Meksika'dan bize ne!

Meksika'dan bize ne!

Yasemin ÇONGAR

NOEL haftasonuyla birleşti; yılbaşına bir şey kalmadı; üstelik Washington'a yılın ilk karı serpiştiriyor.
ABD başkentinde siyasetin mola almasından yararlanıp bir "yeni yıl" yazısı yazayım diyordum. Olmadı; Meksika'daki katliam haberi, Chiapas trajedisini getirip koydu masamın üstüne.
***
KATLİAM güneyde, Guatemala sınırındaki Chiapas eyaletinin 600 nüfuslu Acteal köyünde meydana geldi. Köyü basan silahlı grup, tümü silahsız ve çoğu Amerikan yerlisi 45 kişiyi öldürdü. Kurbanlar arasında 4'ü hamile 21 kadın, bir bebek ve 14 çocuk vardı.
Saldırganlar, Chiapas'ta sayısız kundaklama, cinayet ve işkence olaylarından sorumlu tutulan para - militer gruplardı. Katliamı, Meksika'da sadece askeri kuvvetlerin kullanımındaki AK - 47 saldırı silahlarıyla gerçekleştirdiler.
1 Ocak 1994'te, tabanı Amerikan yerlilerine dayalı bir hareket olarak başlayan Zapatista başkaldırısının ikinci en kanlı olayıydı bu. Dört yıl önceki ayaklanmanın bastırılması sırasında 135 kişi ölmüştü.
Tanıklara göre saldırganlar, Meksika'yı 68 yıldır yöneten Kurumsal Devrimci Parti'nin (PRI) yerel örgütleri tarafından teşvik ve finanse edilmişlerdi.
Chiapas'ı bilenler için beklenmedik yanı yoktu katliamın. Ekim'den beri bölgede 19 sivil öldürülmüş, 60 ev yakılmıştı.
Bu olayların çoğundan, Zapatista Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin (EZLN) etkinliğini kırma amaçlı PRI yanlısı milislerin sorumlu olduğuna inanılıyor, ancak kimse hiçbir zaman hüküm giymiyor.
PRI ile EZLN'nin bölgedeki köyleri kendine bağlama mücadelesi verdiğini belirten Human Rights Watch / Americas kuruluşundan Joel Solomon'a göre, "Devlet yanlısı grupların ihlallerine hükümet sürekli göz yumuyor."
Bölgede binlerce asker bulunduran Meksika hükümeti, toprak sahiplerinin, köylerin, siyasi partilerin kendi "korucu" güçlerini oluşturmasına EZLN'yle mücadele adına ses çıkarmıyor.
Meksika'yı üç yıldır yöneten Cumhurbaşkanı Ernesto Zedillo, katliamı kınarken, suçluların ve destekçilerinin belirlenmesi için Adalet Bakanı Jorge Madrazo'yu bizzat görevlendirdi. Madrazo ise, 16 şüphelinin yakalanması ardından, bu kişilerin AK - 47'leri nasıl elde ettiklerinin ve yerel PRI birimlerinin olası rolünün soruşturulacağına söz verdi.
Aslında Acteal katliamı, görevde daha üç yılı olan Zedillo için yeni bir dönüm noktası.
Meksika'da hem "demokrasinin kurucusu", hem de "otoriter rejimin temel direği" PRI, tarihindeki ilk büyük yenilgisini, Zedillo'nun yaptığı seçim reformu ardından, Temmuz 1997'de aldı. Meksika Kongresi'ndeki çoğunluğunu ilk kez yitirdi PRI. Daha önemlisi, 28 milyon nüfuslu dev başkent La Ciudad de Mexico'nun Belediye Başkanlığı'na solcu muhalif Cuauhtemoc Cardenas seçildi.
Temmuz seçimleri Meksika'da "çok partili demokrasiye geçişin" gerçek başlangıcıydı bir bakıma. 46 yaşındaki Zedillo, kendi partisinin aleyhine sonuç veren reformun önderi olarak övgü topladı.
Üstelik Aralık 1994'te pesonun devalüasyonuyla başlayan ekonomik çöküşten ülkesini büyük ölçüde kurtaran kişi de Zedillo. Meksika, şu sıralarda tam 60 yıl süren ekonomik durgunluktan çıkışın işaretlerini veriyor.
Yolsuzluklarla lekelenmiş Carlos Salinas de Gortari iktidarından sonra, PRI'ın cumhurbaşkanı adayı öldürülünce, kendisini bir anda "aday", sonra da "Başkan" bulan Zedillo'yu şimdi bekleyen görev, ülkesini "hukuk devleti" yapmak.
Başkentte işlenen suçların sadece yüzde 2'sinin hapis cezası görmesi, 1993'ten beri banka soygunlarının 12 kat, sokak saldırılarının yüzde 82 artmış olması Zedillo'nun değiştirmesi gereken istatistiklerden.
Chiapas'ta din farkı, toprak talebi ve ekonomik eşitsizlikle beslenen şiddetin durması ise çok yönlü yaklaşım gerektiriyor.
1994'te Zapatistalar ile ateşkes görüşmelerini yürüten Meksika Hükümet Komisyonu'nun üyelerinden, Harvard Üniversitesi araştırmacısı Juan Enriquez'e göre, "Sertlik yanlısı politika Chiapas'ta sonuç vermedi."
Enriquez, Zedillo'
nun kabinesini reformculara açması ve Chiapas'ta para - militer gruplara dayanmayı bırakıp barış görüşmelerini yeniden başlatması gerektiğine inanıyor.
***
1984'te, ABD'den aldığım İspanyolca bursuyla gittiğim Meksika, beni o güne dek tanımadığım bir dünyaya uyandırmıştı. Türkiye'ye dönüşte, Bilim ve Sanat dergisinde yazdığım uzun röportajı, şimdi "naif" bulsam da, bunca yıl Meksika'yla ilgili hiç değişmeyen bir duygum var ki, o röportajın başlığıydı, bu yazının da sebebi oldu: "Gözden ırak, yüreğe yakın."
Çocukların hayatına kurşunların son vermeyeceği bir 1998 dilerim.


Yazara EmailY.Congar@milliyet.com.tr