29 EYLÜL DÜNYA KALP GÜNÜ

Dünya Kalp Günü’nde birçok ülkede halk toplantıları düzenlenecek, sağlıklı bir kalp için ne yapmalı teması işlenecek. Ben de bu hafta, sağlığımız için hayat tarzının önemini kanıtlayan yeni araştırmalardan bir kaç örnek vererek bu çabaya katılacağım

Yaşam tarzı deyince yeme içmeden, hareketlilik düzeyine, uyku düzeninden günlük stresin yoğunluğuna kadar birçok etken akla gelir. Sağlığımız için bunların hepsinden önemlisi sigara içip içmediğimizdir. Bu yıl başında yayınlanan bir araştırma bu gerçeği olanca çıplaklığıyla ortaya koyuyor. 200 bin Avustralyalının 6 yıl izlendiği bu çalışma, günde 10 sigara içenlerde kanser, kalp krizi ve akciğer hastalığından ölüm riskinin ikiye, 20 tane içenlerde dörde beşe katlandığını gösterdi. Daha çok içenlerin maruz kaldıkları tehlikenin boyutunu siz hesap edin.

1- 15 dakika yürü ömrün uzasın

29 EYLÜL DÜNYA KALP GÜNÜ

Kısa süreli bile olsa, düzenli spor ömrü uzatıyor. 120 bin kişi üstünde yapılan bir araştırma, hiç spor yapmayan bir kişinin ölüm riskine 100 dersek, düzenli olarak günde 15 dakika yürüyüş yapan birinde riskin 80’e indiğini gösterdi. Sporun süresi ve yoğunluğu arttıkça uzun ve sağlıklı yaşama şansı da artıyor.

Fransız spor tıbbı uzmanları 60 yaş üstü insanlarda yapılmış olan 9 araştırmayı bir araya getirip incelediler. Toplam 122 bin kişinin ortalama 10 yıl izlendiği bu araştırmadan çıkan sonuç şaşırtıcıydı. Günde 15 dakika hızlı bir tempoyla yürümenin ölüm riskini beşte bir oranında azalttığı görüldü. Daha yoğun veya daha uzun süreli egzersiz yapanlarda yararın arttığı saptandı. En çok kalp krizine bağlı ölümlerde azalma sağlanırken kanserden ölümlerde de anlamlı düşüşler olduğu anlaşıldı. Düzenli egzersizin ömrü uzattığını biliyorduk ama altmışından sonra yapılacak 15 dakikalık yürüyüşün hayat kurtarıcı olacağını beklemiyorduk doğrusu! Bu araştırmadan sonra düzenli spor yapmamak için bahane bulmamız çok güç.
- Hareketsizlik şişmanlıktan kötü İngiz bilim insanlarının önderliğinde birçok Avrupa ülkesinde yapılan bir araştırma da kısa süreli egzersizin zamansız ölümleri önlediğini gösterdi. 330 bin kişinin 12 yıl izlendiği bu büyük çalışmada cevaplanmaya çalışılan bir dizi sorudan biri de egzersizin şişman insanlara yarar sağlayıp sağlamadığıydı. Günde 20 dakikalık tempolu yürüyüş yapanlarda ölümlerin azaldığını saptayan araştırmacılar fazla kilolu ve şişman olanların da aynı ölçüde yarar gördüğünü ifade ediyorlar. Daha da ötesi, topladıkları verilerin hareketsiz bir yaşam tarzının şişmanlıktan daha büyük bir tehlike olduğunu ortaya koyduğunu belirtiyorlar.

2- Çok oturmak zararlı

İnsanoğlu on binlerce yıl gün boyu oturmadı, zamanının önemli bölümünü ayakta geçirmek zorundaydı. Değişen ulaşım sistemleri ve çalışma ortamları bir çoğumuzu günün büyük bölümünü oturarak geçirmeye yöneltti. Son yılarda yapılan araştırmalar, günün büyük bölümünü oturarak geçirmenin bir çok hastalığa davetiye çıkardığını, ömrümüzü kısalttığını düşündürüyor. Örneğin Avustralya’da Queensland Üniversitesi’nden bilim insanları 700 kişiyi 1 hafta boyunca gözledikleri araştırmalarında çok oturanlarda hareketli olanlara göre göbek çevresinin büyüdüğünü, kilo artışı olduğunu, kan şekeri ve kolesterol düzeyinin olumsuz etkilediğini saptadılar. Bu ve benzeri araştırmalar yeni bir ofis düzenin ortaya çıkmasına yol açtı. Gün boyu yürüyüş bantında saatte 1 kilometre hızla yürürken özel yapılmış masadaki bilgisayarında işini yapan insanlara her gün yenileri katılıyor.
Egzersiz genleri etkiliyor
Egzersizin genlerimiz etkilediğini gösteren araştırmalar var. Bir çok gen her zaman faal halde değildir. Futbol maçına çıkan oyunculardan bir bölümü sahada oynarken bazıları yedek kulübesinde oturur. Antrenör istediği zaman yedek oyuncuyu faal hale getirip maça sokar, istediği oyuncuyu maçtan çıkarır yani gayri faal hale getirir. İsveç’teki ünlü Karolinsaka Enistüsü’nden bilim insanları egzersizin kas hücrelerindeki genleri nasıl etkilediğini araştırdılar. 23 genç ve sağlıklı kişiye 3 ay boyunca her gün bir bacaklarıyla pedal çevirterek egzersiz yaptırdılar. Çalışmanın başında ve sonunda her iki bacaktan alınan kas biyopsilerini incelediler. Egzersiz yapan bacakta bir çok genin faal veya faal olmama durumunun dinlenen bacağa göre farklı olduğunu gördüler. Özellikle dikkatlerini çeken insulin kullanımı ve yangıyla ilgili genlerdeki farklılıklardı. Öyle anlaşılıyor ki, egzersiz hücrelerimizin yaptığı her işten sorumlu olan genlerimizi etkileyerek yarar sağlıyor.

3- Akdeniz tarzı beslenme her derde deva

29 EYLÜL DÜNYA KALP GÜNÜ

Kısaca BT deilen bilgisayarlı tomografi tüm organların incelenmesinde kullanılan bir tür röntgen filmidir. Sol altta görülen makine aynı anda bir değil bir çok röntgen filmi çeker. Makinedeki bilgisayar çekilen binlerce kareyi bir araya getirip 3 boyutlu resim yapar. Yine bilgisayar yardımıyla resimleri inceleyen doktor istediği gibi kesitler yaparak organları ayrıntılı bir olarak inceler. Yukarıdaki resimde 2 farklı kişinin beyninden yatay kesitler görülüyor. Soldaki sağlıklı bir insanın, sağdaki ise bir Alzheimer hastasının beynini gösteriyor. Hasta beyin normale göre büzüşmüş, daha küçük, beyaz alanları azalmış. Araştırmalar Akdeniz tarzı beslenmenin ve düzenli egzersizin beyni sol resimdeki gibi tutmanın en iyi yolu olduğunu gösteriyor.



Mucize besin maddelerinin ömrü uzattığını, özel diyetlerin insanları daha sağlıklı kıldığını gösteren güçlü bilimsel kanıtlar yok. Buna karşılık gün geçmiyor ki Akdeniz tarzı beslenmenin yararlarını gösteren bir araştırma yayımlanmasın. Kısa süre önce yayınlanan, 2500 Yunanlının 10 yıl izlendiği bir çalışmada, beslenmeleri ayrıntısıyla incelenen katılılmcılara Akdeniz diyetine uyumları değerlendirilerek 1 ile 55 arasında bir not verildi. İlk dikkat çeken bulgu, not yükseldikçe ölümlerin azalıyor olmasıydı. Katılımcılar iyi orta ve zayıf not alanlar olarak 3 gruba ayrıldılar. Kötü not alanarda ölümlerin iyi not alanlara göre 2 kat daha fazla olduğu saptandı.
Akdeniz tarzı beslenenlerde sadece kalp değil beyin de daha sağlıklı oluyor. Alzheimer hastalığına, ve inmeye bu grupta daha az rastlandığını düşündüren araştırmalar az değil. Düzenli egzersizin de beyin fonksiyonlarını iyileştirdiğini gösteren çalışmalar var. Amerikalı, Danimarkalı ve Kanadalı bilim insanlarının yaptığı bir deneyde beynin hafıza ve anlama fonksiyonlarında hafif bozulma saptanan yaşlılar rastgele 2 gruba ayrıldı. Birinci gruptakiler haftada 3 gün düzenli egzersiz yaparken diğer gruptakiler oldukça haraketsiz olan yaşamlarına devam ettiler.
Çalışmanın başında ve sonunda çekilen MR resimleri egzersiz yapanlarda beynin hafıza ve anlama bölgelerine daha fazla kan gittiğini gösterdi. MR görüntülerine ek olarak, bu kişilerde hafıza ve anlama fonksiyonlarında ölçülebilir iyileşmeler olduğunu da saptandı. Araştırmacılar ulaştıkları sonuçlara dayanarak, 70 yaşından sonra bile olsa düzenli egzersiz yapmaya başlamayı tavsiye ediyor.

4- Stressiz hayat olmaz ama

29 EYLÜL DÜNYA KALP GÜNÜ

Bu grafikte boşanmanın kalp krizi riskini artırdığı gösteriliyor. Örnek olarak hiç boşanmamış 71 yaşında evli bir ekeği alalım. Kalp krizi geçirme riski binde 13, bir kere boşanmışsa 15, 2 veya daha çok boşanma geçirmişse 18. Boşanma kadınları daha da olumsuz etkiliyor. Yaş ilerledikçe risk giderek artıyor.

Stres yaşamın bir parçası, ama fazlası başta kalp olmak üzere bir çok organı yıpratıp sağlığımızı bozar. Almanya’nın Münih şehrinde yaklaşık bin kişi üstünde yapılan bir araştırma stresin vücudumzda yangıyı arttırdığını gösterdi. Ayrıntılı bir psikolojik incelemeden geçirilen katılımcılardan alınan kan örneklerinde yangı belirtisi olan CRP düzeyi ölçüldü. İş yerinde çok stress çektiğinden yakınanlarda CRP düzeyinin yükselmiş olduğu saptandı. Araştırmacılar en çok etkilenenlerin “davul benim boynumda, tokmak başkasının elinde” diyenler olduğunu belirtiyor. Talep edilenleri yerine getirebilmek için elinden bir şey gelmemesinin kişiyi büyük strese soktuğunu söyleyen uzmanlar, günlük streslerle baş etmek için çeşitli yöntemler olduğunu hatırlatıyor.

Boşanma kalbi vuruyor
Bir yakının ölümü ve kronik sağlık sorunları insanlarda ağır strese sebep olan nedenlerdir. Boşanmanın da sağlığı etkileyecek düzeyde strese yol açtığını düşündüren veriler var. Nisan ayında yayınlanan bir araştırmada boşanma ve kalp hastalığı ilişkisini araştırıldı. ABD’deki Duke Üniversitesi’nden bilim insanları 16 bin kişiyi 10 yıldan uzun süre izlediler. Kalp krizine yol açan bir çok etkeni göz önüne aldıktan sonra yaptıkları istatistik hesapları, boşanan insanların evli olanlara göre daha sık kalp krizi geçiridiğini ortaya koydu. Boşanmanın kalp krizi oluşmasına katkıda bulunacak düzeyde strese yol açması akla yakın. Ama bu, yürümeyen, mutsuz bir evliliğin yarattığı stresin daha az zararlı olduğu anlamına gelmiyor.

SON SÖZ: Kalp gününde durup bir dakika hayat tarzımızı iyileştirebilir miyiz diye düşünürsek, eminim birçoğumuz yapabileceğimiz çok şey olduğunu görürüz.