GÜL AĞUSTOSTA EVE GİTMEYE NİYETLİ DEĞİL

Bu konuda renk vermiyor ama izlenimim şu..Beş yıl daha Cumhurbaşkanı kalmak istiyor.. Ya olamazsa?

Cumhurbaşkanı Gül ile iki gece üst üste dört saate yakın sohbet ettik..
Ağustos ayından sonra köşesine çekilecek gibi durmuyor..
Belli, eve gitmeye niyetli değil..
Bu konuda renk vermiyor ama izlenimim şu..
Beş yıl daha Cumhurbaşkanı kalmak istiyor.. Aday olup bu kez halkın oyuyla o makama gelmek istiyor..
Ya olamazsa?
Başbakan ‘ben olacağım’ derse..
Nisan ayı siyasetin de, AKP’nin de, Türkiye’nin de en uzun ayı olacak.. Cumhurbaşkanı ‘her şeyi konuşmanın zamanı geldi’ dedi..
Her şeyi kimle konuşacak?
Tabii ki Başbakan’la..
Mayıs başına kadar, hatta Cumhurbaşkanı’nın mayıs ayında Çin’e yapacağı 10 günlük ziyarete kadar dananın kuyruğu kopacak..
*
Peki, Başbakan cumhurbaşkanı olmak isterse, Gül, başbakanlığa dönmeyi kabul eder mi?
Evet..
Gül başbakanlığa da sıcak bakıyor..
Anladığım kadarıyla Gül‘ün kafasındaki formül şu..
Ya cumhurbaşkanlığı ya da başbakanlık..
Tabii ikisi için de seçim kazanması lazım..
*
Diyelim ki; Başbakan Köşk’e çıkmak istedi, konuşup anlaştılar.. Gül başbakanlık koltuğuna nasıl oturur?
Şöyle..
Erdoğan cumhurbaşkanı seçilirse, AKP Genel Başkanlığı’nı bırakmak zorunda.. Kongre acilen toplanır Gül’ü genel başkan seçer..
Aynı anda erken seçim kararı alınır.. Türkiye sonbaharda seçime gider..
Erdoğan cumhurbaşkanı..
Gül başbakan olsun diyenlerin formülü bu..
Kasımda milletvekili seçimi..
Gidişat böyle olursa AKP’liler ne tepki verir?
Düğün bayram ederler.. Erdoğan’dan sonra yapılacak kongrede üç dönem şartı da kalkarsa veya bir dönem daha tanınırsa..
Göbek atarlar.. Kutlama yaparlar..
Cumhurbaşkanı ‘otobüsün üzerine çıkmayı özlediniz mi?’ sorusuna sadece güldü..
O gülüşün tercümesi şuydu:
Otobüsün üzerine çıkacağım çıkmasına da ya cumhurbaşkanlığı için olacak ya da başbakanlık için..
Ya Köşk ya Konut yani..
*
Gelelim zurnanın zırt diyeceği yere..
Üçüncü olasılığa..
Erdoğan, Abdullah Gül gibi cumhurbaşkanlığı yapmış güçlü bir kişinin başbakan olmasını ister mi?
Her dediğini yaptıramayacağı bir kişinin..
İstemedi diyelim, Gül’ün önünü nasıl keser?
Ağustosta çifte seçim yaparak.. Köşk seçimi ile milletvekili seçimini birleştirerek..
Milletvekili seçimine giremeyen Gül mecburen devre dışı kalır..
Ama o zaman da AKP içi çatışmanın tohumları ekilir.. İpler kopar.. Gül, milletvekili olamasa bile Erdoğan’ın işaret ettiği adaya karşı kongrede AKP Genel Başkanlığı’na aday olabilir..
Kardeşlik hukuku biter..
Türkiye’yi bekleyen, AKP’yi bekleyen olasılıklar bunlar..
Şunu da ekleyeyim..
Cumhurbaşkanı Gül’ü bir hayli rahat gördüm.. Bazı meseleleri kafasında çözmüş gibiydi.. Sanki sıkıntılı, zorlu bir ay onu beklemiyordu..
İki gün boyunca ne olacak, ne olabilir diye biz gazeteciler daha çok kafa yorduk..

Gül’ün üzerinde durduğu altı başlık

Anayasa Mahkemesi: Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesi’nin üstlendiği role büyük önem veriyor.. Twitter konusunda verdiği tarihi karar yüzünü güldürdü.. Gül hapisteki milletvekilleri ve Başbuğ için verilen kararları da çok önemsiyor.. Söylediği şu, Anayasa Mahkemesi AİHM nezdinde sınav veriyor.. Evrensel hukuku uyguladığını göstermek zorunda..
*
MİT Yasası: İktidar MİT’e çok geniş yetki veren bir yasa hazırlığı içinde.. Temel hak ve özgürlüklere dokunan.. Konu açıldığında Cumhurbaşkanı’nın sıkıntılı olduğunu gördük.. ‘Hiçbir şey reaksiyonel olmamalı, bizim için güvenlikçi değil, özgürlükçü politikalar esas olmalı’ dedi..
*
Yolsuzluklar: Gül bu konuda da sıkıntılı.. Süratle adım atılmasından yana.. Söylediği şu; ‘vicdanlarda hiçbir şey bırakmayacak şekilde bu konulara bakmak gerekir. Neyse ortaya çıkarılmalı.’
*
Çatışma ortamı: Bu seçimin daha önceki seçimlere göre çok sert geçtiğini düşünüyor.. Türkiye’nin böyle yaşayamayacağını söylüyor.. Not aldığım önemli bir saptaması şu; cumhurbaşkanı seçiminin memleketi altüst edecek şekilde olmaması lazım..
*
Algı bozukluğu: Türkiye’nin dışarıdaki algısının bozulduğunu düşünüyor.. Hızla düzeltmemiz gerektiğine inanıyor.. ‘Yoksa ileride telafisi zor hasarlara dönüşür’ diyor..
*
Çözüm yolu: Gül’ün formülü şu; reform günlerine geri dönmek.. Yani AB ipine asılmak..

Vatandaş iktidardan ne istiyor?

İktidara çok yakın duran Yeni Şafak gazetesinden Abdülkadir Selvi vatandaşın seçim sonrası beklentilerini yazdı..
Önce o satırları aktaralım:
*
‘Seçimler bitti, millet kendi iradesine sahip çıktı. Şimdi sıra AK Parti’de.
Vatandaş, ‘Ben bana düşen görevi yerine getirdim, sıra sende’ diyor.
1- Vatandaş, 17 Aralık darbe girişiminde bulunan paralel yapının örgütlü boyutunun ortaya çıkarılmasını istiyor.
2- Paralel yapının, yabancı ülke istihbarat örgütleriyle işbirliğinin aydınlatılmasını talep ediyor.
3- Haklarında yolsuzluk fezlekesi düzenlenen 4 bakanın yargılanarak, suçsuzsa Yüce Divan’da aklanmasını, suçu varsa cezasını çektiğini görmek istiyor.
4- Eski AB Bakanı Egemen Bağış’a ait olduğu iddia edilen ve Müslüman halkımızın boynunu büken, ayeti kerime ile dalga geçilmesinin hesabının sorulmasını talep ediyor.’ (2 Nisan)

*
Aynen katılıyorum..
Paralel yapı söylemi lafta kalmamalı delilleriyle yargıya taşınmalı.. Rüşvet aldıkları iddia edilen dört eski bakan ‘şu cumhurbaşkanı seçimi de geçsin’ diye beklenmeden Yüce Divan’a sevk edilmeli..
AKP, Başbakan o bakanları korumaktan vazgeçmeli..
Bakara Suresi’yle ‘makara’ diye dalga geçen Egemen Bağış söylediğiyle kalmamalı.. Vicdanlarda mahkum oldu, siyaseten de mahkum olmalı..
Bunlar yapılırsa gerilim iner, Türkiye rahatlar..
*
Şu notu da düşeyim.. Seçim öncesi renk vermediler ama anlaşılan ‘rüşvet’ muhafazakar kesimi çok yaralamış..