Muşarraf'ın annesi ağlayacak mı?

Muşarraf'ın annesi ağlayacak mı?


Annesi, eğer hayattaysa, oğlu için çok endişeli olmalı. Pakistan'ın "Kuvvetli Adam"ı General Muşarraf ülkesinin köktendincilerine karşı savaş açtı. Bunlardan 2 bine yakını halen kilit altında. Daha binlercesinin onların yanına gitmesi gerektiğini - ve gideceğini - hem kendileri, hem herkes biliyor.
Kuvvetli Adamın kuvveti, hatta ömrü yeterse..
Siyasi islamı,
size destek olsun diye hoş tuttuğunuz, beslediğiniz bir müslüman ülkede bunun radikal islama dönüşünün kaçınılmaz bulunduğuna yaşananlar şahittir. Tehlikeyi anlayıp da üzerine gittiğinizde, onun silahlı kolu için siz artık başlıca hedefsizinizdir. Şah tahtını, Enver Sedat hayatını böyle kaybetmişlerdir. İkisi de - ve başkaları - devi hep şişesinde tutabileceklerini sanmışlardır; yanılmışlardır.
Pakistan gibi siyasi islamın çok ötesindeki köktendinci odakları iktidarın kullandığı ülkelerde seller barajları aştılar mı onları durdurmak daha da zordur. Ziya ül - Hak'ın bu politikası ordunun kademelerini köktendincilerle doldurmuştur. Kuvvetli Adam kuvvetini, onların eliyle kaybedebilir. Muşarraf'ın şimdiye kadar koruması altındaki, Vahabi Suudi Arabistan parasıyla kurulup gelişmiş yüzlerce medresede onbinlerce genç radikal Batı ve özellikle Amerika düşmanı olarak yetiştirilmiştir. Bunlar şimdi aynı Amerika'nın emriyle üzerlerine yürüyen bu adamın canına kıymak için can atmaktadırlar. Muşarraf'ın Pakistan'ı, dünyada Taliban'ı tanımış üç devletten biridir. Onların silahlı militanlarını da komplocu adaylara ekleyiniz.
Muşarraf'ın annesinin oğlu için endişeli olmamasına imkan var mıdır?
Bu akibetten korunmanın tek yolu dini kimliği, siyasi kimliğin bir parçası olarak devletin iç ve dış politikasında kullanmanın yolunu daha ta baştan kesinlikle kapatmaktır. Bunu bütün müslüman ülkeler içinde sadece Atatürk Türkiyesi başarmıştır ve bundan dolayıdır ki Türkiye Cumhuriyeti laik tek devlettir.

Bir model aranıyor!
11 Eylülden itibaren Batıda ve özellikle Amerika'da bir görüş değişikliği olmuştur. Bunun sebebi islam alemini kendi safında tutmak için ona zaman zaman - Suudilerden Fethullah Hocaya - çeşitli modeller önermiş Amerika'nın, bunların hepsinin ters teptiğini görüp anlamış olmasıdır. Bin Ladin ve onun Kaida'sı bunların ürünüdür. O zaman gözler bir ara Atatürk Türkiyesi modeline çevrilmiştir. Amerikan basınında "İslam alemine lazım olan düzinelerle Ayetullahlar değil, Atatürklerdir" diye yazılar çıkmaya başlamıştır. Fakat çabuk farkedilmiştir ki, bırakınız düzineyi, o alemde bir ikinci Atatürk bile çıkmamıştır. Zaten düşünülen modeli halihazırdaki düzeyi ile islam toplumlarının, hele "ılımlı şeriat" arayan Afganistan gibilerinin kolay benimsemeyecekleri görülmüş; bu, onlarca açıktan reddedilmiştir de..
Bunun üzerine "orada" ve "burada" bir model tezgahlanıp sunulmak istenmektedir: "Müslüman kimliği" daha bir ön plana çıkartılacak ve bu, onun dış politika aracı haline getirilecek Türkiye modeli.
Ama o, bugünkü Türkiye Cumhuriyetinden bambaşka bir şeydir ve evvela onu içerde gerçekleştirmek lazımdır ki bu, bugünkü konjonktürde hiç kimsenin haddi değildir. Türkiye Başbakanlarının resmi ziyaretlerinde Kuran hediye etme jesti de buna yeterli olmayacaktır. Ne de Ecevit'in kendi Grubunda şaşırıp "Gayret bizden, takdir milletten" diyecek yerde "..takdir Allahtan" demesi ve Grubun da bunu alkışlaması.. Hele o sahada "elini verenin kolunu alamadığı" bu kadar açık şekilde ve bir daha belli olduktan sonra.
Hiç kimse yanlış hesap yapmasın. Ne "orada", ne "burada".









DİĞER YENİ YAZILAR