|
 |
|
|
Tarihi demeç
Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder'in Mehmet Ali Birand'a "Almanya ve Fransa'nın Türkiye'nin AB üyeliği için anlaşmış olduklarını" açıklaması, tarihi bir söylemdir.
Türkiye'nin üzerinde yığılmaya başlayan kurşuni / kara bulutları söküp atacak tertemiz ve güçlü bir rüzgardır.
Schröder, Birand'a şöyle diyor:
"Yılın sonunda, sizin söyleminizle bu iş bitecektir. Bu yılın sonunda Komisyon'un hazırlayacağı raporun olumlu olacağını düşünüyorum. Böylece üyelik müzakerelerine başlanacaktır."
Daha 5 yıl önce, Schröder'in koltuğunda oturan Kohl, "AB bir Hıristiyan topluluğudur. Türkiye kesinlikle üye olamaz" demişti...
Gök kubbe, tepemize inmişti.
Schröder'in sözü, "pusulada müthiş bir değişimi" işaretliyor.
Avrupa kâşifleri
Almanya ekonomik mucizesini gerçekleştiren, Almanya siyaset tarihinin büyük lideri Adenauer ile Fransa'nın Nazilere direnişinin ve savaş sonrasında Fransa'nın ulusal lideri De Gaulle "Avrupa Birliği'nin kâşifleridir."
"Birleşmiş Avrupa'yı kurmak ve böylece Avrupa haritasında artık savaşın yaşanmayacağı ebedi barışı sağlamak" onların fikriydi.
Bu bağlamda, Almanya ile Fransa, kendi aralarında yüzyıllardır süren düşmanlığı ve savaşları noktalamış oluyorlardı... Bugünkü 25 devletli Avrupa Birliği'nin çekirdeği, beyni, lokomotifi bu iki ülkedir.
Fransa ve Almanya bir konuda antant kalmışlarsa, AB'nin diğer ülkeleri de çok büyük olasılıkla aynı çizgide saf tutarlar.
"AB amiral gemisinin" kaptan köşkü onlarındır.
Sözüne güvenilmek
Peki Schröder bu sözünün arkasında durabilecek mi?
Almanya'da ve Fransa'da sağ kanat "Türkiye'ye tam üyelik görüşmelerinin başlaması için tarih verilmesine" karşı görünüyorlar.
Yıl sonunda karar verilirken onlar etkili olmayacaklar mı?
Schröder, şu cevabı veriyor: "Kararı hükümetler verecek. Almanya sözünü tutacaktır."
Ya Fransa?
İşte Schröder'in cevabı:
"Fransa Cumhurbaşkanı Chirac bana kesinlikle bu kararını söyledi. Şüphe duymamak gerekir. Cumhurbaşkanı Chirac çok güçlü bir başkandır."
Birand, "Fransa ve Almanya antantı var diyebilir miyiz?"
Schröder, "Bildiğim kadarıyla evet" diyor.
Schröder, daha ne diyebilirdi ki!
Türkiye'nin talihi, karşılarında oy kaygılarını geride bırakmış gerçekten kişilikli iki liderin bulunması.
Gri yazgının sonu
Schröder'den işaretler önemli.
Şöyle ki...
1) Schröder'e göre, "Türkiye'nin üyeliğine ayak sürüyenler, bu coğrafyadaki her yörenin, her bölgenin Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya gibi olmadığını diğer kesimlerin geri kalmışlığını" öne sörüyorlar.
Schröder ise o görüşte değil. "Görüşmelerin başlamasıyla birlikte Türkiye'de bir ekonomik patlamanın olacağı" mesajını veriyor. Bu çok önemli...
Çünkü, dış yatırımlar gelecek.
İleri teknoloji ve menagement yabancı sermayeye eşlik edecek.
Gelişmemiş ucuz işgücü yöreleri bu yatırımlarla kalkınacak.
Sanıldığı gibi Türkiye'den, AB ülkelerini göç dalgaları vurmayacak.
Yani Türkiye, milli geliri 10 bin doların üzerine süratle çıkan, kültürel devrimini yapan, seküler bir demokrasi olacak.
Yöresel kalkınmışlık farkları törpülenecek.
........
2) Duyarlı bir soru: "Kıbrıs, üyelik için veto oyu kullanabilir mi?"
Schröder, satırlar arasına gizlenmiş bir "yeni plan hazırlığı" mesajı veriyor.
3) Başta Almanya ve Fransa olmak üzere PKK'nın, AB'den artık yüz bulamayacağı izlenimleri de algılanıyor Schröder'in sözlerinden.
AB'ye üyelik yolundaki bir Türkiye'nin "Avrupalı pasaportunu" herkes yeğleyecektir. Ayrılıkçıların işleri zorlaşıyor.
4) Schröder uyarıyor: "Tarih alınsa da müzakereler zorlu geçecek ve uzayacak..."
Ama 40 yıllık uzun yürüyüşün hatta sonu belirsiz yürüyüşün sonunda nihayet elinde yol haritası oluyor. Varılacak yer belli.
Bu koşullarda 10 yıl daha kolay geçer.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|
|

|