Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Ocak 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Müstehcen namaz


Hepimiz bal gibi biliyoruz ki küçücük kız çocuklarına kara çarşaf giydiren, kızların okula gönderilmesini günah sayan, töre cinayetlerinde kızların öldürülmesine icazet veren "halk" tarikatlarının kimse bu kadar üzerine gitmiyor.
Hatırlarsınız herhalde, eğitim yılının başında, kızlarını okula değil yatılı Kuran kursuna gönderen, tarikat mensubu babaların nasıl gönlünü yapmaya çalışıyordu eğitim görevlileri ve gönüllüleri. Bin bir rica, bin bir alttan alma... Güçlünün kim olduğu çok belliydi.
Sıra "halk" tarikatlarına gelince, bal gibi biliyor herkes, Türkiye'nin her yerinden, yüzlerce otobüse doluşup insanlar, Adıyaman'daki şeyhlerinin ayağını öpmeye gidiyor.
Devasa ekonomik ağlar oluşuyor ve insanlar evlenmekten araba almaya kadar bütün kararlarda şeyhlerinin rızasını alıyor.

Şeyhin yoksa...
Bu tarikatlar ve şeyhler ya da daha zararsızlaştırılmış adlarıyla "hocalar", dev ekonomik ve sosyal ağları yönetiyor. Bu ülkede giderek daha büyük bir çoğunluk böyle yaşıyor. Muhafazakârlaştırılmış Türkiye'de artık herkesin bir şeyhe bağlanması normalleşiyor.
Yani bu yazıyı okuyan sen kardeşim, bir şeyhin yoksa pek normal sayılmazsın. Normal olmadığın için "halktan" da sayılmazsın. Bu da seni otomatik olarak "sosyete" yapabilir.

Başı açıksa sosyete!
Nicedir böyle bu. Bugün Türkiye'de AKP'yi de iktidara taşıyan "Müslüman olduğumuz için mağduruz" söylemi artık yeni bir biçim kazanıyor. Artık dindar olmak, sınıfsal bir aidiyet olarak da görünüyor, gösteriliyor. Siyasal İslam, kendi saflarını sınıfsal bir tepkiyle beslemeye başlıyor. Siyasal İslam-laisizm çatışması giderek daha sınıfsal bir düzlemde ifade buluyor. Başı açık kadınlar "sosyetik" oluyor böylece, sıradan olandan birazcık farklı olan adamlar "entel", Kuran kursuna gitmeyen çocuklar "zengin çocuğu".
Artık siyasal İslamın mevzilerinde, insanların ta içlerinde din, halkın kimliği; onlar gibi dindar olmamak da "halk düşmanlığı" sayılıyor. İş, giderek daha keskin bir biçimde buraya varıyor.
Basın da başı açık namaz kılanları "sosyete tarikatı" olarak adlandırıyor, çünkü sözünü ettiğim "halk", başı açık namaz kılan kadınları ve kocalarını "sosyete" olarak görüyor. Üstelik bu ülkede tarikatların çoğu parayla oynarken asıl ve mağdur "halk" her nasılsa onlar oluyor. Siz, çoğundan az kazanırken, herhangi bir esnaf cemaatine dahil değilken "sosyete" oluyorsunuz misal.
"Öteki" biziz artık. Tarikatçılar kadar "dünyalığımız" olmamasına rağmen "üst sınıf" biziz.

Kadının orası burası
ATV'de Ali Kırca, son derece isabetle, iki keredir canlı yayın yapıyor konuyla ilgili. Zekeriya Beyaz, Bayan Hatemi ve İstanbul Müftüsü ile konuşuyor birinde, diğerinde Yaşar Nuri Öztürk'le.
Konu giderek kadınların oraları buralarına bağlanıyor. Hatta Bayan Hatemi başı açık ve erkeklerle birlikte namaz kılma suçunun cezasız kalmayacağını büyük bir iştahla vurguluyor, kâfirlerin hapse gireceğini heyecanla söylüyor.
Öztürk ise "İslamın Hıristiyanlaştırılması" olarak görüyor hadiseyi. Başka biri kadınlarla erkeklerin namaz esnasında birbirine değmesinin "akla bin bir türlü şey getireceğini" anlatıyor.
Ben inanmadığım için bilemem ama insan ibadet ederken o kadar müstehcen hisler içinde midir? Bir erkek bir kadını kardeşi, din kardeşi olarak göremez mi hiç? Kadınlar kesintisiz olarak müstehcen varlıklar mıdır Müslüman erkeklerin gözünde? Kadının erkekle eşit koşullarda ibadet etmesi Hıristiyanlaştırma mı olur? İslam bu kadar "üniformalı" bir din midir? Kadınların erkeklerle eşit tapınmaları tanrıyı mı yoksa aslında cemaatin önünde saf tutmaya alışık erkekleri mi sinirlendirir? Tanrının oğlan çocukları ayrıcalıklarının ellerinden alınmasına mı gıcık olmaktadırlar aslında?
Bir düşünsünler bakalım. Az düşünsünler...

Mühim not: Bir hafta yokuz. Umarım bir sürprizle geri döneceğiz...

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Müslüman Kalvinistler!
MERHUM Ahmet Taner Kışlalı bir yazısında Kema...
Çetin ALTAN
Enternasyonalist Davos kapitalizmi ve nasyonalist Caracas sosyalizmi
Önce Marksist, yahut bilimsel diyalektiğin ka...
Melih AŞIK
Ankara trafiği
Ankara'da meydana gelen ve 8 Dışişleri Bakanl...
Fikret BİLA
Güler: Doğalgaz sözleşmeleri kötü yapılmış
Havaların soğumasıyla birlikte başlayan doğal...
Hasan CEMAL
Kirli oyun!
Irak'ta kirli oyun... Nedir? Amerikan işgalin...
Güneri CIVAOĞLU
Başı açık namaz...
Profesör Dr. Beyza Bilgin, Ankara İlahiyat Fa...
Abbas GÜÇLÜ
Türkiye, bilişim çağını yakalayabilir mi?
Matbaayı yüzlerce yıl sonra kabullendik. Endü...
Hurşit GÜNEŞ
Kar ve soğuğun ekonomik maliyeti
Geçenlerde basında Rusya'dan gelen soğuk hava...
Sami KOHEN
Hamas neyi seçecek?
KİMSE böyle bir sonuç beklemiyordu... Filisti...
Metin MÜNİR
'Mr. Ali'nin Türkiye medya siftahı
Ali Özmen Safa adlı Kıbrıslı işadamı Star gaz...
Faik ÖZTRAK
Küresel ekonomik durumun kalıcılığı
Bugün dünyada yaşanan likidite bolluğunu yeni...
Hasan PULUR
İmtiyazsız, sınıfsız bir toplum
DELİKANLI motosiklet kullanıyor, hem de çok f...
Derya SAZAK
Derviş'in kitabı
Kemal Derviş'in yeni kitabı, 'Krizden Çıkış v...
Meral TAMER
Merkel: Yeniliğe siyasetten başlanmalı
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Çin Başbakan...
Ece TEMELKURAN
Müstehcen namaz
Hepimiz bal gibi biliyoruz ki küçücük kız çoc...
Osman ULAGAY
Intel Başkanı Barrett: Büyü öğretmenlerde
Dünyanın önde gelen mikroişlemci üreticisi In...
Güngör URAS
TÜSİAD'çılar 'karamsar' olmuş
TÜSİAD'ın 36'ncı genel kurul toplantısına kat...
M. Ali BİRAND
AB, Ankara'yı bu defa iyi anlamalı
Uluslararası ilişkileri iyi bilirim.

© 2006 Milliyet