YARISI IZGARA YARISI TAVA OLDU

Deniliyor ki, Başbakan noktayı koydu.. Köşk seçimi 2014’te yapılacak.. Ben de diyorum ki, bu meselede son noktayı koyması gereken kişi Başbakan mıydı?
Canım yüzde 50 oy aldığına göre o’dur..
Hukuken mi? Siyaseten mi?
*
Bu önemli bir sorudur.. 2007’de yapılan referandumdan çıkan kararın hangi kurum tarafından yorumlanacağı başlı başına demokrasi sorunudur..
Kuvvetler aykırılığıyla ilintilidir..
Başbakan’ın 2014 açıklamasıyla kuvvetler birliği oldu..
Niye mi?
İddia ediyorum.. Yüksek Seçim Kurulu da Başbakan’ın bu açıklamasından sonra 2014 diyecektir.. 2012 demeyecektir..
Diyemeyecektir..
*
YSK madem bağımsız bir kurum, 2011 seçimlerinden önce toplanıp referandumdan çıkan sonucu değerlendirecekti..
Kararını açıklayacaktı..
Doğru olanı, şık olanı, güzel olanı buydu..
Yapmadılar..
Siyasetin gözüne baktılar..
*
Genel seçimleri dört yılda.. Cumhurbaşkanı seçimini yedi yılda yaparak.. Balığın yarısını tava, yarısını ızgara yapmış olduk..
Halkın iradesini işimize geldiği zaman dinlemiş, işimize gelmediği zaman dinlememiş olduk..
Referandumda halk ne dedi?
Vekil seçimi beş yıldan dört yıla insin dedi..
Cumhurbaşkanlığı süresi de yedi yıldan beş yıla..
Birinci bölümü uyguladık.. Halk istiyor diye dördüncü yılın sonunda seçim yaptık..
İkinci kısmını uygulamıyoruz..
Yarısı tava, yarısı ızgara demem bundan..
*
Haaa..
Bana sorarsanız, ben de 2014 derim.. 2014 diye yorumlardım.. Doğrusu budur derdim..
Dedim de zaten..
Başbakan’ın kararına bakarak değil, Başbakan’ın kararından yıllar önce söyledim..
Gül yedi yıllığına seçildi, Anayasa Gül cumhurbaşkanı seçildikten iki ay sonra değişti..
Gül’ün kazanılmış hakkıdır dedim.. Fransa’yı, Chirac’ı örnek gösterdim..
*
Acı olan şu..
Bazı siyasetçilerin, bazı yazar çizerlerin nereye hizalanacağını kestirmeden fikir beyan etmemeleri..
Edememeleri..
Referandumdan sonra bu konuda tek kelime etmeyenler, kalem oynatmayanlar, bilmezden gelenler, Başbakan’ın eğilimi belli olduktan sonra konuşmaya başladılar..
Lafa bana göre diye başlayıp (sanki kendi fikriymiş gibi) 2014 diyorlar..
Ayıp ediyorlar..
Bunu bakanlar da yapıyor, başbakan yardımcıları da, vekiller de, yazarlar da, çizerler de..
Madem düne kadar sustun, bugün de sus!
Madem fikrin vardı, dün söyleseydin!

Milletvekilleri çok ayıp etti
Ne yaptılar diyeceksiniz?..
Kendi danışmanlarının maaşlarını ikiye katladılar.. İkiden de fazlaya..
2 binden 5 bin 400’e çıkardılar..
Doktora, öğretmene, hâkime, savcıya, polise, kısaca memura enflasyon oranıyla zam yap..
Kamu işçisine yüz verme..
Kendi danışmanına yüzde 100’den fazla zam..
Bu memlekette yüzde 100’ün üzerinde zam alan başkası var mı?
Meclis’te sekreter maaşı bile 4 bin 700 lira olmuş.. Doktor maaşından fazla..
Biliyorsunuz..
Bir vekil kendisine yardımcı olması için üç kişiyi Meclis’e aldırabiliyor..
Yüzde 100’ü de aşan zammın nedeni bu..
*
Başbakan’a, Ekonomi Bakanı’na, Maliye Bakanı’na sorum şu:
Yüzde 100’ün üzerinde zam ülke ekonomisinin gereği midir?

Türke Türk propagandası
Bunu en iyi yapan kim biliyor musunuz?
AB Bakanı, Başmüzakereci Egemen Bağış.. Gazı veriyor da veriyor..
Zannedersin ki, biz Avrupa Birliği’ne üye olmak istemiyoruz, Avrupa Birliği bize üye olmak istiyor..
Her gün yeni bi bomba patlatıyor..
Ortada yeni bi şey yok ama alkış kıyamet gidiyor..
Son bombasını söyleyeyim..
Avrupa’da konuşma yaptığı üniversitelerde diyormuş ki, ‘Dişinizi sıkın bekleyin, Türkiye gelip sizi kurtaracak.’
Övünmek iyidir, hoştur da bu kadarı fazladır.. Zararlıdır..
Geliri 800 milyar dolar olan Türkiye, geliri 3 trilyon 400 milyar dolar olan Almanya’yı mı kurtaracak?
2.5 trilyon dolar olan Fransa’yı mı?
2.2 trilyon dolar olan İtalya’yı mı?
*
Bırakın Avrupa’yı kurtarmayı, Almanya durgunluğa girecek diye yüreğimiz hop hop ediyor..
İhracat gerilerse, durma noktasına gelirse diye..
Bakan’ın söylediklerine inanan yok mu?
Var..
Hem de çok var..
Biri bana dedi ki; Bize şükürler olsun, şu Almanya’nın düştüğü duruma bak..


Deniz Feneri derin Almanya’nın işiymiş!
Bu konuda birkaç yazı okudum.. Sekiz Türkü bir Yunanı öldüren Naziler var ya.. Cinayetleri, Alman derin devletinin gözetiminde işledikleri ortaya çıkmıştı ya..
Onların yargıdaki uzantısı..
Bizdeki değil, Alman yargısındaki uzantısı Deniz Feneri e.v derneğindeki bazı yolsuzluklara Başbakan’ı da bulaştırmak istemiş..
Türk medyasındaki uzantılarını devreye sokmuşlar!..
!!!!!..
Kimmiş onlar!
*
Yani.. Şunu demeye getiriyorlar..
Deniz Feneri derin Almanya’nın Türkiye’deki iktidarı yıpratmak için kurduğu tuzak..
*
Bu sebeple olsa gerek..
2008 yılında başlatılan soruşturma hâlâ bitmiyor.. Bitirilemiyor..
Soruşturma bir türlü bitmediği için iddianame yazılamıyor.. Bazı kişiler tutuklanıyor, o kişileri tutuklatan savcılar görevden alınıyor, yerine yeni savcılar atanıyor.. Mahkeme, dört aydan fazlası cezaya dönüşür diye tutuklanan kişileri tahliye ediyor.. Dondurulan mal varlıklarını serbest bırakıyor..
*
Şimdi anladım..
Bütün bunlar derin Almanya’nın oyununu boşa çıkarmak içinmiş!..
Biz de başka şeylere yorumlamıştık..