Krize karşı en gizemli politika Türkiye’de

IMF ve Dünya Bankası’nın geçen hafta Washington’da yapılan geleneksel İlkbahar toplantıları sırasında ortaya konan yeni veriler ve yapılan açıklamalar bir gerçeği daha net biçimde gözler önüne serdi: Küresel kriz karşısında en gizemli politikayı izleyen ve en anlaşılması güç tavrı takınan ülke Türkiye.
Sözde moralleri bozmamak için benimsendiği iddia edilen, ama ağırlaşan şartlar karşısında tekrarlandıkça daha fazla moral bozmaya başlayan “Kriz bizi teğet geçecek” sözünün izlenen politikaları da etkilediği anlaşılıyor.
Türkiye’yi yönetenler krizin bizi teğet geçeceğini söyleye söyleye buna kendilerini de inandırdı galiba. Bu nedenle Türkiye G-20 ülkeleri arasında krize karşı önlem almada en yavaş davranan ülke konumunda. 

En yavaş ülke Türkiye
IMF’nin yeni açıkladığı veriler, küresel krizin boğucu ve daraltıcı etkilerini hafifletmek ve dünya ekonomisini resesyondan çıkarmak için alınan mali önlemlerin inanılmaz boyutlarını ortaya koyuyor. 
-  G-20 ülkeleri hükümetlerinin ekonomilerini canlandırmak amacıyla yapacakları ek harcamanın toplamı 2009’da 820 milyar doları, 2010’da 660 milyar doları bulacak.
-  Ekonomiyi canlandırmak amacıyla 2009’da yapılacağı belirtilen ek kamu harcamalarının GSYH’ya oranı Rusya’da % 4.1, Güney Kore’de % 3.9, Suudi Arabistan’da % 3.3, Çin’de % 3.1, ABD’de % 2.0, Almanya’da % 1.6, Meksika’da % 1.5, İngiltere’de % 1.4, G-20 ülkelerinin ağırlıklı ortalaması % 2.0. Türkiye’de ise bu oran % 0.8.
-  Finans sektörüne sağlanan destekler gerçekten dudak uçuklatıcı boyutta. 2009’da sağlanması beklenen toplam desteğin 2008 yılı GSYH’sına oranı İrlanda’da % 263’ü, İngiltere’de % 82’yi, ABD’de % 80’i, İsveç’te % 70’i, Hollanda’da % 40’ı, Almanya, Japonya ve Güney Kore’de % 22’yi, Rusya’da % 8’i buluyor. G-20 ülkelerinin ağırlıklı ortalaması % 32’yi geçiyor, buna karşılık Türkiye’de bu oran % 0.2. Türkiye’de bankalara kredi garantisi verilmesi aylarca önce önerildi ama karar hâlâ çıkmadı. 

IMF ve Türkiye?
Öte yandan IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, ilkbahar toplantıları sırasında yaptığı açıklamada, küresel krizin yarattığı koşullarda IMF’nin yeni bir misyon üstlendiğini ve alışılagelmiş katı tutumundan vazgeçerek, çok daha az şart ileri sürerek ihtiyacı olan ülkelere destek sağlayacağını ifade etti.
IMF Başkanı’nın bu açık niyet beyanıyla IMF - Türkiye ilişkilerinde yaşanan güçlükleri bağdaştırmak da pek kolay değil. IMF’nin, Türkiye gibi ‘Yükselen Pazar’ ülkelerinin, küresel kriz nedeniyle yaşamakta olduğu sorunları aşmalarına destek sağlamak için formül üstüne formül geliştirdiği bir dönemde, Türkiye’nin IMF ile bir türlü anlaşmaya varamaması da gizemli politikanın bir uzantısı herhalde.
Türkiye ekonomisindeki küçülmenin ise G-20 ülkelerinin çoğundan daha derin olacağı anlaşılıyor. Bu durumda bizim hükümetin izlediği politikayı anlamak daha da zorlaşıyor.