SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

FESTİVAL MEVSİMİ

.

Milliyet Haber

Sonbahar, dünyanın neresine giderseniz gidin sanat vaktidir. Yaz ayları çok renkli görünmekle birlikte, daha çok turistlerin ilgisine çekmeye yöneliktir etkinlikler... Sonbahar geldi mi, renkler çoğalır, sıcağın rehaveti kalkar ve günü eğlenceyle doldurma ihtiyacı, yerini daha derinlerin keşfine duyulan hazza bırakır. Tiyatro, resim, müzik ve çağdaş sanat sergileriyle beslenen İstanbul, bahar renklerinden ilham alır.

Önümüzdeki üç aylık periyodu çok iyi değerlendirmeli, ruhumuzu beslemeli ve zevkimizi renklendirmeli... İşte yakın tarihler için öneriler:

Contemporary İstanbul (Son gün): Bugün son gün. Eğer bu satırları okuduğunuzda saat çok geç değilse, hemen Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’ne... Bu yıl 14’üncü kez kapılarını açan, gerek çağdaş sanat meraklıları gerekse koleksiyonerler için dünyanın en iyi örneklerini
Türkiye’nin sanat çeşitliliğiyle buluşturan, harika bir platform.

İstanbul Bienali (14 Eylül-10 Kasım): Şimdiden programınıza alın, ya kendiniz bir gezi planı oluşturun ya da rehberli bir program seçip, dahil olun ama muhakkak içinde bulunun. Pek çok ücretsiz etkinlik var, İKSV’nin sayfasından detayları
inceleyebilirsiniz. 25 ülkeden
56 sanatçının katıldığı Bienal programı, Beyoğlu-MSGSÜ İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, Beyoğlu-Pera Müzesi, Büyükada Anadolu Kulübü, Büyükada Hacopula Köşkü, Büyükada Mizzi Köşkü ve Büyükada Taş Mektep gibi farklı mekanlarda, eserleri ziyaretçilerle buluşturarak, kollektif bir yaratım süreci oluşturuyor. Tüm bu sergiler ücretsiz ama ziyaret için İKSV internet sitesi üzerinden kayıt oluşturmak gerekiyor.

Bienal’in İstanbul’a en güzel katkılarından biri, kuşkusuz bir eserin, İstanbul’un kamu etkileşimine kalıcı olarak armağan edilmesi; bu sene İngiliz sanatçı Monster Chetwynd’in çocuk parkı mizanseni ‘Gorgon’un Oyun Alanı’, Maçka Sanat Parkı’na yerleştirilecek ve bundan sonra İstanbul’un ziyaretçileriyle bir açık hava sergisi olarak buluşacak. İstanbul’un sokak kedilerinden ve Yerebatan Sarnıcı’ndaki Medusa’dan ilham alan bu yerleştirme, muhakkak çocuklarla ziyaret edilmeli. Yine aynı sanatçının, çocukların ilgisini çekeceğini düşündüğüm bir başka yerleştirmesi ise Bienal boyunca Büyükada’daki Hacopula Köşkü’nde olacak. İnsana dönüşmüş yarasa, yılan, timsah ve örümcekten oluşan hibrit yaratık heykellerini, ben de heyecanla bekliyorum.

Bienal’in bebekli aileler için çok sevimli bulduğum bir etkinliğinden bahsetmek istiyorum, bebekli sabah turları... Her çarşamba sabah saat 10.00’da Pera Müzesi’nin kapıları, bebekli ebeveynlere ücretsiz olarak açılıyor ve üstelik rehber eşliğinde... Yalnız rezervasyon gerekli, hatırlatırım.

Tiyatro Festivali (13 Kasım-        1 Ocak): Biletlerinizi muhakkak önceden alın. Özellikle Rusya’nın köklü tiyatrosu Vakhtangov’un, Zorlu PSM’de sahneleyeceği, Puşkin’in büyük eseri ‘Yevgeni Onegin’ ve dünyanın önemli dans topluluklarından Ultima Vez’in, Uniq Hall’deki gösterisi ‘Trap Town’, merakla bekleniyor.  ‘Kaldırım Serçesi’, ‘İonesco Dosyası’, ‘Barakalar ve Saraylar’ (Leonce ile Lena üzerine bir çalışma), KADAR, Moskova Balesi’nden ‘Her Yol Kuzeye Çıkar’ ve yine Ruslar’dan ‘Sirk’, şimdilik kendi izleme listeme not ettiklerim... Başvuru tarihini kaçırdığım için, kendim oynamayı da kaçırdım ama umarım hiç değilse seyirci olarak bu festivali kaçırmam...

YAZI BİTİRMEK İSTEMEYENLERE...

Bu satırları yazarken, henüz Bodrum’dayım. Sabah sıcacık bir suda yüzdüm ve ardından yağmuru izledim. Her an sürprizlere açık bu mevsimin keyfi bir başka... Şu an birden kış geldi ama emin olun ki, bu satırlar size ulaşana kadar yeniden yaza keser Ege sahilleri... Eğer bu günden sonra, sonbaharda Bodrum’a gelmek niyetinde olanlar varsa, şu sakin günlerde keyfi çıkarılacak birkaç yemek mekanı önerisi size... Hazır balık mevsimi anca açılmışken, kazık yeme korkusu ve kalabalıklar da gitmişken, gelin buraların keyfini şimdi çıkarın. Fiyat olarak ekonomik olandan yukarı doğru küçük bir sıralama size:

Arka Pizzeria: Bodrum çarşıda, Kule Bar’ın aralığından girince, arkada ve Yalıkavak çarşı sahilinde olmak üzere, iki şubesi var. Pizza sevenler için 10 numara! Çok ekonomik olması da cabası... Mekan keyfi olarak, Yalıkavak sahilindeki tercihimdir.

Midye7: Yalıkavak Marina’nın arka tarafında... Tam anlamıyla Fransız usulü, tencerede midye-Moules Mariniere... Zaten sahibi bu yemeğin üstadı, Brükselli Leon’un şeflerinden biri...

Bodrum Müdavim: Bodrum çarşının sahilinde ve Kule Bar’ın tam karşısında, Kale’ye bakan kumun üzerinde... Mezeler efsane... Yaz-kış açık olması da, Bodrum’a kaçışa bahane.

Kahraman Balık: Deniz mahsulleri için delirenlere bir cennet... Gökçebel, Yalıkavak’ta deniz kenarında... Her türlü otla, deniz mahsullerinin buluştuğu tam bir gurme Egeli...

 

Yazarın Diğer Yazıları

  1. KADINLARA BİR İYİ BİR KÖTÜ HABERİM VAR
  2. Nezaket dönemi
  3. Yılın filmi: 'Joker'
  4. Kadınlar, kadınlarımız...
  5. DEVRiM ÜLKESi KÜBA
  6. Sessiz ve derinden
  7. Cahillik mutluluktur
  8. ‘Kadın, kadına destek olmadan olmaz’
  9. Cenette birkaç gün
  10. Akıl tutulmaları...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.