DARBEYE KARŞI OMUZ OMUZA

Cuma gecesinin tek cümleyle özeti budur..
Halk, omuz omuzaydı..
Partiler, omuz omuzaydı..
Siyasetçiler, omuz omuzaydı..
Sivil toplum kuruluşları, omuz omuzaydı..
Medya, omuz omuzaydı..
Demokrasiye inanan asker, omuz omuzaydı..
Demokrasiden başka rejim yok diyen polis, omuz omuzaydı..
*
Evet, olmaması gereken bir geceydi.. Evet, utanç gecesiydi..
15 Temmuz akşamı kara lekedir..
Ama aynı zamanda hayırlı geceydi..
Çünkü..
BİR: Ordunun içindeki çete deşifre oldu..
İKİ: Ortak değerlerimizi yitirmemişiz..
ÜÇ: Demokrasinin korunması gereken en önemli varlığımız olduğu konusunda hemfikirmişiz.
DÖRT: Bu vatan hepimizinmiş..
BEŞ: Paralel yapının ne kadar derin yapı olduğu, ne kadar tehlikeli yapı olduğu, gözü dönmüş insanlar olduğu bir kez daha ortaya çıktı..
ALTI: Benden sizden ayrımı cuma gecesi ortadan kalktı.. (Dilerim ebediyen kalkar)

Darbe sözcüğü zihnimizden silinmiş

Cuma gecesini canlı yaşayanlar bilir.. Sokakta olanlar, olan bitene tanık olanlar..
Ankara, İstanbul o karanlık saatleri yaşadı..
İstanbul’u anlatayım..
22.30 gibi darbeci askerler köprüyü kesti.. Anında telefon trafiği başladı.. Sosyal medya çalkalandı..
Köprüde askerler, silahlar, tanklar..
Yollar kesilmiş..
*
Bundan 10 yıl, 15 yıl, 30 yıl önce olsa herkesin aklına ilk gelen darbe olurdu..
Askerin yönetime el koyduğu olurdu..
Kimsenin aklına darbe gelmedi.. Herkes teröre yordu.. Herkes terör ihbarı nedeniyle önlem alındığını zannetti..
İşin rengi saatler sonra anlaşıldı..
*
O kız, spiker kız, TRT’den bildiri okuyan kız var ya.. Yönetime el konuldu dedi, sokağa çıkma yasağı ilan etti ya..
Valla ipleyen olmadı..
Millet birbirine bu ne diyor ya diye sordu..
Ciddiye almadı..
Sokağa çıkma yasağını takmadı, tam tersi, sokaklara döküldü..

Darbeyi foslatan Erdoğan’ın çağrısıdır

Darbe girişimini kimse içine sindirememişti..
Kimse destekler tavra girmemişti..
Ama kimse ne yapacağını bilmiyordu..
Sokakta olanlar evlerine dönmeye çalıştı..
Evde olanlar televizyon ekranına yapıştı..
Gece yarısı Cumhurbaşkanı cep telefonuyla CNN Türk’e bağlandı.. Hande Fırat’a konuştu..
Dedi ki; vatandaşlarıma çağrımdır, sokaklara çıksınlar, en yakın meydanlara gitsinler..
*
Darbe girişimi bu çağrıyla fosladı..
O anda geri tepti diyebilirim..
İnsanlar sokaklara çıktı.. Tankların üzerine çıktı.. Önlerinde etten duvar oldu..
Askerleri resmen teslim aldı..
Evet, evet polisten önce teslim aldılar.. Polise teslim ettiler.
Bütün bunlar Cumhurbaşkanı’nın bir sözüyle oldu..
*
(Şu notu da düşmem lazım.. Darbeyi önlemek için sokağa dökülenler arasında insanlık dışı davranışlarda bulunanlar da oldu.. IŞİD kafasında olanlar.. Onlar da darbeciler kadar tehlikeli..)

Otoriterleşme çıkmasın

Tamam, çok büyük badire atlattık..
Tamam, darbeciler mutlaka sokağa çıkanlarla sınırlı değil..
Tamam, darbeyi destekleyen sivil unsurlar da vardır..
Tamam, darbenin yargı ayağı, bürokrasi ayağı, hatta medya ayağı da vardır..
Tamam, siyasal iktidar her türlü tedbiri alarak kendini korumak zorundadır, daha doğrusu, demokrasiyi korumak zorundadır..
Tamam, siyasal iktidar bu tür kalkışmanın olmaması için her türlü tedbiri almak zorundadır..
Tamam, hafife alınacak olay değildir..
Tamam, en sert tedbirlerin alınması gereken bir olaydır..
*
Ama otoriterleşmeden..
Ama otoriter rejimin kapısını açmadan..
Ama hoyratça davranışlara izin vermeden..
Ama hukuksuzluğa yol açmadan..
*
Aman dikkat!..

Medya lazımmış..

Cuma gecesi gördük ki..
Medya dördüncü güçmüş.. Medyasız olmazmış..
Cuma gecesi gördük ki..
Medya hafife alınacak, kolu kanadı kırılacak kurum değilmiş..
Cuma gecesi gördük ki..
Eleştirel medyaya, muhalif medyaya daha çok ihtiyaç varmış..
Cuma gecesi gördük ki..
Siyasal iktidara muhalif olmak, rejime muhalif olmak demek değilmiş..
Cuma gecesi gördük ki..
Siyasal iktidarların kendilerine muhalefet eden gazetelere, televizyonlara, yazarlara, çizerlere de ihtiyacı varmış..