|
 |
|
|
Ankara izlenimleri (4)
PKK ile ulusalcı cephe!
ANKARA
Avrupa Birliği'ne üye bir ülkenin başkentteki büyükelçisiyle geçen gün Güneydoğu ve PKK konusunda sohbet ediyorduk. Söz, ne yapmalı sorusuna gelince şöyle dedi:
"PKK'nın silah ve şiddetten vazgeçmesi... Ve bunu şartsız olarak yapması... Bu arada kaç kez söyledim (Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı) Osman Baydemir'e, PKK ile arasına mesafe koyması ve PKK'ya silah bırakma çağrısı yapması için..."
Ama PKK oralı değil.
Şiddet düğmesine basıyor.
PKK, terör ve şiddet düğmesine bastıkça, öbür taraftan, muhalefet odaklarından da devlet nerede feryatları yükseliyor. Hükümet, daha sert önlemler almadığı gerekçesiyle eleştiriliyor.
Şehit cenazeleri çoğaldıkça, Başbakan Erdoğan'ın söylemi de sertleşiyor.
Başbakan'ın bu üslubu bir yandan 'devlet sorumluluğu'nun, devlet içindeki dengeleri kollamanın, öte yandan 'AKP Grubunu bir arada tutma'nın gereği olarak görülüyor AKP'de...
Ama aynı zamanda 'milliyetçi havuzdaki oylar'la ilgili kaygının da bir ürünü sayılıyor Başbakan Erdoğan'ın bu sert üslup ve söylemi...
Bazı odaklar da, siyaset dünyasında aklı ve mantığı arka plana atan bir tırmanışı, bir 'kısır döngü'yü körüklemek istiyor. Ya da şiddetin şiddeti doğuracağı bir milliyetçilik yarışı açılıyor.
Bir AKP kurmayı şöyle dedi:
"Bu tırmanış iki taraflı olarak körükleniyor. Bir yanda PKK, öbür yanda ulusalcı cephe denenler... Ya da kızılelma koalisyonu..."
"Neden?"
TUZAK...
"İki taraf da Türkiye'nin Avrupa Birliği yolunu kesmenin, Akparti hükümetini zayıflatmanın peşinde. Cumhurbaşkanı seçimine dönük hesaplar da olabilir bunun içinde. Kriz yoluyla bizi Çankaya konusunda istemediğimiz bazı tercihlere zorlamak gibi... İki taraf da Güneydoğu'da yangının büyümesinden yana. Yeniden savaş ortamı, şiddet... Yeniden özgürlük ve demokrasi alanının daraltılması... Yeniden 'devlet nerede' feryatlarıyla Güneydoğu'da halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmek, çatıştırmak..."
"Böylece nereye gidilecek?"
"Oyun açık... Şiddet şiddeti doğururken, olağanüstü hal falan ilan edilecek... AB ile müzakerelerin dondurulması, askıya alınması... AKP'nin Avrupa projesine darbe vururken, partinin Meclis Grubunu bölmek, AKP hükümetini zayıflatmak, elini kolunu bağlamak... İstedikleri bu."
"Siz ne yapacaksınız?"
DAHA ÇOK DEMOKRASİ!
Bu soruyu değişik kademelerdeki AKP ve Hükümet yetkililerine sordum.
Birkaç noktada kafalar net:
"Terörle elbette gereken mücadele yapılacak. Ancak halkla güvenlik güçlerinin karşı karşıya gelmesine, çatışmasına kesin engel olunacak. Son Diyarbakır olayları bu bakımdan bir örnek... Güvenlik güçleri dikkatli davrandı, aşırı tepki vermekten bilinçli olarak kaçındı. Halk, esnaf şimdi Diyarbakır'da çok kızgın PKK'ya... Terör örgütüyle halk birbirine karıştırılmayacak. Kürt sorunuyla terör arasına çizgi çekilecek. Demokratik hak ve özgürlükler budanmayacak. Şiddetle mücadele edilecek ama daha çok demokrasi hedefi gözardı edilmeyecek. Olağanüstü hal vesaire yok. Askerde, poliste mevcut yasalara ilişkin şikayetler var. Bazıları haklı. Bunun için bazı yasal düzenlemeler yapılacak ama özgürlüklerden geri gidilmeyecek."
Vurgulanan bir başka nokta:
"PKK, şiddet ve terörden, silahtan kayıtsız şartsız vazgeçmek zorunda. Başka yolu yok!"
DÖNÜM NOKTASI!
PKK'nın hükümeti masaya çekmek ve af yolunu açmak için de şiddeti yeniden başlattığı belirtiliyor AKP kurmayları arasında. Güneydoğu'yu yakın markajda tutan bir AKP yetkilisinin şu değerlendirmesi ilginç:
"Dönüm noktası bence 2004'ün yerel seçimleri oldu. Akparti bu seçimlerle Dehap'ı Güneydoğu'da geçti. Bu sonuç, PKK'yı çok rahatsız etti. Ayrıca yöre halkı, demokrasi yoluyla Akparti hükümeti zamanında bazı haklar elde etmeye başladığını gördü. Bu bölgenin insanı şiddetten fazlasıyla çekmişti zaten. Artık silah sesi duymak istemiyordu. Silahın çıkmaz sokak olduğunu sade vatandaş gibi, PKK saflarındaki, dağdaki bazı militanlar da görmeye başladı. PKK'ya artık eskisi gibi Avrupa'da da yüz verilmiyor. Şiddet ve silahtan vazgeçmesi için Avrupa'dan da baskılar büyüyor. Disiplinle ilgili, parayla ilgili güçlükleri de su yüzüne çıktı. PKK böylece altındaki zeminin kaymaya başladığını görünce, düğmeye bastı AKP'ye karşı... Şiddetle, terörle halkı güvenlik güçleriyle karşı karşıya getirerek yeniden güçlenmenin yollarını aramaya koyuldu bir kez daha..."
Aklımda bir soru vardı:
AKP hükümeti 2002 sonunda ilk kurulduğu sıralarda, acaba PKK'lıları dağdan indirmek konusunda bir fırsat kaçırmış mıydı? Bu konuda devletin tepelerinde, askeri ve sivil odaklarda o zamanlar uç vermeye başlayan mutabakattan yararlanmış mıydı?
Böyle bir fırsatın kaçtığından söz ediliyor. Parti Meclis Grubuna yönelik yeterli markajın yapılmaması yüzünden fırsatın kaçtığı belirtiliyor.
Ne kadar inandırıcı, bilemiyorum.
Gerçekten istense ve bazı uyarılar dikkate alınsa, "dağdan indirme" projesi gerçekleşebilir ve şiddete devamdan yana olan PKK yönetimi çok güç durumda bırakılabilirdi.
Bu proje gerçekleşebilir mi?
Daha zaman var. Bunun için, sanıyorum, bir yandan Güneydoğu'da sükunete varılması, öbür yandan seçimlerin geçmesi gerekiyor.
KÜRT KAMUOYU!
Önemli bir nokta daha var:
PKK'nın silah ve şiddetten vazgeçmesi için bir 'Kürt kamuoyu'nun oluşması! Kürt aydınlarının, işadamlarının, belediye başkanlarının, siyasetçilerin PKK'ya karşı da seslerini yükseltmeleri...
Olabilecek mi?
Olabilir. Şimdiden bunun olumlu işeretleri su yüzüne vurmaya başladı.
Dileriz devamı gelir ve PKK'ya karşı şiddet ve terörün çıkmaz sokak olduğunu, silahla bir yere gidilemeyeceğini, eski filmi bir daha seyretmek istemediklerini açıkça ve toplu olarak bağırırlar.
Yarın Ankara izlenimlerinin beşincisi...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|


 | Taha AKYOL | | Sezer Güneydoğu'ya TBMM Şemdinli Olaylarını Araştırma Komisyonu ... | |  | Çetin ALTAN | | Isırgan otu ve pist, pist... Mafya filmlerinde, tetikçi pusuya yatar ve öl... | |  | Melih AŞIK | | Küreselleşiyoruz! Yunan araştırma şirketi Kapa Research'ın yapt... | |  | Fikret BİLA | | Sezer'e yanıt değil, kulak verilmeli Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Harp Akadem... | |  | Hasan CEMAL | | PKK ile ulusalcı cephe! Avrupa Birliği'ne üye bir ülkenin başkentteki... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Hamas taklası Öyle bir "keskin" mantık ki... Ebemkuşağı gib... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | Koç, eğitim ve bilişim çağı Koç topluluğunun eğitime olan ilgisi öteden b... | |  | Hurşit GÜNEŞ | | Uçuşan fiyatlar baloncuk mu? Petrol fiyatının varili 70 dolara dayanırken,... | |  | Metin MÜNİR | | Masonlar, yalanlar, geride kalanlar Süleyman Demirel 1964'te mason olmadığına dai... | |  | Faik ÖZTRAK | | Dış borçlar cari açıktan daha hızlı artıyor Bu hafta başında açıklanan şubat ayı ödemeler... | |  | Hasan PULUR | | Yabancı dil mi, yabancı dille eğitim mi? İNSAN en umutsuz, en karanlık gününde birden ... | |  | Derya SAZAK | | SHP-HEP ittifakı 1991 seçimlerinde Doğu ve Güneydoğu illerinde... | |  | Meral TAMER | | Nükleercilere soru: Teknolojisi son 15 yılda eskimeyen sektör var mı? Dün özel sektörün ağır toplarının da görüşler... | |  | Güngör URAS | | 'Bonocular' madalya alıyor, 'mevduatçılar'ın ismi geçmiyor Geçen yıl birikimlerini Hazine bonosu ile dev... | |  |  | M. Ali BİRAND | | Çok laf var hareket yok Son 7 yılda bütün bunları unutmuştuk. | |
|
|