|
Fransa'nın Türkiye takıntısı
GENEL kanaat odur ki, "Avrupa Birleşik Devletleri" projesi öldü. Avrupa Birliği artık "federal devlet" değil, ekonomik öncelikli bir "milli devletler topluluğu" olmaya doğru yürüyecek!
"Federal Avrupa"yı esasen Fransızlar öldürdü.
İngilizlerin The Economist dergisi bu hafta müthiş bir sembolizmle, Fransız Devrimi'ne dair ünlü bir tabloyu kapak yaparak bunu kibarca ifade etti.
David'in meşhur yağlıboya tablosu: Devrimin azgın tahrikçisi Marat'nın banyo küvetinde bıçaklanarak öldürülmüş halini resmediyor...
Marat, vücudunu saran egzema illeti için her gün saatlerce küvette ilaçlı su ile banyo yapardı. Devrimin kan çılgınlığına tepki duyan Charlotte Corday adlı bir genç kız, onu kalbinden bıçaklayarak küvette öldürmüştü.
Tabloda, Marat'nın divit tutan elinin cansız yana düştüğü, yazısının yarım kaldığı görülür.
* * *
FRANSIZ ve Hollanda oylarıyla AB Anayasası da böyle yarım kaldı; hiç de üzülmüyorum doğrusu!
"Brüksel'in kibirli bürokrasisi" beni de sinirlendiriyor. Halka karşı siyaseten sorumsuz, uzaklarda, Brüksel'de inşa ettikleri muhteşem şatodan fermanlar yağdıran "Avro-bürokratlar"a halkın tepki vermeye başlaması ve halka karşı en azından her dört yılda bir hesap veren "milli hükümet"lerin öne geçmesi elbette daha iyi...
Bu bakımdan De Gaulle'ün Fransa'sını severim doğrusu... Ama Fransız "hayır"larında asıl faktör, sağ ve sol radikalizm, sosyal paranoya, Türkiye karşıtlığı, Jakobenvâri kibir gibi faktörlerdir.
Hollanda'nın "hayır"larında da Türkiye karşıtlığı, yabancı düşmanlığı büyük rol oynadı.
"Hayır"lar sadece Brüksel bürokrasisine karşı olsaydı, hayırlı bir yeni projeye temel olabilirdi. Ama şimdi "hayır"ların şoven, bencil, dar kafalı, illiberal bir Avrupa'ya yol açması tehlikesi vardır.
* * *
FRANSIZ siyasi kültürünün beni daha da korkutan tarafı, o çok tanıdık paranoyalarının, saplantılarının daha da kabarmasıdır.
Zeynel Lüle Brüksel'den bildiriyor:
"Fransa, referandumun faturasını Türkiye'ye çıkarmaya hazırlanıyor!.. Paris, AB'nin Türkiye'ye vereceği fonların kullanımını frenleyecek!"
Zeynel Lüle devam ediyor:
"Paris, Türkiye'nin 3 Ekim'de AB ile başlayacak müzakere sürecini 'belirsizliğe' itmek istiyor..."
Zeynel Lüle devam ediyor:
"Paris, Türkiye'ye 'imtiyazlı ortaklık' teklifi için AB üyeleri ile görüşmelere başladı..."
Fransız ruhu maalesef savrulmalardan kendini alamıyor. Jakoben dar kafalılığı, kibirlilik, paranoyalar, takıntılar...
Marat-Charlotte sendromu adeta!
Şimdi de Fransız ruhunda "Türkiye takıntısı" mı oluşuyor diye endişeliyim.
Sen on yıldır sendikalarından kork, reform yapma, ekonomin duraklayıp da işsizliğin tavana vurunca suçu Türkiye'ye yükle!
Geçenlerde Robert Gildea'nın "France Since 1945" kitabını okurken dikkatimi çekti. 1957'lerde de sağcılar, solcular Avrupa entegrasyonuyla ilgili bir konuda 'istemezük' diye birleşmişler. Ve Fransız solunun ünlü devlet adamı Pierre Mendes France Haziran 1957'deki ünlü konuşmasını yapmış:
- Fransızlar!.. Almanya'nın sanayi alanına egemen olması, işsiz İtalyanların ülkemize dolması tehlikesine karşı sizi uyarıyorum! (Sf.16)
İşte bu takıntı, bu kafa! Yarım asırda ne değişmiş?
Ama takıntılar fena akıl hocalarıdır...
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|