Demirel ve Evren'in verdiği ders!

Demirel ve Evren'in verdiği ders!

Yılmaz ÇETİNER

CUMHURBAŞKANI Süleyman Demirel, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'i Çankaya Köşkü'ne davet etmiş. Demirel ve Evren baş başa yemek yiyip, iki saat kadar konuşmuşlar. Sonra Evren, Camlı Köşk adı verilen misafirhanede gece yatısına kalmış. Daha önceleri Ankara'ya gelişlerinde Paşa, Gazi Orduevi'nde ikamet edermiş.
Demirel - Evren buluşması tarihi bir olay. Türkiye'nin böyle dışardan ve içerden zorlandığı, sorunların çığ gibi büyüdüğü sırada iki önemli devlet adamının bir araya gelmeleri, herhalde parti liderlerinin ve onları kızıştırıp, istim üstünde tutan politikacılara örnek olmalıdır.
Evren Paşa, Türkiye'nin terör ve anarşiden, ekonomik yokluklardan bunaldığı ve milletin aydınıyla cahiliyle "İllallah artık yeter, ordu bizi kurtarsın, daha ne bekliyorlar?" dediği günler, TSK'nin başında iktidara gelmişti. Yani, ordu yönetime el koymuştu.
Önce aylardır iş göremeyen, hiçbir asgari müşterekte anlaşamayan parlamento feshedildilmiş, daha sonra partiler kapatılmıştı. Sonunda demokrasi tatile girmiş, Demirel Başbakanlıktan düşmüştü 12 Eylül 1980'de. Diğer siyasi kadrolarla birlikte Zincirbozan'da gözaltında tutulmuş, yıllarca siyasetten uzaklaştırılmış, "Bir bilen" adı altında yine büyük siyasi mücadeleye girişmiş, TSK'nin ve Evren'in demokrasinin ortamını hazırlayıp vize vermeleri sonucu yine partisinin lideri olarak bileğinin hakkıyla Başbakan olmuştu. Sonra da Cumhurbaşkanlığı.
* * *
"SİYASETTE dargınlık yoktur, kin, kırgınlık yoktur" sözlerini sık sık söyleyen Süleyman Demirel, Kenan Evren'e sıcak yaklaşımı ile hiçbir kin taşımadığını şimdi bir kez daha ortaya koymuş bulunuyor. Kenan Evren de daha Cumhurbaşkanı'yken aynı yakınlığı Demirel'e göstermişti.
Şunu da ilave edeyim: Demirel, bir kısım arkadaşları Adalet Partisi'nden ayrılıp, Demokratik Parti'yi kurarlarken (1970), bugünkü hatta 10 yıl önceki, zirveye çıkan deneyim ve ustalığına o zaman sahip olsaydı, Adalet Partisi bölünmezdi. Hatta 12 Mart'ı yaşamazdık.
Evet, yeni ve eski cumhurbaşkanlarının iki saat baş başa konuşmaları hele şu günler daha da üzerinde durulacak kadar önemli. Biribirini yemeye çalışan, mütemadiyen mızıkçılık yapar görünen parti liderlerine örnek olması gereken davranış. Ayrıca da, Demirel ve Evren iki saat "Börek nasıl olmuş?.. Fasulye taze miydi?.. Et iyi pişmiş mi?" diye konuşacak değiller ya!.. Ülkenin içinde bulunduğu kritik koşulları değerlendirdikleri muhakkak. Böyle diyaloglardan mutlaka Türkiye'nin yararına sonuçlar çıkar.
* * *
GELELİM bir başka olaya... Birkaç gün önce Tansu Çiller TV ekranında görüldü, yüzü pek mahzun ve yorgundu. Sözleri zaman zaman çivili olmasına rağmen yaklaşımcı idi. Alman Dışişleri Bakanı'nın Başbakan Mesut Yılmaz hakkında söylediklerini kınıyordu, kabul etmiyordu. Keşke "atanmış başbakan" sözlerini de söylememiş olsaydı. Bu ne bitmeyen hırs ve kin?
Peki, ya CHP liderinin heyecanla taşan hırçın konuşmaları?.. Gerçek hitabet yeteneğine sahip yılların politikacısı, gençliğinden bu yana liderliğe, Başbakanlığa talip. Deniz Baykal böyle iki ileri bir geri konuşup DSP'yi eritme gösterileri yapacağına, olumlu ılımlı konuşsa daha yararlı olmaz mı?
Yıllar önce, bir erken seçimi başımıza çıkartarak, bugünkü tablonun baş yapıcısı... Unutmayın ve unutmasın!...
Vatandaş artık liderlerden anlaşma, uyuşma ana konularda beraber olmalarını bekliyor. Yıllardır birinin ak dediğine diğeri kara diyor. Ekonomi yıkılıyor, toplum yara alıyor. Bu imkanları bol ülkenin yetenekli insanlarının ufku kapatılıyor.
Taksim'de birkaç gün önce bankalara, dükkanlara nasıl saldırıldığını pek az TV'de görebildik. Ayrıca yağma da vardı. Parti liderleri bu tehlikeyi nasıl değerlendiremiyorlar, hayret!..
Bu tür olayların arkasından neler gelebileceğini biz çook gördük; ötesini düşünmek bile istemiyoruz.


Yazara EmailY.Cetiner@milliyet.com.tr