|
"Yüz Yıl Savaşları" ve maden suyu sodası
Napolyon'un ünlü bir sözü vardır; "savaş nedir" sorusuna şu yanıtı vermişti:
- Para, para, para...
***
Savaşların para mı getirdiği, para mı götürdüğü sorusu yeterince aydınlanmış değil...
Şayet:
- Savaşlar para götürür, derseniz...
Paralar nereden nereye ve kimlere gitmekte?
Yok:
- Savaşlar para getirir, derseniz...
İnsanlar öldükçe, ezildikçe, kahroldukça parayı kimler kazanmakta?
Savaşlardan kimlerin kârlı, kimlerin zararlı çıktığının ayrıntılarıyla incelenmesi; sürekli gündem dışı tutulmuştur maalesef...
Belki de asıl kazık yiyenlerin, kazığı nasıl yediklerini anlamamaları için...
***
Ortadoğu'nun "El Kaide, Hizbullah, Hamas, Müslüman Kardeşler" türü, "İslami cihat" coşkusunu, fırsat çıktıkça şiddet eylemlerine dönüştüren ve karşılığında füzeleri, uçak bombardımanlarını, tankları, topçu ateşlerini tetikleyen örgütleri, kimler için ne tür getirilere, kimler için ne tür zararlara sebep olmakta?
"Din, iman, vatan, millet, toprak bütünlüğü" kavramlarının ötesinde; kimler kârlı ve kazançlı çıkmayı umarken, kimler kârlı ve kazançlı çıkıyor gerçekte?
Örneğin 1. Dünya Savaşı'nın sonunda Enver Paşa, kârlı ve kazançlı çıkacağını sanmıştı ama; gerçekte acaba kimler kârlı ve kazançlı çıktı en çok?
Bilimsel bir objektiviteyle asla ayrıntılarına inilmemiş konular işte...
***
Fransa ile İngiltere arasında 1337'den, 1453'e kadar sürmüş olan "Yüz Yıl Savaşları"...
İngiltere Kralı III. Edvard; Fransa Kralı Güzel Filip'in de torunuydu. Dedesinin kardeşi VI. Filip tahta çıktığında, onu tahtından indirip, Fransa'nın da kralı olmak istedi.
Bir başka neden de, İngiltere ile yün ticareti yapan, kuzeydeki zengin Flaman kentlerini, kendi egemenliği altına almak isteğiydi.
Krallığına krallık katmak, lider olmak, tapılası biri olmak ve bol paralı bir saltanat ortamında yaşamak tutkusu da; görünmeyen nedenleri arasındadır birtakım savaşların...
***
III. Edvard, çatur çutur yendi dedesinin kardeşi olan Fransa Kralı VI. Filip'i... Arkasından hayatının son yılında, Kara Prens unvanlı oğlunun başarıları sayesinde, Fransa Kralı İyi Jan'ı da yendi ve Fransa Kralı İyi Jan tutsak olarak götürüldü Londra'ya...
***
"Yüz Yıl Savaşları" kimlere ne avantalar sağladı, kimler nerelerde ölüp ölüp gittiler?
***
Şöyle matrak, fantazist bir film yapılsa...
Filmin kahramanı, "Yüz Yıl Savaşları"ndan bu yana, tüm büyük savaşlarla birlikte, iki Dünya Savaşı'nı da yaşayarak, Lübnan ve Irak'taki Ortadoğu savaşlarını da izlemeye başlasa...
Ortaçağın mancınıklarıyla, zırh, kalkan, ok ve kılıçlarından, günümüzün uzun menzilli füzelerine kadar; silah sektöründeki gelişmelere, bunları üreterek satanların ve bunları satın alanların gizli görüşmelerine... Kimlerden toplanan paraların, kimlere nasıl ve ne hesaplarla akıtıldığı açık-seçik bir güzel taşınsa ekranlara...
***
Filmin tüm büyük savaşlardan geçmiş ölümsüz kahramanı; savaşlarda kabağın kimlerin başına daha çok patladığını da, kara bir mizahın limonatası içinde gösterse...
Ve okkanın altına daha çok yoksul kesimin gittiği de, tekrar tekrar vurgulansa...
Böyle bir film, ilgi görmez mi acaba?
***
Hızlanan iletişim ve ulaşım sayesinde; "barış"ın getirisi, "savaş"ın getirisine ağır basma yolunda...
İngiltere ile Fransa arasında "Yüz Yıl Savaşları" bir kez daha yaşanır mı?
Ya Almanya'nın öncülüğünde başlatılmış olan her iki Dünya Savaşı?
Almanya ile İngiltere, ABD ile Japonya bir daha bombalarlar mı birbirlerini?
***
Yüz yıllar boyunca milyonlarca insan öldükten, milyarlarca insan da ne yapacağını bilemez durumlara düştükten sonra; neden şimdi "Almanya ile İngiltere birbirini bombalar mı" sorusu, gülücükler uyandırıyor dudaklarda?
***
50 yıl sonra El Kaide'nin, yahut Hizbullah'ın, yahut Hamas'ın nerelerde "şiddet eylemi" yapacağı sorusu da, şaşkın bir gülücükle bükecek dudakları...
O zamana kadar ise yine en çok yoksul kesim yanacak kavrulacak ve kadınsız, kahkahasız erkek erkeğe kahvelerinin simgelediği köylü ağırlıklı yörelerin tepesinde, saltanatlarını sürdürmek isteyenlerin; "evrensel değişim"e karşı koymaya çalışmaları, bin bir çalkantı yaratacak...
Bizim fantazist filmin ölümsüz kahramanı da, 50 yıl sonra, yine kara bir mizahın limonatası içinde anlatacak bunları...
***
Daha uzun zaman süreceğe benzeyen Ortadoğu çalkantıları, nerelere bulaşır, nerelere bulaşmaz; onu da herhalde sabahtan akşama kendi propagandalarını yapanlarla, "kadınları cehennemlik olmaktan, ancak günde 5 vakit namaz kılmalarıyla, kocalarına itaat etmeleri kurtarır" diyenler düşünmeyecek.
***
Kayseri'de Yahyalı Devlet Hastanesi'ne kaldırılan ve "kokuyor, diğer hastalar rahatsız olmasın" diye taşındığı odada 2 gün tek başına unutulduktan sonra, orada ölüsü bulunan 77 yaşındaki Ali Şahin ise hiç düşünemeyecek.
***
"Yüz Yıl Savaşları"nı, Enver Paşa'yı falan bir tarafa bırakıp, övünelim arkadaşlar; Kandilli İskelesi'nde Suna Hanım'ın eliyle pişirdiği midye dolmaları çok güzel...
c.altan@prizma.net.tr
|
|