında da dertlerini anlatmaya çalışan 15 Başbakan veya Devlet Başkanı bekliyor.Eğer büyük bir sürpriz ile karşılaşılmazsa, Bush, Türkiye ile birlikte uzun vadeli bir politika üzerinde anlaşmış olacak. Ne Türkiye'yi ne de Barzani'yi karşısına almayacak bir formül bekleniyordu.Hafta sonunda Washington'da konuşulan olasılık, ABD'nin, Türkiye'nin çapı ve süresi kısıtlı bir harekatına göz yumacağı şeklindeydi. Bunun bir hava ve küçük bir kara harekatı olabileceği söyleniyordu. Bu harekata ABD'nin "istihbarat" ile destek verebileceği, sonrasında da PKK'nın faaliyetlerini kesinlikte kısıtlayacağı ileri sürülüyordu.Bakalım, göreceğiz,Türk-Amerikan ilişkileri açısından milat niteliği taşıyan bu görüşmeden sonra, asıl önemli süreç başlayacak. Bu süreç hem çok zor hem de çok riskli. Bugünkü ortamda, ne TSK'nın ne de AKP iktidarının, hiç adım atmadan yeni bir bekleme dönemine girmesi imkansızdır. Bu yüzden Türkiye, Kuzey Irak'ı vuracak veya en az bu etkiyi yaratacak bir şeyler yapacak.Türkiye'nin ne zaman, nasıl, hangi güçte ve ne şekilde vuracağını bilemiyoruz. Olay gerçekleşene kadar da bilemeyeceğiz. Belli olan tek şey, bu süreci PKK'nın tavrı çok etkileyecek. PKK'nın yeni bir saldırısı, Ankara'nın o an düğmeye basmasıyla sonuçlanacak.İşte riskli süreç de burada başlıyor. Çünkü Kuzey Irak'a askeri harekatın PKK sorununu kökten çözemeyeceğini herkes biliyor. Yani Ankara düğmeye bastığında kamuoyu baskısı altında hareket etmiş olacak. Oysa Ankara'nın isteği, askeri bir adım atmadan, PKK meselesini Amerikalılar'ın ve Kuzey Iraklılar'ın çözmesi. Ama onlar da buna yanaşmıyorlar.Dolayısıyla, iş başa düşüyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kamu gözündeki şöhreti, güvenirliği tartışılmaz. Bu yüzden de TSK başarılı olmak zorunda. Ama başarılı olmak, PKK'nın bir daha Türkiye'yi rahatsız edemeyecek duruma getirilmesi demek. Sadece bombardımanla veya sınır boyu bir tampon bölge kurarak PKK'yı etkisiz hale getirmenin imkansızlığı da ortada. Ama Amerika ve Batı sadece bu kadarına göz yumacağını söylüyor.Özetle, müdahale etmekten başka çare yok. Ancak müdahalenin de getireceği fazla bir şey yok. Risk ortada. Hele bir de, kamuoyu gözünde "başarısız" olunursa, işte o zaman ayıkla pirincin taşını. Bizleri, bir daha düzelemeyecek dengesizlikler ve çalkantılar bekleyecek.Bundan dolayı "riskli bir döneme giriyoruz..." Hafta sonu Washington'da hava, Ankara'dakine oranla çok farklıydı. Bir süper güç ile bir bölgesel gücün olaylara bakışı arasındaki fark çok büyüktür. Haftalardan beri kamuoyunda tartışıyoruz.Kuzey Irak'taki PKK kamplarına karşı bir harekat yapılacağı konuşuluyor. Üstelik sadece konuşmakla kalınmıyor, en ince ayrıntıları dahi ortaya dökülüyor.Sadece televizyonlardaki programlarda değil, Başbakan dahil herkes bu konu üzerinde görüş açıklıyor.Artık nereden girilip nereden çıkılacağından tutun da, nasıl taktik uygulanacağı dahi yazılıyor.Hedeflerin başında da Kandil Dağı geliyor.PKK'nın merkez kampları bu dağlık bölgede. Ancak, aylarca öncesinden biliniyor ki, PKK Kandil bölgesini büyük oranda boşalttı. Güvenlik istihbaratına göre, gruplar halinde kentlere ve Türk-Irak sınır boyuna dağıldılar.En normali de bu... Siz olsanız, bunca konuşmadan sonra hala Kandil'de kalır mısınız?Özetlemek gerekirse, Türkiye'nin yapmak istediği, Kuzey Irak'a saldırı düzenlemek ve ülkenin bir bölümünü işgal etmek değil. PKK'yı bölgeden sökebilmek, hiç değilse hayatlarını zorlaştırabilmek.Tabii bu arada her şey, ABD ve Kuzey Iraklılar'ın verecekleri desteğe bağlı. Ne kadar seyirci kalırlarsa, Türkiye aynı oranda fiilen Kuzey Irak'a girmek zorunluluğu hissedecek. Destekleri ne kadar yoğunlaşırsa, Türkiye'nin atacağı adım o kadar esnekleşecek. PKK'lı olsanız, hala Kandil'de bekler miydiniz? (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net