Biz yapmadık, Merkel yaptı!

Bu köşeyi takip edenler Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras ve vaatleri hakkında ne düşündüğümü bilirler. Çipras’ın ucuz popülizm yaptığını, beyaz gömleği ve gençliğiyle imajdan ibaret olduğunu, vaatlerini gerçekleştirmesinin imkân dahilinde olmadığını ve borçların üzerine yatmayı adeta bir onur referandumuna dönüştürerek yüzde 61 destek almasına rağmen IMF ile masaya oturmasının tam bir kurnazlık olduğunu yazmıştım.
Çipras IMF ve AB ile referandumdan sonra masaya oturmasının bedelini partisinden 34 milletvekilinin açık muhalefeti ve partide güç kaybetmesiyle ödemişti. Önceki gün Yunan Başbakanı’nın istifa haberi geldi. Bu ilk bakışta bir yenilgi, bir vazgeçiş gibi görünüyor. Hakikaten öyle mi?
Ben Yunanistan’ı daha büyük bir felakete sürüklemek isteyen radikal sol çevrelerde büyük heyecan uyandıran bu istifanın Çipras’ın akıllı bir hamlesi olduğunu düşünüyorum. Bunu teyit etmek ve Yunanistan’ın genel havasını öğrenmek için tespitlerine güvendiğim dostum, a Haber ile İHA Atina Temsilcisi ve Elefteros Tipos gazetesi yazarı Manolis Kostidis’le konuştum. O da benimle aynı fikirde.

Çipras’tan akıllı hamle
Çipras’ın IMF ile masaya oturduktan sonra karşı karşıya kaldığı ve 34 milletvekilinin ayrılıp yeni bir parti kurmasıyla sonuçlanan parti içi muhalefet dolayısıyla istifa etmesi zaten bekleniyordu. Bir anlamda ucuz kahramanlık siyasetini IMF ve AB ile masaya oturarak bozmuştu Çipras. Ancak bunu ‘AB’ye hayır’ popülizminin orta vadedeki ağır bedellerini gördüğü için yapmıştı. Yani ülkesi için doğru davranıp partisinin içinde iktidar kaybetmişti.
Ancak... Bu gün baktığımızda elinde iki önemli gücü var: 1) Kamuoyu hâlâ onun yanında. Partisi Syriza’nın tabanının geniş bir kısmı Yunan Başbakan’ın bu anlaşmayı ülkesi için mecburen yaptığını düşünüyor. Çipras yüzde 36 ile iktidara gelmişti. Son anketler desteğinin hâlâ yüzde 29-30’larda olduğunu gösteriyor ve bu da yeniden iktidarı sağlar. 2) Yunan seçim sisteminde bir detay var: Şayet bir yıl içinde erken seçime gidilirse milletvekili aday listelerini bizimki gibi parti liderleri belirliyor. Yani Çipras istifa edip erken seçim isteyerek hem yeniden güven tazeleyecek hem de partisinde kontrol sağlayacak, kendi adaylarıyla seçime gidecek.
Ancak tabii Çipras’ın güç tazelemesi Yunanistan’ın güçlenmesi anlamına gelmiyor. Ülke berbat durumda, bu kadar borç bu kadar az üretimle nasıl bitecek, bu vergilerin altından Yunanlılar nasıl kalkacak, AB Yunanistan’ı daha ne kadar tolere edebilecek belirsiz... Geçtiğimiz hafta Simi’deydim ve gördüğüm kadarıyla Yunan halkı Merkel’i kendi sistemsizliği ve tembelliğinin günah keçisi olarak ilan etmiş bile.
Kısacası, Çipras kendini kurtarmak için bir adım atmış olabilir ama Yunanistan kurtulmaktan hâlâ çok uzak...