ALEVİ AÇILIMI YERLİYDİ YABANCI OLDU

Bir ara moda açılım yapmaktı.. Kürt açılımı, Alevi açılımı, Roman açılımı adıyla bir dizi toplantılar yapıldı..
Hiçbirinde sonuç alınamadı.
Mesela Alevi açılımı.. Son beş yılda yedi çalıştay yapıldı.. Başbakan’ın Tunceli’de söylediği ‘Bazı ziyaret yerlerine giden yolları yaptıracağız. Daha kolay ulaşacaksınız’ sözünü ilerleme saymazsak..
Sonuç; sıfıra sıfır elde var sıfır..
Başbakan önceki akşam da Alevi temsilcileriyle yemekli toplantı yaptı..
Altı saat konuşmuşlar..
Bizim iktidar istişare işini, görüşme işini, konuşma işini iyi yapıyor.. Saatlerce konuşuluyor ama bir türlü finalize edilemiyor..
*
Alevi meselesinde talep neydi?
Cemevlerinin ibadethane olarak tanımlanması..
Cami, kilise ve sinagoglara tanınan hakların tanınması..
Diyanet’in, dolaysıyla devletin ayrımcılık yapmaması..
Aleviler, birinci çalıştayda da, yedinci çalıştayda da aynı şeyleri söyledi..
*
Sonunda karar çıktı..
Yok hükümetten çıkmadı.. AİHM’den çıktı.. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, cemevlerinin ibadethane olduğuna, Alevilere din temelli ayrımcılık yapıldığına karar verdi..
Noktayı koydu..
*
Bu kararla..
Alevi açılımı yerliydi, yabancı oldu.. İktidar açılımların yerli olmasıyla övünüyordu.. Dışarıdan müdahale olmamasıyla, kendi başımıza yapmakla gururlanıyordu..
Ne oldu?
İlk dış müdahale geldi.. Alevi açılımına yabancılar da bulaştı..
*
İşi yokuşa sürmek için çalıştay yaparsan, çalıştayları oyalama taktiğinin parçası kılarsan, başın sıkışınca çalıştay düzenlemeye kalkarsan.. Beş yılda bir adım ilerlemezsen..
Olacağı budur..
*
Sorunun çözümünü yerli enstrümanlarda bulamayanlar dışarıya gider.. Uluslararası düzeyde çözüm yolu arar..
İç hukuk yolları 2009 yılında tıkandığı için Cem Vakfı AİHM’ye gitti..
Kaç yıl olmuş..
Beş yıl..
Kaç yıldır açılım yapıyoruz?
Beş..

‘Devlet baba’ dediğin aklına eseni yapmalı!

Yargı paketi Meclis’te kabul edildi..
Artık, üstününüzün, başınızın, aracınızın, evininizin işyerinizin aranması için..
Somut delile gerek olmayacak..
Kuvvetli şüphe şartı aranmayacak.. Polisin ‘Şüphelendim’ demesi yetecek..
Yargıda reform diyorlar ya devrim demeleri lazım.. Eski Türkiye’de polisin evinize girebilmesi için somut deliller olması lazımdı..
Yeni Türkiye’de buna hiç gerek olmayacak.. Polis istediği zaman kapınızı çalacak, istediği zaman yatak odanıza girecek.. Evinizi hallaç pamuğu gibi didik didik arayacak..
Ne büyük kolaylık değil mi?..
İleri demokrasi böyle bir şey işte.. Kolaylıklar rejimi..
*
Devlet mal varlıklarınıza artık daha rahat el koyabilecek.. Darbeye teşebbüsle mi suçlandınız, gitti mallarınız..
Darbeye teşebbüs suçunun da kapsamı genişletildi.. İktidarın işine gelmeyen her şey darbeye teşebbüs sayılıyor..
Dün bir yenisini daha ilan ettiler.. Mesela, Anayasa Mahkemesi’nin yüzde 10’luk seçim barajını hak ihlali sayması da darbe girişimi sayılırmış..
Haşim Kılıç’ın varsa evi, arabası, bankadaki parası, geçmiş olsun!..
Abartmıyorum..
Gezi türü eyleme katılmanız değil destek vermeniz bile bu kapsama giriyor..
Protesto, gösteri, yürüyüş hak olarak kalıyor.. Hâlâ anayasal hak ama katılmak yasak..
Yeni Türkiye’nin yeni kanunu böyle..
*
Hakkınızda suçlama var.. Tutukladılar, hapse attılar.. Avukatınız hakkınızdaki dosyaya bakamayacak..
Neyle suçlandığınızı bilmeyeceksiniz..
O suçu işlediğinize dair delil olup olmadığını göremeyeceksiniz..
Ne güzel işte.. Başınız ağrımayacak, moraliniz bozulmayacak.. İçeride kuzu gibi yatacaksınız..
Bu da büyük yenilik.. Büyük kolaylık..
Haa, bu arada dosyaya bakamayacağına göre avukat tutmanıza gerek kalmayacak.. Avukat parasından kurtulacaksınız, daha ne!..
*
Müjde mi isterim.. 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasından sonra özel yetkili mahkemeler kaldırılmıştı ya..
Yeniden kuruluyor.. İnsanlara yine ‘özel muamele’ yapılacak..
Daha ne istiyorsunuz..

Kamu düzeni önemli ama!..

Başbakan, 6-7 Ekim kalkışmasından beri kamu düzeni, kamu otoritesi sözünü ağzından hiç eksik etmiyor..
Her fırsatta, kamu düzeninin sağlanacağı sözünü veriyor.. Barış sürecinin devam etmesi için kamu düzeninin sağlanmasını şart koşuyor..
Başbakan dün Bursa’da işadamlarına konuştu..
Kamu düzeninin teminat altında olduğunu söyledi.. Irak, Suriye, Mısır ve Ukrayna’yı örnek göstererek kamu düzeni bozulunca bakın neler oluyor demeye getirdi..
Hassas bir konu.. İnce bir çizgi var.. Başbakan da zaten özgürlük ve güvenlik arasındaki o ince çizgiye dikkat çekti..
Derim ki; Suriye’ye bakıp, Irak’a bakıp halimize şükretmeyelim..
Kendimizi, İngiltere ile, Fransa ile, ispanya ile, Belçika ile kıyaslayalım..
*
Maalesef tam tersini yapıyoruz.. Ukrayna’ya bakarak güvenlikçi politikalar üretiyoruz, özgürlükçü değil güvenlikçi yasalar çıkarıyoruz..
Gidişat tersine..