|
 |
|
|
Belçika seyretti
Belçika, terörist Fehriye Erdal'ın kaçısını kelimenin tam anlamıyla seyretti. Ev hapsinde tutulması gereken Erdal'ın kaçışı ilgili bakanlıklarla güvenlik birimlerini karşı karşıya getirdi
Güven Özalp - Brüksel
Belçika, Sabancı Center suikastı sanıklarından terörist Fehriye Erdal'ın 1999'da yakalanmasından bu yana izlediği politikalar ve tüm uyarılara karşın sürdürdüğü uygulamalarla davayı yılan hikâyesine döndürdükten sonra, bu kez de teröristin kaçışını kelimenin tam anlamıyla seyretti. Polis gözetiminde ev hapsinde tutulması gereken Erdal'ın karar açıklanmadan önce elini kolunu sallayarak kaçması, ilgili bakanlıklarla güvenlik birimlerini karşı karşıya getirdi.
Muhatap kim?
Erdal'ın kaçışı nedeniyle İçişleri ve Adalet bakanlıkları arasında gerilim yaşandı. Erdal'ın izlemede tutulduğu varsayılan ev, İçişleri Bakanlığı'nın sorumluluğunda bulunuyordu. Bakanlık yetkilileri ise muhatabın Adalet Bakanlığı olduğunu dile getirdi. Bunun nedeni, Erdal'ı normal polis birimlerinin değil gizli servis elemanlarının "izlemesi" ve bu birimlerin Adalet Bakanlığı'nın emrinde olmasına bağlandı.
İstihbaratı atlattı
Hedefteki iki isim olan Adalet Bakanı Patrick Dewael ve İçişleri Bakanı Laurette Onkelinx de dün akşam saatlerinde yaptıkları ortak açıklamada, Erdal'ın 19 Şubat'ta yakın takibe alındığını ancak 27 Şubat akşamı "gözaltında olması gereken evi polise bilgi vermeden" terk ettiğini duyurdu. Erdal'ın evden, önceki gün 6 yıl hapis cezası alan örgüt sözcüsü Musa Asaoğlu ile birlikte ayrıldığı belirlendi. Bakanların açıklamasında, "Erdal'ın istihbarat servisine izini kaybettirmeyi başardığı" yönündeki ifade dikkat çekti. Olayın ardından tutuklanan Asaoğlu'nun da konuyla ilgili olarak Bruges Cezaevi'nde polis tarafından sorgulandığı öğrenildi.
Hollanda şüphesi
Hakkında uluslararası arama ve tutuklama emri çıkarılan Erdal'ın izine Belçika'da rastlamayan güvenlik birimleri, komşu ülkelerle yoğun temas başlattı. Belçikalı yetkililerin temasa geçtiği Hollanda'nın da birtakım operasyonlar düzenlediği kaydediliyor. DHKP-C lideri Dursun Karataş'ın da 1999'dan bu yana bu ülkede gizlendiği belirtiliyor.
Türkiye'ye bilgi
Türkiye de Belçika'da yaşanan gelişmeleri yakından izliyor. İlgili birimlerin Türk Büyükelçiliği ile temasa geçerek Erdal'ın kaçtığına dair bilgiyi, resmi kanallar aracılığıyla ilettiği öğrenildi.
Schmitz: Demek polisten hızlıymış
GÜVEN ÖZALP Brüksel
Fehriye Erdal'ın 1999'da Brüksel'de yakalanmasından bu yana Sabancı ailesinin avukatlığını yürüten Fernand Schmitz, Bruges Mahkemesi'nin kararının Türkiye bağlantılı dosyayı olumlu etkileyeceği görüşünde.
"Kaçışı suçlu olduğunu ve bedelini ödemek istemediğini gösteriyor" diyen Schmitz, Erdal ve avukatlarının şu ana kadar savundukları tüm tezlerin çöktüğünü ifade etti. Erdal'ın yalanlarının sonuna geldiğini kaydeden Schmitz, şöyle konuştu: "Bence artık siyasi bir suikasttan bahsetmek mümkün değil. Bu olayı DHKP - C'nin üstlendiği gayet açık. Bruges kararında da DHKP - C'nin terörist ve suça dayalı eylemlerde bulunduğu net bir şekilde ortaya konuldu. Sabancı Center'da işlenen cinayetler de bundan başka bir şey değil. Yıllardır söylenen yalanların maskesi düştü."
'Ev hapsi emin değil'
Gözetim altında ev hapsinde tutma yönteminin Erdal düzeyindeki bir terörist için uygun bir yöntem olmadığının kanıtlandığını söyleyen Schmitz, "Bu yöntem hiçbir zaman hapis kadar emin değildir. Bu tür uygulamada kapıyı açar, dışarı çıkarsınız. Eğer polisten daha hızlı koşuyorsanız şansınız vardır. Demek ki Erdal polisten daha hızlıymış" dedi.
Erdal'ın yakalanma ihtimali konusunda iyimser olan Schmitz, "Kısa sürede bulunma ihtimali var, çünkü artık kaçakların belirlenip yakalanması konusunda Avrupa eskisine oranla çok daha etkili. Ayrıca Erdal'ın yakın bir zamanda kaçtığını unutmayın. Başka bir deyişle izi taze ve bu tür kaçışlarda iz bırakmamak pek mümkün olmuyor" diye konuştu.
ANALİZ
Hep yanlış adım attılar
GÜVEN ÖZALP Brüksel
Belçika, başından bu yana terörist Fehriye Erdal'ın dosyasıyla ilgili olarak izlediği politikalar nedeniyle yoğun bir şekilde eleştiriliyor. AB tarafından oluşturulan, DHKP-C'yi de kapsayan, terör örgütleri listesinde Belçika'nın da imzası olmasına rağmen, Ankara'nın bu örgüt ve Erdal konusunda yaptığı uyarılar sürekli hasır altı edildi.
Yargı makamlarının da anlaşılmaz bir tutum sergilemesi üzerine Erdal ve arkadaşları yıllar boyunca Belçika'da adeta "himaye" altında yaşadı. Ancak gündeme gelen uygulamaların tutarlı bir yanı yoktu:
Türkiye'ye sürekli ret: Türkiye, terörist olarak gördüğü Erdal'ın iadesi için bugüne kadar 4 kez başvurdu. İlk başvuru Belçika yargı makamlarınca Türkiye'de idam cezası bulunması ve Erdal'ın bu cezaya çarptırılmasa bile işkenceye maruz kalacağı gerekçesiyle redddedildi. Türkiye'nin bu konularda reformlar gerçekleştirmesi Belçika'yı ikna etmeye yetmedi. Bundan sonra yapılan iki başvuru da çeşitli bahanelerle geri çevrildi. Türkiye bundan çok kısa bir süre önce 4'üncü kez Erdal'ın iadesini talep etti. Terör örgütü diyemediler: Erdal'ın avukatlarının oluşturduğu savunmanın etkisinde kalan Belçika yargısı, DHKP-C'nin terör örgütü olduğunu kabul etmemek için yıllarca direndi. Özellikle terör eylemlerinin Avrupa'ya sıçramasının ardında Belçika değişiklik sinyali vermeye başladı. Bruges Ceza Mahkemesi'nin örgütü terör örgütü, Erdal'ı da bu örgütün üyesi olarak görmesi, bu değişikliğin en önemli sinyali olarak görülüyor. Etkin denetim yapmadılar: Erdal'ı Türkiye'de işlediği suçlar nedeniyle yargılamayan Belçika'nın gözetim altında ev hapsinde karar kılması, Erdal'ın arayıp da bulamayacağı bir ceza olarak gündeme geldi. Türkiye'nin uyarılarına rağmen bu uygulamayı devreye sokan Belçika, Erdal'a olağanüstü esneklik gösterdi. Normalde evden çıkmaması gereken Erdal'ın zaman zaman bulunduğu adresi terk ettiğinin belirlenmesi mahkeme kayıtlarına bile geçti. Son gün Federal Savcı'nın, "Her an kaçabilir, önlemleri artırın" uyarısı da Belçika güvenlik birimlerinin harekete geçmesini sağlayamadı.
|
|
|

|