İşte budur...

ÖZELLİKLE BDP’li okuyucularım soruyor: AKP’de, CHP’de, MHP’de milletvekili adaylarını liderler tespit etmiyor mu? Aynı şeyi Öcalan yapınca niye totaliter oluyor?
Elbette adayları liderlerin tespit etmesi demokrasiye uygun değildir ama “Demokratik özerkliğin” totaliter olması çok farklı bir olaydır.
Demokratik bir ülkede partilerin adaylarını böyle liderler tespit ediyor olsa bile, sonunda halk değişik partilerden birini tercih ederek oy verir. Çünkü sistem çoğulcudur, birden fazla parti mevcuttur ve muhalefet etmek serbesttir...
“Demokratik özerklik” ise çeşitli partilerin yanında bir parti daha kurmanın projesi değildir. Öcalan’ın “Özgürlük Sosyoloji” adlı kitabında yazdığı gibi, “sınırlara dokunmadan ulus inşası” yapmanın örgütlenmesidir. Taslağın amacı “Bütün Kürtlerin ulus örgütü” olmaktır. Onun için Kürtler arasında farklı partilere, değişik siyasi görüşlere ve serbest ekonomiye bile izin vermeyen bir örgütlenmedir. “Totaliter” olması bundandır.

İşte budur...
7 bin kişi Diyarbakır’da gösteri yaptı, Milliyet, 29 Aralık 2010.

Fotoğrafın anlattığı
Taslaktan madde madde örnekler vereceğim. Fakat önce şu fotoğrafa bakınız, totalitarizmin tam resmidir:
Fotoğraf açıkça gösteriyor ki, “Kürt halkı” denilen varlık sadece “Demokratik özerklik”i isteyenlerdir, Kürtlerin demokratik özgürlüklerini savundukları halde ‘taslağa’ bazı eleştiride bulunan Kürtler ise “işbirlikçi”dir!
Açın Brzezinski’nin “Totaliter Diktatörlük ve Otokrasi” kitabını veya Martin Lipset’in “Siyasi İnsan” kitabını veya Talmon’un “Totalitarian Democracies” adlı kitabını okuyun; göreceksiniz, totalitarizm budur işte.

Totaliter örgütlenme
Totalitarizmin en kısa ve basit tanımı, bireylere ve toplum kesimlerine serbest tercih alanları bırakmadan bütün siyasi, kültürel ve ekonomik hayatın mutlak ve denetlenemez bir otoritenin hükmü altına alınmasıdır.
‘Taslak’ta da “köy komünlerinden... Şehir meclislerine” kadar öngörülen ‘cemahiriye’ ağları hiçbir serbest alan bırakmıyor: “Siyasi, sosyal, ekonomik, kültür, sanat, spor, eğitim, hukuk, kamusal amaçlı ulaştırma, ticari, mali ve sanayi gibi tüm alanlarda özgün örgütlenme”ler yapılıyor.
Serbest piyasa dışlanıyor, ticaret ve sanayi faaliyetleri “topluluklar ekonomisi” adı altında “özgün örgütlenmelere” devrediliyor!
Hatta parlamento seçimlerinde bile Kürtlerin oy hakkı olmayacak, “Demokratik Toplum Kongresi” Kürtler adına TBMM’ye “temsilci” gönderecek!
Eleştiri hakkı mı dediniz?!
Bakın, Diyarbakır TSO Başkanı Galip Ensarioğlu ve Baro Başkanı Emin Aktar taslağın birkaç maddesini eleştirdiler diye “işbirlikçi” ilan ediliverdiler!
Yazar Orhan Miroğlu niye ölümle tehdit edilmiş; Hikmet Fidan niye öldürülmüştü?..
Totalitarizmin başka bir boyutu bu: “İç düşman, hain, satılmış, işbirlikçi” saplantısı...

Öcalan’ın kitapları
“Çalıştay”da yapılan eleştirileri dikkate alarak “eşbaşkanlar” Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk ile arkadaşları taslağın bir noktasını değiştirebilirler mi?
Diyarbakır’da esnaf ve işadamlarına “Haklısınız, böyle de olmaz ki” diye konuşan BDP’liler bu eleştirilerini kamuoyuna açıklayabilirler mi?!
İşte totalitarizm budur.
Mesele özerklik falan değil, bu totalitarizmdir.
Böyle bir totalitarizmin bölgede yol açacağı nüfus ve sermaye kaçışını, bunun tüm 72 milyon için yaratacağı dehşetli sorunları bir düşünün!
Bunu bilhassa Öcalan düşünmelidir.
Ben Öcalan’ın kitaplarını okuyorum, tavsiyem kendisinin de totaliter sistemler ve doğurdukları kitlevi facialar konusunda kitaplar okumasıdır.