Muhafazakâr liberal ittifak

Objektif Sonra Ertuğrul Özkök, AKP'de kendisinin yanlış bulduğu konularda liberalleri de karşı çıkmaya çağırdı.Yanlışsız insan, yanlışsız parti olmaz. AKP'nin doğrusu, yanlışı ayrı bir konu. Türkiye'de liberallerle muhafazakârların ittifak halinde olduğu ise, maddi bir gerçektir.Üç yıl önce, Neşe Düzel'in mülakatında bunu ben de şöyle ifade etmiştim:"Türkiye'de demokratların desteğini kaybettiğiniz zaman, sizi devletin müdahalelerine karşı savunacak felsefeyi de kaybetmiş olursunuz. AKP demokratların ve liberallerin desteğini kaybetmemeli. Türkiye'de demokratik gelişmeyi sağlayan muhafazakâr, liberal ittifakıdır. Muhafazakârlar olmadan liberaller güçsüz kalır. Liberaller olmadan da muhafazakârlar 'pusulasız' kalır..." (Radikal, 27 Eylül 2004) ÖNEMLİ bir konu, liberallerin AKP'ye verdiği destek... Geçen hafta Haluk Şahin yazdı; AKP tabanının talepleri liberaller tarafından evrensel özgürlükçü dile çevrilerek meşrulaştırılıyor. Şahin'in bu tespiti doğrudur. Bu, toplanıp kararlaştırılmış bir ittifak değildir; yeni de değildir. Uzun modernleşme sürecinde 'çizgi'nin aynı tarafında olmaktan gelen bir 'tarihsel blok'tur!Kâzım Karabekir'in 1924'te kurduğu Terakkiperver Fırka programının 2. maddesinde de "liberalizm" ve "demokrasi" deniliyordu. Meclis'teki konuşmaları ekonomide piyasayı, yönetimde demokrasiyi vurguluyordu. Soluğu İstiklal Mahkemelerinde aldılar!Tek Parti rejimi sadece muhafazakârlığı değil, liberalizmi de düşman ilan etti.Devlet gücüne sahip "merkez"in sert baskılarıyla bu şekilde "kenar"a itilen liberaller ve muhafazakârlar aynı safta buluştular. Demokrat Parti, AP, ANAP ve AKP bu sosyolojik olgunun partileridir. Serbest piyasa, sivillik, 'milli irade'cilik ve halka yakınlık bu hareketlerin ortak özelliğidir."Merkez"ci elitler sadece İslamcı kökenden gelen AKP'yi değil, Menderes'i, zamanında Demirel'i, liberalizme en çok açılan Özal'ı bile gerici diye suçladılar!Eleştiri elbette olmalı ama muhafazakârlıkla liberalizmin ayrılması Türkiye'de istikrarsızlık ve vizyonsuzluk getirir. DP ve AP bunun faturasını ağır ödemişti. Tarihten geliyor Türkiye dünya ortalamasının üstünde kalkınma hızlarını sadece bu partilerin çoğunluk iktidarları döneminde gördü! Muhafazakâr-liberal çizgi, siyasi istikrarın da en önemli dayanağıdır.Liberalizmin muhafazakâr özlemlere evrensel bir dil ve meşruiyet kazandırdığı doğrudur. Ancak bu taktik bir ödünç alma ya da 'takiye' değildir. Kültürel bir etkileşimdir. Üç sene önceki mülakatta bunu şöyle anlatmıştım:"AKP, Türkiye'de İslamcılığın liberalleşmesi konusunda tıpkı Demokrat Parti ve Özal'ın ANAP'ı gibi tarihi ve sosyolojik bir işlev görüyor. AK Parti, Türkiye'de İslami hareketin referansını değiştirdi. Demokrasi, bireysel özgürlük, herkesin kendi hayatını yaşaması, devletin karışmaması gibi çağdaş uygarlık dediğimiz liberal felsefi değerleri referans haline getirdi."Modern sosyal demokrasi de solun libaralizmle buluşmasıyla oluşmamış mıydı!Gelişen bir toplum tek fikirli olamaz. Modernleşme zorunlu olarak çoğulculuk getirir. Yeterli hoşgörüye sahip miyiz? Sorun burada zaten. t.akyol@milliyet.com.tr Dil, takiye mi?