Güvenlik raporlarındaki gerçek

Türkiye, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, önümüzdeki hafta demokratikleşme paketine ilişkin olarak yapacağı açıklamaya kilitlendi.

Paketteki düzenlemelerin, BDP-İmralı-Kandil için ne kadar tatmin edici olacağını hep birlikte göreceğiz. Ancak, Erdoğan’ın açıklamalarının, PKK’lıların çekilmeyi durdurmasıyla birlikte tıkanma emareleri gösteren çözüm sürecine bir ivme kazandıracağı kesin.

Kadro modernizasyonu

Sürecin inişli çıkışlı ilerleyişini analiz ederken, Kandil ve BDP’nin, son dönemde her fırsatta suçlamaya çalıştığı hükümetin temkinli tavrının altında yatan önemli nedenlere bakmak zorundayız.
“Bu tavrın altında hangi bilgiler yatıyor” sorusunun, kanıtlara dayanan çok kritik yanıtları var.
Bunların başında, devleti “savaşa hazırlıkla” suçlayan PKK’nın bahar ve yaz ayları boyunca, “kadro modernizasyonu” yapmayı ihmal etmemesi geliyor.
Çözüm süreci elbette güvenlik birimlerinin hem merkezdeki hem de sahadaki çalışmalarını sona erdirmedi. Aksine, özellikle istihbarat birimleri, PKK’nın sınırdışına çekilme konusundaki faaliyetlerini adım adım izledi.

Katılım eylemsizlikte artıyor

Bu süreçte, “kırsala çıkıp örgüte katılan gençlerin” varlığı kamuoyunda tartışma konusu oldu.
Bir yandan örgütün kadroları sınırdışına çekilirken, diğer yandan da PKK’ya özellikle Güneydoğu Anadolu’dan çok sayıda yeni katılımların olduğu belirlendi.
Artık, örgütün eylemsizlik döneminde “eleman temini” faaliyetlerine yoğunluk verdiği gayet iyi biliniyor.
Güvenlik birimlerince hazırlanan raporlarda, yılın ilk altı aylık bölümünde kırsala giderek PKK’ya katıldığı resmen tespit edilen genç sayısı 255. Bu sayı şu anda 300’e yaklaşmış durumda. Kayıt dışı katılımların ise 2000’i bulduğu, Ak Parti Diyarbakır milletvekili Galip Ensarioğlu tarafından kamuoyuna yansıtılmıştı.
Raporlarda, örgütün eylemsizlik süreci yaşadığı 2011 ve 2013’ün ilk altı aylık dönemlerinde, katılımların 2012 yılındaki çatışma dönemine göre daha yüksek olduğu ifade ediliyor.

Yüzde 60’ı 19-25 aralığında

Aynı raporlarda; yine 2013’ün ilk altı aylık döneminde kırsalda örgüte katılan gençlerin doğum yıllarının 1990-1996 arasında yoğunlaştığı görülüyor.
Katılımların yüzde 60’ı 19-25 yaş, yüzde 25’i ise 12-18 yaş aralığındaki gençlerden oluşuyor.
19-25 yaş arası yoğunluk neyi ifade ediyor?
Bu konuda iki önemli tespit var.
Birincisi, örgütün eylemsizlik sürecinde kırsala katılımlara ağırlık vermesi ve bunun için propaganda çalışmalarını yoğunlaştırması.
İkincisi ise, bu yaş aralığındaki gençlerin; kırsala uyum, genç ve dinamik kadro arayışı ve şehir faaliyetlerinde örgüt kültürünü almış olmalarına ilişkin kriterler.

Diyarbakır, Şırnak, Mardin

Örgüte katılan gençlere ilişkin ananizlerinde önemli bir başlık daha göze çarpıyor:
Katılım alanları.
2013’ün ilk 6 aylık döneminde kırsala giderek örgüte katılan gençlerin doğum yerleri Diyarbakır, Şırnak, Mardin, Ağrı, Muş, Hakkari ve Van’da yoğunlaşıyor.
Kırsala katılımlarda doğum yerleri yoğunlukları ise şöyle saptanmış:
İlk sırayı Diyarbakır, Şırnak, Mardin ve Muş doğumlular alıyor.
İkinci sırada, Hakkari, Ağrı, Siirt ve Van var.
Batman, Şanlıurfa, Bitlis ve Erzurum üçüncü sırada geliyor.
Dördüncü sırada ise Adana, Adıyaman, Ardahan, Aydın ve Bingöl yer alıyor.

Mahalle baskısı

KCK eski Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan’ın, 25 Mart 2013’te “mevcut süreç içinde örgütsel alt yapıların güçlendirilmesi ve Abdullah Öcalan’ın talimatları doğrultusunda yeni katılımlarla kırsal kadroların sayısının artırılması” talimatını verdiği biliniyor.
Keza; gerek Öcalan’ın kamuoyuna yansıyan görüşme notlarında, gerekse PKK’nın silahlı faaliyetlerini yürüten HPG’nin yöneticilerinin konuşmalarında “sayıyı 50 bine çıkartın” talimatı hafızalarda.
Güvenlik birimleri, PKK’ya 50 bin olmasa da en az 10 bin gencin katılacağı yönünde istihbarata sahip.
Örgütün, bölge halkı üzerinde oluşturduğu “mahalle baskısı” ve “her evden kırsala bir kişinin gitmesi” yönündeki çalışmaların etkili olduğu görülüyor.
Hükümeti süreci yavaş ilerletmekle suçlayanların ve bu suçlamaya hak verenlerin bazı gerçekleri görmesi gerekiyor.