ERDOĞAN, AKAR’I 2019’A MI HAZIRLIYOR?

Tabii ki kesin bilgi değil, öngörü..

Gazetecilik sezisi de diyebilirsiniz..

Nerden çıkardın diyeceksiniz?

Cumhurbaşkanı’yla Genelkurmay Başkanı’nın ilişkisini bir süredir izliyorum, çıkardığım sonuç bu..

Erdoğan, Akar’ı 2019’a hazırlıyor..

Açıklayayım..

- Cumhurbaşkanı yurt dışına yaptığı resmi gezilerin çoğuna Genelkurmay Başkanı’nı da götürdü..

- Akar bu gezilere sivil kıyafetle katıldı..

- Pakistan’a giderken havaalanında düzenlediği basın toplantısında yanında oturttu.. Genelkurmay Başkanı dış gezi öncesi düzenlenen basın toplantısına katılmış oldu.. Akar yine sivil kıyafetliydi..

- Cumhurbaşkanı Rakka operasyonu konusunda ön çalışma yapmak için ABD’ye Dış politika Başdanışmanı ve Mit Müsteşarı’yla birlikte Akar’ı gönderdi.. (Milli Savunma Bakanı’nı gönderebilirdi..)

- ABD Başkanı’nın Cumhurbaşkanı’na verdiği yemekte Erdoğan’ın sağ yanına sivil kıyafetle Akar oturdu..

- Meclis Başkanı ramazanda Meclis’te milletvekillerine iftar verecek.. Cumhurbaşkanı onur konuğu olarak davetli.. Genelkurmay Başkanı da davetli.. Büyük ihtimalle sivil kıyafetle gelecek ve büyük ihtimalle Cumhurbaşkanı’nın sağ yanına oturacak..

***

Bu gelişmeleri alt alta koyunca; ister istemez şu sonuç çıkıyor; 2019 seçimleriyle birlikte yeni rejim devreye girecek..

Cumhurbaşkanı bir kez daha seçilirse; iki veya üç cumhurbaşkanı yardımcısı atayacak.. Bakanlar Kurulu’nu Meclis dışından belirleyecek..

Galiba cumhurbaşkanı yardımcılarından biri de Akar olacak..

***

Zaman da zemin de uygun..

Hulusi Akar 2015 yılında Genelkurmay Başkanı oldu.. 2019 yılının ağustos ayında görev süresi doluyor..

Seçim 2019’un kasım ayında..

Cumhurbaşkanı’nın ordudan sorumlu yardımcıya ihtiyacı var..

Hulusi Akar en kuvvetli aday gibi geliyor..

Cumhurbaşkanı’nın farklı muamele yapmasının nedeni de bu galiba..

Akar’ı bu göreve hazırlamak..

Ölerek suç işleme suçu

İhraç edildikleri için 75 gündür açlık grevi yapan iki eğitimci tutuklandı..

Niye?

Herhalde yemek yemedikleri için!.

Yemek yiyerek oturma eylemi yapsalardı?

Devlet ona da bir gerekçe bulurdu..

***

Savcının soruları başlı başına sorun.. Neredeyse ölerek menfaat sağlamak diye bir suç üretecek..

Zaten üretmiş.. Açlık grevini ölüm orucuna dönüşebilir, bunun sonucunda örgütler ajitasyon yapabilirmiş..

Savcının yaptığı tahmin..

Tutuklama da tahmine dayalı.. Hâkim de ölerek suç işleyecekleri kanısına varmış, ölmemeleri için tutuklamış..

Ortaya çıkan durum bu..

***

Peki, ne kadar tutuklu kalacaklar? Hukuk değil, yasa değil, hâkim ne kadar isterse!..

Çıktıkları zaman açlık grevine yenide başlayabilirler diye tahliye talepleri sürekli reddedilebilir..

Tabii yargı klasik yöntemini devreye soktu..

Kılıfı dikti..

İki eğitimciyi terör örgütü üyesi olmakla suçladı..

***

Zaten Türkiye’de en kolay olan şey; örgüt üyeliğiyle yaftalanmak.. Veya örgüt üyesi olmadığın halde örgüt adına faaliyet göstermekle itham edilmek..

Damgayı vurdular mı; gittin!.

Niye mi?

Biliyorsunuz.. Bu durumlarda savcı örgüt üyesi olduğunu maddi delillerle kanıtlamıyor, siz olmadığınızı kanıtlamak zorundasınız..

Trajikomik!.

İki eğitimcinin tutuklanması trajikomik..

Trajik kısmı Türkiye’nin hukuk devleti olmaktan uzaklaşmasının somut kanıtı..

Komik tarafı Bakan’ın yaklaşımı..

İçişleri Bakanı ‘Akşam yiyorlar içiyorlar, sabah oraya gidiyorlar’ diye suçlamış!.

Yani gündüz yemiyorlar diye kızmış!.

Akşam da yemeseler suç olmayacak!.

Bakan’ın sözlerini duyunca ‘eyvah’ dedim...

Ramazan başlıyor.. Cumartesi günüden itibaren biz de akşam yiyeceğiz, gündüz yemeyeceğiz..

Biz de suça iştirak etmiş sayılır mıyız?

Akşam yiyip gündüz yemememiz destek eylemi sayılır mı?