O POLİS PKK’LIYI ALNINDAN VURSAYDI

Tahir Elçi suikastı her yönüyle muamma olmayı sürdürüyor..

Suikast diyorum kurşun nerden gelirse gelsin; suikast kokuyor!..

Türkiye eski Türkiye değilse..

Türkiye faili meçhuller ülkesi olmaktan çıkmışsa..

Elçi cinayeti de çözülmeli..

Olayın bir de polis boyutu var.. İki teröristin bulunduğu taksiye sivil polislerin ellerini kollarını sallayarak gitmesi.. Üzerlerinde çelik yelek olmaması da çok konuşuldu..

Güvenlik zafiyeti denildi..

İki teröristin sivil polislerin önünden geçerek ara sokağa dalıp, kaçmaları ‘Yok artık, bu nasıl polis’ dedirtti..

Birincisinden başlayalım..

O iki PKK’lıdan biri takipteymiş.. Eylem hazırlığı içinde olduğu tüm birimlere bildirilmiş.. Taksiyle Sur ilçesine o gün giriş yapacağı bildirilmiş..

TEM polisi, bu sebeple Sur bölgesi girişinde tüm taksilere kimlik kontrolü yapıyormuş.. Orada görevli polis, Mahsun Gürkan (haberlerde izlemişinizdir, önden kaçan, uzun boylu olan) adlı teröristi arıyor; maalesef buluyor..

Maalesef diyorum çünkü bulduğu an kurşun yağdırıyor.. O an şehit olan polis değil arkadaşları da hazırlıksız.. Silah patlayınca çil yavrusu gibi dağılıyorlar..

Çelik yelek olsa.. Önlem alınsa!..

İhmal ,ihmal ihmal..

Geçelim ikincisine..

İki sivil polis üzerlerine doğru koşan iki teröriste ateş ediyor ama vuramıyor.. Teröristlerden biri kurşun yiyor, silahını polisin kafasına atarak ellerinden kurtuluyor..

Açık söylüyorum.. Bu görüntüleri televizyonda izleyenler; ‘Yuh, bu nasıl polis’ dedi..

Yuh çekerek polisin günahını almışız..

Bravo dememiz lazımmış.. Kurallara uydukları için..

CNN Türk’te izledim.. Güvenlik uzmanı Mete Yarar meseleyi çok iyi izah etti.. Dikkat edin dedi; ‘Polisler kendilerine doğru koşan iki gencin ayaklarına doğru ateş ediyor. Kurşunlar hep yere doğru gidiyor. O iki kişiden birini alnından vursalardı ne olurdu. Hele hele vurulan kişinin üzerinde silah da çıkmasa!’

Böyle düşünmemiştim.. Katılıyorum.. Polisin ayaklarına ateş etmesi doğru..

Polis infaz mercii değil, çekip vurma merci değil, yakalama mercii..

Hep aynı şeyi söylemiyor muyuz?

Polis ateş etmek zorunda kalacaksa ayağa ateş etmeli.. Kafaya değil..

Düne kadar polisin kafaya sıkmasından şikâyet ediyorduk, bugün ayağa ateş etmesini eleştiriyoruz..

Tutarsızlık yok mu?

Görev emri hızlı çıkmış:İlk gün 1300 göçmen
Daha dün el sıkıldı.. Daha dün karar alındı..
Bu ne hız!.
Ankara AB ile anlaştı.. Türkiye üzerinden Avrupa’ya göçmen akını olmayacak, polis, jandarma engel olacak..
Kaçan olursa?
Geri verecekler, mecbur alacağız..
Trakya’da, İzmir’de, açılan kamplara yerleştireceğiz.. Ülkelerine geri yollayabilirsek, yollayacağız..
Eee, zor..
Afgan’ı nasıl Afganistan’a yollarsın? Suriye’den geleni, savaştan kaçanı nasıl sınır dışı edersin?
Göçmen deposu gibi olacağız!
*
Karşılığında ne olacağız?
3 milyar euro ve vize muafiyeti.. 3 milyarı bilmem ama vize konusunda kuşkuluyum..
Ta 2016’nın ekiminde..
AB’ye güvenmiyorum.. 10 yıllık politikaları ortada..
Oyalama olmasın!.
*
Onu bunu bilmem ama Türkiye topa hızlı girdi.. Dün Ayvacık’tan Midilli’ye gitmeye çalışan 1300 kişi gözaltına alınmış..
Suçları ne?
1300 kişi Ayvacık’a bir günde gelmedi herhalde.. Şişme botlarla kaçacaklarmış, jandarma yakalamış..
Jandarma bütün yaz neredeymiş!..
Görev sefer emri Brüksel toplantısından sonra mı çıktı?
Avrupa alkışlamıştır!..
Rusya’da özgür basın yok ki sorsun
Rus uçağı sınırımızı ihlal etti mi?
Etti..
Türkiye uluslararası hukuka, teamüllere göre haklı mı?
Haklı..
Türkiye’nin tepkisi abartılı, aşırı, orantısız mı?
Evet..
17 saniyelik ihlal nedeniyle Rus uçağı düşürülmeyebilirdi.. Üst düzey işbirliği toplantısı hazırlıkları yapılırken Moskova’yla ilişkiler gerilmeyebilirdi..
Durduk yerde kriz satın almayabilirdik..
İsteyerek mi yapıldı diye sorarsanız
Hayır..
*
Cumhurbaşkanı’nın Rus uçağı olduğunu bilseydik farklı davranırdık sözünün de Başbakan’ın kasıt ve hedef Rusya Federasyonu değildir yaklaşımının da tercümesi şu..
Kasıt yok, yol kazası..
*
Putin’in tepkisi de anlaşılır.. Ruslara, ne yapalım uçağımız düşürüldü, diyecek hali yok..
Özgür basın yok ki; uçağımızın orada ne işi vardı desin..
Özgür basın yok ki; Türkmenleri niye bombalıyoruz diye sorsun..
Hal böyle olunca Putin veriyor gazı..
Şunu yaparız, bunu yaparız, vize koyarız, ithalatı kısarız diyor.. TIR’ları bekletiyor, gemilerdeki konteynerleri indirtmiyor, türlü zorluklar çıkarıyor..
Her gün Türkiye aleyhine konuşuyor.. Krizi tırmandırıyor..
*
İçeriye oynuyor.. Bunlar sıcak günler.. Önemli olan, mesele soğuduktan sonra ne yapacağı!