Şunun türkçesini söyleseniz ya..

Şunun türkçesini söyleseniz ya..

       YAZININ biri "Ben Tanrı'ya inanmam. Ama eğer varsa, eminim ki, siz kesin cehennemliksiniz" diye bitiyordu.
       Ötekinin son paragrafı ise şöyleydi: "Eğer başörtüsü irtica sembolüyse laik cumhuriyete yönelik bu büyük tehdidi (!) kadının başında değil, erkeğin zihninde aramak gerekiyor".
       Gerçi "benzeyenler buluşur" derler ama iki benzemez de demek buşulabiliyorlar: "Başörtüsü zulmü"ne karşı! Tanrı'ya inanmayan, fakat derslerde başın açık olması gereğini uygulayanları cehenneme gönderen solcu militan bir kadın yazar, Gülay Göktürk'tür. Tehdidin kadının başında değil, erkeğin zihninde olduğunu söyleyen ise sağcı militan kadın yazar Nazlı Ilıcak. Bunların ikisinin de adını "FP'nin potansiyel adayları listesi"nde görmüşümdür. Birincisi belki yakıştırma; ancak ikincisi gerçek. Böylece iki benzemez bir yerde daha buluşacaklardır.
       Ilıcak Devlet Planlama Teşkilatı Sosyal Planlama Genel Müdürlüğünün 1992'de yayımlanmış bir araştırmasını ele geçirmiş. Onun dediğine göre bu araştırma "Türk erkeğinin, yani hane reisinin başörtüsüne bakış açısını ortaya koyuyor"muş. Halbuki verdiği örnekler bunun çok ötesine geçiyor. Zira esas soru şu: "Giyim kuşamın kadının kendi arzusuna bırakılması?" Araştırmaya göre "kırsal alandaki erkek"in buna cevabı şöyledir: % 3,96 uygundur / % 95,88 uygun değildir. Kentli erkeklerde ise: % 15,25 uygundur / % 84,01 uygun değildir.
     
Kırsaldaki erkek, kadının kolsuz elbise ile - başörtüsüz - pantalon ile - kısa etekli elbiseyle - makyajlı "dışarda dolaşması"yüzde 90'ın, kentli erkek ise % 80'in üstünde bir oranda uygun bulmamaktadır.
       Buna kısaca "kadının dışarda dolaşmasını uygun bulmamaktadır" desenize.. Afganistan'daki Taliban iktidarı çok daha "erkekçe" davranmaktadır.
       Eğer bu araştırma bir genelleştirme ifade ediyorsa, 75. yılında Cumhuriyetin içinde - Hamlet'in deyimiyle - "kokuşmuş bir şey var" demektir.
       Ama gündelik yaşama bakıldığında böyle oranların kesinlikle geçerli bulunmadığı, ya erkeklerin öyle düşünmediği, ya da büyük kadın çokluğunun onlara "boş verdiği" ortaya çıkmaktadır.
       Ancak doğru olan, "türban zulmü"nü laik devletin esaslarında değil, "maganda erkek"in zihninde aramak gereğidir. Bir de din istismarcısı siyasetçi ile liboş entel takımda..



Yazara E-Posta: m.toker@milliyet.com.tr