En korkutucu sorun: İnme

Geçen haftaki beyin kanamasıyla ilgili yazımdan sonra okurlardan gelen sorulardan insanları en çok korktutan sağlık sorunun felç geçirmek olduğunu bir kere daha anladım. Bu hafta,
çoğu inmenin nedeni ve nasıl korunulabileceğiyle ilgili sorulara cevap vereceğim

Kansız kalamaz
Beyin hücrelerinin ölmesine yol açan her neden inmeye neden olabilir. Kanama bu nedenlerden biridir ama başta geleni değildir. Her 10 inmenin 8’indeki sorun, beynin bir bölümünün kansız kalmasıdır. Bir bölgeye kan gitmemesinin sebebi orayı besleyen damarın, damar sertliği nedeniyle tıkanması olabilir, ya da damarda bir sorun yoktur ama başka bir yerden kanla gelen pıhtı damarı tıkayıp kan akımını durdurur. Başka bir neden ise damar duvarlarının zayıflığına bağlı oluşan dolaşım bozukluklarıdır. Bazı hastalarında kolay pıhtı oluştuğu için kan akımı bozulur. Bazen kanda ve damarlarda hiç bir sorun olmasa bile inme gerçekleşebilir. Kalp birkaç dakika kan pompalayamadığı ya da tansiyonun çok fazla düştüğü durumlarda beyin kansız kalıp hasar görebilir. Kısacası beyin, hangi nedenle olursa olsun kansız kalmaya tahammül edemez.
Pıhtı nereden geldi?
İnme geçiren bir hastayı muayene eden bir doktor önce sorunun kansızlığa mı yoksa kanamaya mı bağlı olduğunu öğrenmek ister. Eğer sorun hücrelerin kansız kalması ise, doktor ilk birkaç saat içinde tıkanan damarı açmanın yolunu arar. Ardından, damar neden tıkandı diye araştırır ki, bir daha olmaması için tedbir alabilsin. Çoğu zaman sorun, kan akımıyla başka bir yerden gelen bir pıhtı parçasının tıkaç gibi damarı tıkayıp kan akışını engellemesidir. Doktor, kalbin sol kulakçıkğına, karıncığına ve aort damarına ultrasonla bakar. Eğer bakılan bu bölgelerde inmeyi yapan parçanın kopup geldiği bir pıhtı veya başa bir birikinti bulunursa, doktor tedavi planını ona göre düzenler. Çoğu zaman pıhtı önleyici ilaç tedavisine başlanır. Öyle ki, bazı durumlarda inme olması beklenmeden korumak amacıyla halk arasında kan sulandırıcı denilen pıhtı önleyici ilaçlara başlamak gerekebilir.
Şah damarı
Boynun her iki yanındaki iki şah damarı, beynin ön ve orta bölümlerini besler. Bunlardan sadece biri daralsa bile geniş bir alan kansız kalabilir. Şah damarındaki darlık, kan akımını azaltmasa da tehlike yaratabilir. Çünkü darlık bölgesinde oluşan pıhtıdan kopan parçacıklar beyne gidip inmeye neden olabilir. Doktorlar, hastayı muayene ederken kalbi dinledikleri gibi stetoskoplarını şah damarının üstüne koyup dinlerler. Dar bir borudan hızla akan su sesine benzer bir ses duyarlarsa ciddi bir darlık olabilir diye damarın ultrasonla resimini çekerler. İnme veya geçici kansızlık atağı geçirenlerde de ilk muayene edilen yerlerden biridir şah damarı. Eğer ciddi darlık varsa, hastanın durumuna ve darlığın özelliklerine göre ya ameliyat ile ya da stent takılarak tedavi edilir.
Geçici inme olur mu?
Kansızlığa bağlı inme geçiren bir kişinin tüm şikâyetleri birkaç saat içinde geçerse ve çekilen MR resimlerinde kalıcı bir hasar bulunmazsa buna ‘geçici kansızlık atağı’ denir. Doktorlar, bu ani gelişen hastalığa İngilizce adının kısaltılmış haliyle “TIA” derler. Böyle bir durum ortaya çıktığında inme “Ben geliyorum, bir dahaki sefere bu kadar ucuz atlatamazsın!” diyerek uyarıda bulunmaktadır. Doktorlar, bu durumu çok iyi bildikleri için “TIA” geçiren hastayı derhal tedavi etmeye başlar. Aspirin ve diğer bazı pıhtı önleyicilerin yanı sıra, gerektiğinde yüksek tansiyon ilaçları ve kolesterol düşürücü statin hapları verirler. Ayrıca aynen inmede olduğu gibi kalp ve damarlarda pıhtı gelebilecek her yere bakılarak tedbir alınmaya çalışılır.
Her saniye önemli
20 yıl öncesine kadar inmenin seyrini değiştirecek bir tedavi yoktu. Son yıllarda gelişen sinir bilimi sayesinde beyin hücrelerinin ölmesini durdurmak için acil müdahale ediliyor. İnme damar tıkanmasına bağlıysa, özel bir pıhtı eritici ilaç verilerek inmeye yol açan damarı tıkayan pıhtı eritiliyor. Böylece, ölmek üzere olan hücreler yeniden kana kavuşturularak canlandırılıyor. İlerlemesi önlenen inme, olabileceğinden çok daha az hasara yol açtığı için birçok hasta normal yaşamına dönebiliyor. Lakin, tedavinin başarılı olabilmesi için pıhtı eritici ilacın ilk birkaç saat içinde verilmesi gerekir. Zamana karşı yapılan yarışta başarılı olabilmek için özel ekiplerin hazır beklediği inme merkezleri kuruldu. Son yıllarda beyin filmlerinin çekilebildiği, pıhtı çözücü verilebilen süper ambulanslar hizmete girdi.
Gençler inme geçirmez demeyin
İnme deyince gözümüzün önüne yaşlı bir hasta gelir. Yaş ilerledikçe daha çok görülse de, gençlerde, hatta çocuklarda da inme oluşabileceği unutulmamalıdır. Çoğu zaman inme geçiren çocuklarda ve gençlerde ya bir kalp veya damar hastalığı ya da kanda pıhtılaşma sorunu vardır. Beyne giden bir damarın duvarındaki katmanların ayrışması gençlerde bir başka önemli inme nedenidir. Hamilelik de inme oluşumun arttığı bir dönemdir. Doğum kontrol hapı, özellikle sigara içen kadınlarda inme riskini yükseltir. Uzmanlar 30’lu yaşlar ve sonrasındaki inmelerde, yaşlılarda olduğu gibi damar sertliğinin önemli bir rol oynadığını düşünüyor. Türkiye dahil 12 ülkede yapılan bir araştırmada, 35 - 50 yaş arasında inme geçirenlerde damar sertliği risk faktörlerinden sigara, yüksek kolesterol ve tansiyonun sık görülmesi bu görüşü destekliyor.
Kalbin sevdiğini beyin de seviyor
Kalbinize iyi bakarsanız beyninizin de sağlığını korumuş olursunuz. Kalp damar sistemini koruyucu bir yaşam tarzınız varsa inme riski de bunama tehlikesi de çok az olur. Sorun, sadece kalbi olumsuz etkileyen faktörlerin beynin sağlığını bozması değildir. Birinin bozulması öbürünü derinden etkiler. Örneğin birçok inmenin altında kalp hastalıkları yatar. Kapakları iyi çalışmayan bir kalbin içinde pıhtı oluşma riski yüksektir. Çeşitli kalp hastalıklarında ortaya çıkan “atriyal fibrilasyon” adlı ritim bozukluğu da kalpte pıhtı yapıp inmeye neden olur. Buna karşılık beyin kansızlık veya kanama nedeniyle hasar gördüğü zaman vücudun dengesi alt üst olur. Hormonların kimi düşer kimi yükselir, sinirler tüm vücudu kamçılar. Bunlardan da hep en çok kalp etkilenir.
İnme bunama nedenidir
Çoğu insan hafızasının zayıfladığını hissedince acaba bunuyor muyum diye endişe eder. İlk aklına gelen de Alzheimer hastalığıdır. Halbuki bunamanın sık rastlanan başka bir nedeni daha vardır. Küçük damarların tıkanması sonucu oluşan inmelerin yarattığı tahribat yıllar içinde birikerek beyinin geniş alanlarının işlevini bozar. Küçük bir inme, oluştuğu zaman hiç bir belirti vermeyebilir. Hastalık çok yavaş ve sinsice ilerlediği için, iş işten geçene kadar kişi durumun farkına varmaz. Ta ki, hafıza, muhakeme ve anlama güçlükleri mazaretlerle kapatılamayacak kadar açık bir biçimde ortaya çıkana kadar. Son yıllarda yapılan bazı uzun takipli araştırmalar, orta yaşta sağlıksız bir yaşam tarzı olanların ileri yaşlarda daha sık olarak hafıza kaybı yaşadağını gösterdi.
Çok yönlü mücadele
İnme geçiren hastaya en kısa zamanda müdahale edip hasarı en az düzeyde tutabilmek ve inme sonrası kişiyi üretken bir hayata döndürebilmek için rehabilitasyonunu sağlamak şüphesiz ki çok önemlidir. Bunun için sinir hastalıkları uzmanları, beyin cerrahları, yoğun bakım ve rehabilitasyon uzmanları, hemşireler ve fizyoterapistlere çok iş düşüyor. En az hasta bakımı kadar belki de daha önemli olan inme oluşmasını önlemektir. Bu mücadelede başarılı olabilmek için hastaların sağlık okuryazarlıklarının artması, sağlık çalışanlarının koruyucu hekimliğe önem vermesi çok önemli olsa da yeterli değildir. Çünkü, damar sertliği yaratıcı yaşam ortamımızı değiştirmemiz gerekiyor. Beslenmeden, haraketliliğe, soluduğumuz havadan, trafik stresine kadar bir çok alanda kişisel çabalarımızın yanı sıra toplumsal yaşamımızda bir dönüşüme ihtiyacımız var. İnme ve kalp krizleriyle ancak testi kırılmadan tedbir alırsak baş edebiliriz.

7 altın kural

En korkutucu  sorun: İnme

Acaba bunama önlenebilir mi sorusuna, hepsi değil ama bir kısmı diye cevap verebiliriz. 2011 yılında yapılmış birçok araştırmayı bir araya getirip inceleyen bilim insanları, 7 noktaya dikkat edersek Alzheimer hastalığı riskini azaltabileceğimizi söylediler. İşin ilginç tarafı bu 7 nokta damar sertliğine bağlı bunama tehlikesini de bertaraf edebilmemiz için çok ama çok önemli. Hayat tarzımızı değiştirip haraketli bir yaşam sürüp, Akdeniz diyeti ile beslenerek ideal kilomuzu korursak, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve diyabetten korunursak, zinhar sigara içmez, zihnimizi faal tutup, sosyal yaşamımıza önem verirsek, hem beynimizin hem de kalbimizin genç ve dinç kalmasını sağlarız.